AKM elitlerin değil, halkındı!
12.11.2017 10:46 BİRGÜN PAZAR
Erdoğan, AKM’yi ‘elitlerin mekânı’ olarak lanse etse de, erken Cumhuriyet dönemi eseri olan AKM, kamusal bir mekândı ve amacı toplum ile sanatı buluşturmaktı

UĞUR ŞAHİN / [email protected]

İktidara geldiği günden bugüne dek, Cumhuriyet’i ve onun mimarisini hedef alan AKP’nin son kurbanı, yaklaşık dokuz yıldır kapalı olan Atatürk Kültür Merkezi (AKM) oldu. Cumhuriyet tarihinin simge yapılarından, kültür mirası AKM’nin yıkılacağı Olağanüstü Hal (OHAL) ortamında, AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hafta başında duyuruldu. “Yeni AKM’nin” tanıtımında konuşan Erdoğan, “AKM talihsiz bir mekândır” diyerek başladığı sözlerinin devamında, “Türkiye’nin 10 yıl önce yapması gereken proje bugün başlıyor, bundan dolayı üzgünüm. Çoktan AKM’yi bitirip hizmete sunmuş olacaktık. Bu 10 yılın hesabını kim verecek? AKM’nin yeniden inşasına karşı çıkan zihniyetle, Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesini engellemeye çalışan anlayış aynıdır” ifadelerini kullandı. Ancak, Erdoğan’ın açıklamasında en dikkat çekici olan kısım, “yeni AKM’yi” kast ederek sarf ettiği, “Burada belli bir elitin gelip programları izlediği bir yer olmayacak” sözü oldu. Öğrencisinden işçisi, memurundan sanatçısına dek yurttaşların ‘ucuz bilet’ satın alarak gittiği AKM’ye ilişkin Erdoğan’ın elit açıklaması, tepkilere neden oldu. Zira AKM, “bir grup elit”in mekânı değil, toplumu sanatla buluşturan, “kamusal” bir mekândı. İstanbul’un en önemli kültür ve sanat mekânı niteliğindeydi.

Erdoğan’ın açıklamaları ve AKM’ye ilişkin yıkım kararına dair usta tiyatro sanatçısı Rutkay Aziz, tiyatro eleştirmeni Yetkin Yüksel ve Mimarlar Odası’ndan Mücella Yapıcı ile konuştuk.

Cumhuriyet değerleriyle hesaplaşma söz konusu

Usta tiyatro sanatçısı Rutkay Aziz’e göre, AKM’nin yıkımının da Cumhuriyet’in değerleriyle bir hesaplaşma söz konusu. “AKM yapı olarak bir Cumhuriyet kazanımıydı” diyerek sözlerine başlayan Aziz, “AKM’de baleler sergilendi, operalar yapıldı. Bizim de oynadığımız oyunlar oldu. Orası elitlerin değil, İstanbul halkının bir mekânıydı. Halkın sanatsal etkinliklere gittiği bir mekândı” ifadelerini kullanıyor. Rutkay Aziz, AKM’nin yıkımına ilişkin ise şunları söylüyor: “Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını izledim. Mimarlar Odası’nı da takip ediyorum. Onlar, ‘yıkımının bir suç olduğunu’ söylüyor. Somut bir proje çıktı ilk defa. Dilerim gerçek anlamıyla kültür ve sanata hizmet eder. Yoksa bir talana mı gidilecek ve bundan bir takım insanlar rant mı sağlayacak, bunu yaşayıp göreceğiz.”

Kapatılması için devamlı mücadele vardı

Tiyatro eleştirmeni Yetkin Yüksel, AKM’nin “perdelerini kapattığı” 2008 yılındaki etkinlikleri yakından takip eden bir isim. Yüksel, “O yıllarda hep devamlı olarak AKM kapatılacak, tadilata girecek tedirginliği yaşanıyordu. Bu tedirginlik de insanları çok rahatsız ediyordu. Çünkü bakımı yapılmıyordu ve kapatılması için devamlı bir mücadele vardı” diyor.

Yüksel’e, bir tiyatro eleştirmeni olarak AKM’de bir oyun izlemenin nasıl bir duygu olduğunu soruyorum, yanıtlıyor: “AKM’de her imkân vardı. Türkiye’nin dünyana açılan merkezi olan Taksim’de güzel ve büyük bir salon vardı. Müzikaller oynanabiliyordu. Konserler ve operaların sahnelenebilmesi kolay şeyler değildir. Işıktan tutun, en arkada oturan seyircinin bile sahneyi olabildiğince görebilmesi gerekir. AKM, Tüm bu standartlara uygundu ve atmosferi de çok güzeldi.”

Elit dedikleri, sanatın peşinden koşan insan

Yetkin Yüksel, elit tartışmasına ilişkin ise, “Elit dedikleri insan, sanatın peşinden koşan insan” diyor ve ekliyor: “Elit diyerek hayatının orta noktasına sanatı, estetiği ve felsefeyi koyan insanları nitelendiriyorlar. Sanat için; halk ve elit ayrımına gerek yok. Tiyatro herkese açıktır. Kültürün, sanatın bile cepheleşmesi çok acı. Sanat tüm insanlığındır.” Yüksel, sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Türkiye’nin erken dönem mimarisi açısından AKM önemli bir örnek. Dünyanın her yerinde bu örnekler korunur. AKM’nin tadilatının yapılmasını çok isterdim. Yeni yapının mimarisinin o bölgeyi zedelemesinden korkuyorum.”

AKM’ye ilişkin elit söylemi kabul edilemez

“Elit söylemi AKM için hiç söylenemez.” Bu söz, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nden Mücella Yapıcı’ya ait. Yapıcı, Erdoğan’ın elit açıklamasına ilişkin şu yorumda bulunuyor: “Ben bu elit söylemini tersinden bir ayrımcılaştırma olarak görüyorum. Biz teknik üniversitede öğrenci iken AKM’yi çok kullanırdık. Çok ucuz bir paraya opera seyretmeye giderdik.”

AKM’nin özgür bir bina olduğunun altını çizen Yapıcı, şöyle devam ediyor: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi öz kaynaklarıyla opera olarak projelendirilmiş ve bitirilmiş tek binasıdır AKM. Özgünlüğü de buradandır. AKM’nin anı değeri vardır. Bütün bu özellikleriyle de koruma hukuku tarafından 1’inci derece kültür varlığı olarak tescillenmiş bir yapıdır. AKM bulunduğu alan itibariyle Taksim Meydanı’nın belirleyici bir öğesidir. Bu binanın yıkılıp, yerine yapılacak binaya ilişkin güzel ya da çirkin yaklaşımının yapılması bile çok yanlıştır. Bunun yapılması yıkımın meşrulaştırılmasıdır.”

Hiç kimse bize 10 yıl gecikmenin nedenini soramaz

Yapıcı, Erdoğan’ın “Bu 10 yılın hesabını kim verecek?” açıklamasına ilişkin şunları söylüyor: “AKM’ye ilişkin iki kere izin alınmıştır. Birincisinde binaya bilerek hasar verilmiştir ve yapım durdurulmuştur. Tekrar bizim de onayladığımız 2009’daki ‘güçlendirme projesine’ göre inşaat başlamıştır, ruhsat alınmıştır. Fakat bizde para yok dediler, Sabancı sponsor oldu. 2012 de inşaat tekrar başlamıştır. Gezi döneminde Erdoğan, ‘İnşallah yıkacağız, Barok yapacağız’ demiştir. Şimdi hiç kimse bize 10 yıl gecikmenin nedenini soramaz.”