AKP geleceğimizi karartıyor!..
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Hafta sonu Mersin’deydim. Önce mutlu olduğum bir konuyu paylaşayım. 28 Kasım/6 Aralık tarihleri arasında gerçekleşen 1. Mersin Kitap Fuarı’nın son günü kitaplarımı imzaladım.

O gün fuara yoğun ilgi vardı.

Yetkililer “bir hafta boyunca bu ilgi aynen devam etti” dediler.

Gerek yayıncımız Siyah/Beyaz’ın standı önünde, gerekse diğer bölümlerde insanlar adeta yarışırcasına kitap seçmeye çalışıyordu.

Beni heyecanlandıran yanı, kitap alanların çoğunun gençlerden oluşması oldu.

Yaşadığımız bu çağda artık “gençler okumuyor!” düşüncesinin aksine, en azından Mersin gençliğinin, kitaba olan ilgisi hâlâ devam ediyordu.

Dikkatimi çeken ve beni çok sevindiren husus ise, birçok gencin elinde önceden hazırlanmış kitap listelerinin bulunmasıydı. Yani ne istediğini bilen, araştıran ve bulduğunda da sevinen dolayısıyla okuma sevinci yüksek bir gençlikle karşılaştım.

Bazılarıyla söyleştik, düşüncelerini ve olaylara bakış açılarını öğrenme fırsatı buldum. Müthiş heyecanlandım. Mersinli olmanın verdiği gururla göğsüm kabardı!..

••••

Diğer yandan Mersin’de müthiş bir ekonomik sıkıntı yaşanıyor. Esnaf “yok olmak üzere olduğunu” yüksek sesle dile getirmeye başlamış.

Seçimlerin üzerinden çok az bir zaman geçmiş olmasına rağmen, yeni kurulan hükümetin kendilerini koruyamayacağı kanısı yoğunlaşmış.

Oysa bir ay önce AKP’nin istikrar sözleri bir umut iken, özellikle son bir haftada gelişen olaylar ve hükümetin kifayetsiz kalışı onları hemen karamsarlığa itmiş.

••••

Mersin’in ekonomisinde tarım ürünleri hayli önem taşır. Nüfusun yarısına yakını sebze ve meyve yetiştirir. Özellikle narenciye tam bu dönemde hasat edilir.

Yani kentin gelir elde edeceği zamandır.

Rusya krizi sonrası, zaten batık ekonominin içinde yer alan basiretsiz tüccarlar Putin’in açıklamalarını bahane ederek üreticiyi ortada bırakmışlar.

Çiftçiyi koruyan ne bir kurum, ne de hükümet var.Bilindiği gibi Rusya’nın koyduğu ilk ambargo yaş meyve ve sebzeye olmuştur.

Daha uygulama başlamadan, sözler hava uçuşurken, Mersin’de fiyatlar düşürülmüş, vadesi gelen ödemeler durdurulmuş.

Daha kötüsü narenciye dalında bırakılmış.

Oysa gelecek yılın hasadını alabilmek için bu aydan ağaçların bakımına başlamalıydı.

Kısaca üretici kan ağlıyor!..

••••

Paşabahçe işçilerini işten çıkardı. Yüzlerce insan şimdi aç ve sokakta. Suriyeli göçmenler yüzünden yevmiyeler yarıya düştü.

Bu durumda iki insanlık dramı yaşanıyor. Birincisi, yarım yevmiye ile çalıştırılan insanın vahşice sömürülmesi. Diğeriyse, yerini aldığı kişinin işsiz kalması.

••••

Mersin’de hava kirliliği had safhaya ulaşmış. İthal edilen insan ve çevreye zarar veren, kalitesi düşük kömür, Mersin’in üzerine karabasan gibi çöküyor.

Öyle zaman oluyor ki nefes alamaz duruma geliyorsunuz.

Bu durum yerel yöneticilerin umurunda bile değil.

••••

Yukarıda saydığım sorunlar, kitap imzalarken gençlerin dile getirdikleri yerel konulardı. Biz siyasilerin üzerinde durduğu ama pek çok kişinin pek umursamadığını zannettiğimiz sorunlardı bunlar! Onlardan dinlemek beni çok etkiledi.

Konuşmalarımızın özetini sizlere aktararak, gençlerin sadece kitapla değil, özellikle yaşadıkları kentle de ilgili olduklarını dile getirmek istedim.

••••

Başımızda öyle bir yönetim var ki, kendimiz, geleceğimiz, ailemiz ve de yaşadığımız ülkemizle ilgili konuları bırakıp, yönetimin oluşturduğu yapay gündemle ilgileniyoruz.

AKP’nin Suriye ve Irak’ta yarattığı kaos, giderek bizi, dönülmez bir yola sokuyor.

Üst üste yaptıkları hatalar, sürdürdükleri yanlış üslup, gerçeklerden uzak, kapris ve zaaflarla bezenmiş dış politikalar ülkemizi uçurumun kenarına getirdi.

Rusya bizi düşman devlet ilan etmek üzere.

Boğaz’dan geçen Rus gemisinin verdiği resim sadece provokasyon şeklinde yorumlanamaz.

••••

Batı Akdeniz patlamaya hazır silah deposu haline geldi. ABD ve Rusya, Esat meselesini çözmekte anlaştı. Yakında masaya oturulur. Ama bizim o masada olmamız mümkün görünmüyor.

Irak bile taa!.. “Körfez savaşından” beri bildiği Irak topraklarında bulunan TSK güçlerini yeni bir işgal gibi takdim etmeye çalışması dikkatle değerlendirilmelidir. Başika’daki Iraklı güvenlik güçleriyle peşmergelere eğitim verilmesini kendilerinin istemesine ve IŞİD’in bu bölgede tehlike yarattığını bilmiş olmalarına rağmen TSK’nın varlığının yeni bir sorun gibi takdim edilmesini iyi kavramak lazım.

••••

Kısaca hem dış politikada yok oluyoruz.

Hem de içeride yurttaşlar, günlük olağan yaşantılarından zorunlu olarak uzaklaşarak sorumlusu olmadıkları bu kaostan mağdur duruma düşüyorlar.

Bu kötü gidişatın farkında olmadığımız sürece geleceğimiz pek parlak görünemez.