AKP döneminde tüketicilerin karanlık durumu
01.06.2018 07:12 GÜNCEL

Turhan Çakar - Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı

AKP döneminde vaat edildiği gibi yoksulluk giderilmedi, tüketiciler daha da yoksullaştı. Gelir dağılımı daha da bozuldu. Dünyada gelir dağılımı yönünden en adaletsiz üçüncü ülke durumundayız. Tüketici vergisi olarak bilinen ve dünyanın en adaletsiz vergisi olarak adlandırılan dolaylı vergiler AKP döneminde daha da arttı. Dünyada en yüksek dolaylı vergi oranının uygulandığı birkaç ülkeden biriyiz. Türkiye bütçesinde dolaylı vergilerin oranı yüzde yetmiş dolayında. Bu oran AB ülkelerinde ortalama yüzde otuz beşlerde. Türkiye’de çok kazanandan, sermaye kesiminden değil, yoksuldan, emekçiden vergi alınıyor. Bununla birlikte, kayıt içi, kayıt dışı büyük bir vergi kaçağı var.

Bireysel kredi ve bireysel kredi kartı nedeniyle, bankalara borçlu olan tüketici sayısında ve borç miktarında çok büyük bir artış oldu. Bankalara olan borcunu ödeyemeyen milyonlarca tüketici takipte ve icrada.

Tüketicinin durumu giderek kötüleşti
Tüketicilerin satın alma güçleri düştü. Milyonlarca tüketici her geçen gün gıda başta olmak üzere, teme gereksinimlerine erişemez durumda. Milyonlarca tüketici açlık sınırının altında, on milyonlarca tüketici ise yoksulluk sınırının altında yaşamakta. Yanlış tarım ve gıda politikaları nedeniyle, böyle mükemmel bir coğrafyada dünyanın en pahalı eti süt ürünleri tüketilmekte. Ne yazık ki Türkiye tarımsal ürünlerde ve hayvancılıkta ithalatçı konumuna sürüklendi.

Yoksul ve dar gelirli tüketicilerden toplanan vergilerle kurulan kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT’ler) ve kamu kuruluşları yerli ve yabancı şirketlere yok pahasına satılmış peşkeş çekildi. Özelleştirmelerin yüzde doksan dolayında kesimi AKP döneminde gerçekleşti. Bu özelleştirmeler, özellikle de dar gelirli ve yoksul kesimlere, tüketicilere her yönden olumsuz olarak yansımış ve yansımaya devam ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti bütçesinin yapılışında ve uygulanmasında bırakınız tüketicinin temsiliyetini, şeffaflık kaldırıldı. Bütçe gelirleri, yoksul ve dar gelirli emekçinin-tüketicinin sırtında, kaynağın aktarıldığı kesim ise sermaye!..

Enerji yönünden uygulanan yanlış politikalar nedeniyle, ithalatçı konumunda olmamız ve enerjinin de dolar karşılığında ithal edilmesi sonucunda, dünyanın en pahalı akaryakıtını ve doğalgazını tüketen ülkelerin başında gelmekteyiz.

Akaryakıta sürekli olarak yapılan zamlar, iğneden ipliğe her mal ve hizmetin fiyatına zam olarak yansımakta. Tüm bu yanlış dışa bağımlı enerji politikalarının faturasını yoksul ve dar gelirli tüketiciler ödemekte. Diğer taraftan, tüketiciler Ankara başta olmak üzere, ülkemizde şehir şebeke suyunu, elektriği ve ulaşımı pahalı kullanmakta.

Yargıtayın hukuk devletine ve adalet anlayışına aykırı bularak iptal ettiği, faturalardan kaldırılması gereken elektrikten haksız olarak alınan iletim, dağıtım. Kayıp-kaçak, sayaç okuma ve perakende satış hizmet bedelleri AKP hükumeti tarafında yasallaştırıldı. Diğer taraftan, Rekabet Kurulu, 12 bankanın 2007-2011 tarihleri aralarında rekabete aykırı eylemini tespit etmiş ve yüksek para cezası vermişti. Danıştay da bu cezayı onaylamıştı. Ancak, mağdur edilen tüketicilerin haklarını arayabilmeleri için önleri açılmadı.

Özellikle, AKP döneminde, Türkiye’nin hemen her bölgesinde gelişigüzel sanayileşme, madencilik, taşocağı işletmeciliği ve diğer üretimler nedeniyle, çevresel yıkım ve tahribat uygulamaları arttı. Tarım toprakları hızla betonlaşmakta ve kirletilmekte. Bununla birlikte, yer altı ve yer üstü sularıyla denizlerde kirlenmeler arttı. Biyolojik çeşitliliğe zarar verilmiş ve verilmeye devam ediliyor.

Çarpık ve çirkin kentleşme, betonlaşma, yüksek gökdelenler, alt yapı önlemlerinin alınmaması İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok kenti yaşanmaz bir duruma getirdi.

Ulaşım konusunda Türkiye’de kent içi ve kent dışında yeterli önlemlerin alınmamış olması, toplu taşımacılığa önem verilmemesi, trafik kazaları ile yaralanmalar, can kaybı, çevre kirliliği ve bu soruna dayalı olarak sosyal maliyetler artıyor.

Sağlık ve çevre açısından riski ve tehlikeli olan GDO’lu ürünler ve hayvan yemleri ithalatına her yıl milyarlarca dolar ödeniyor. Piyasada sağlıksız ve güvensiz gıda maddeleri ve çeşitli tüketim malları üretilmekte ve tüketicilere satılıyor.

Baz istasyonları sokaklarda, yerleşim yerlerinde, binalarda gelişi güzel ve birçok yerde de gizlenerek kuruluyor.

Halktan haksız ücretler alınıyor
Ankara başta olmak üzere, doğalgazın kullanıldığı yerlerde tüketici haklarına ve yasal mevzuata aykırı olarak bir sayaç vurgunu yaşanıyor. Doğalgaz ile ilgili bağlantın tarifeleri ve bedelleri çok yüksek olmakla birlikte, sayaç açma-kapama bedeli ile güvence bedeli gibi haksız ücretler alınıyor.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasanın iptal edilmesiyle bun yerine 28 Mayıs 2014 tarihinde yürüklüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasayla daha öne yasal dayanağı olmayan bankaların tüketicilerden gelişi güzel aldığı ücret, komisyon, masraflar gibi soygunları yasal güvence altına alındı. 2003 tarihinde 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa kapsamına alınan ve belli koşulları yerine getiren tüketici örgütlerine verilecek destekler gene aynı yıl içerisinde yasadan kaldırıldı.

Kısaca, Birleşmiş Milletler’de kabul edilmiş evrensel tüketici haklarına birçok yönden hem yasal hem de pratik uygulama olarak aykırılıklar yaşanmış ve yaşanmaya devam ediliyor.