AKP Komünizmi..
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
Yetmişli yıllar.. Ailem, derme çatma, tek katlı,  küçük, bahçeli kendilerine ait bir evde oturuyor. Babam oto bakım ustası, beş çocuğa bakmakla mükellef bir işçi yani.

O dönemlerin ender ev ziyaretlerinden birinde annemle sohbet ediyoruz;

-         “ Oğlum, şimdi sen komünist mi oldun?”

-         “ Sosyalist anne.”

-         “ Aman her neyse işte, ha komünist ha sosyalist. Başına bir iş açma da ne olursan ol! Madem komünist oldun –komünizmde ısrarlı-  söyle bakalım, şimdi siz başa gelirseniz bizim evi de  elimizden alacak mısınız? ”

-         “ Yok anne, kim söylüyor bunları? Tam aksine evi olmayanlara da ev yapacağız.”  

Sadece annem değil halkın büyük bir kısmı için, komünizm demek, malın, mülkün, dinin ve de namusun elden gitmesi demekti. Yıllar boyu öyle öğretilmiş, halk şartlandırılmıştı.

Aradan yıllar geçti. Komünizm değil ama AKP onları yerlerinden evlerinden etti. Kentsel dönüşüm afetine maruz kaldılar ve şimdi kirada oturuyorlar. Sözüm ona iki yıl içerisinde yeni dairelerine yerleşeceklerdi ancak altı yıl oldu hala yeni dairelerine yerleşebilmiş değiller. Belediyenin kira bedeli, kiraladıkları dairenin kirasını karşılayamıyor. Üç kuruşluk emekli maaşlarından takviye ile kira bedelini ancak ödeyebiliyorlar. Şimdi de kendilerinden, çevre düzenlemesi vs. adı altında ödeyemeyecekleri meblağlar talep edilmekte. Bankalar kredi vermek ve varsıl korsanlar evleri üç otuz paraya kapatmak için hak sahiplerinin kapılarını aşındırmakta. Mahallenin yoksul insanları birer birer teslim olmaktalar.

Son sohbetimizde; ”Yine ucuz kurtuldunuz ‘AKP Komünizmi’ barınma hakkını gasp ediyor. Yeni bir yasa çıkardı ve şimdi o yasanın piyangosuna mazhar olanlara amorti bile hayal olacak.” deyince, annem; “Şükür Allahıma, buna da şükür” diyerek telefona uzun uzun dualar üfledi. 

Bir zamanlar Erdoğan’ın idolleri Menderes ve Özal’a göre demiryolları “komünizm işi” idi. Şimdi, ‘AKP Komünizmi’ yurdun dört bir yanına yüksek hızlı trenlerin seyredeceği demir ağlar döşemek gayretinde.

Namus artık, ilkokul çocuklarını dahi evlendirip en az üç çocuk isteyen ‘AKP Komünizmi’ne emanet.

Yeni yasaya göre hukuk by-pass edilmiş oldu, artık kent içindeki kamuya ait binalar ( okullar, hastaneler vs..)  eskiye göre çok daha rahat özel sermayeye aktarılabilecek. Zaten büyük bir kısmı elden çıkarılan halka ait mal mülk kapitalizme tamamen sunulmuş oluyor. 

Dine gelince, faiz çoktan kapitalizm uğruna harcandı. MÜSİAD, TUSKON ve onlarca Deniz Feneri, dini, kapitalizmin dümen suyuna soktu. Cemaatin dinler arası diyalog kuruluşlarından biri olan Niagara Vakfı bu günlerde NATO liderlerine ev sahipliğini üstlendi, anlayacağınız din de din olmaktan çıkıp kapitalizme emanet edildi. 

Sokakta yere atılmış bir ekmek parçası gören dindar eğilip onu yerden alır ve bir köşeye bırakır ki ezilmesin. Oysa aynı şeyi bir elma için yapmaz. Ekmeğin de elmanın da insan için benzer birer gıda maddesi olduğu yorum ve analizini yapmaz. Zira inancı onu dogmatik yapmıştır. İnakla inan özdeşleşmiştir bir bakıma.

Bir fanatik için de bu böyledir. Tuttuğu takım yada yöneticisi şike yapmaz. Buna öylesine inanmıştır ki aksi aklına bile gelmez. Fanatizmle inak bir bakıma özdeşleşmiştir.

Hayatı boyunca bolca mürekkep yalamış bir akademisyen için küreselleşme ve piyasa mutlak olabilmektedir. Aksini düşünmek abesle iştigaldir, devletçilik bir sosyalizm icadıdır ve sosyalizm batmış, yok olup gitmiştir onlar için. Kapitalizm ile inak özdeştir.

Ortaçağ  Hıristiyan kültüründe “Aristotales’in sözü” kavramı vardır. O söylemişse aksi tartışılamaz. İşte ortaçağın yeniden topluma yaşatıldığı bu günlerde, bu nedenle “Erdoğan’ın sözü” geçerli olabilmektedir.

Dogmatizmin zorunlu sonucu zorbalıktır.

İşte dünyaya ortaçağ dogmatizmi hâkim olduğunca zorbalık da zirve yapabilmektedir.

İşte bu yüzden İMF’si, Dünya Bankası ve bilcümle AB kapitalisti, SYRIZA’ya karşı cephe almakta, hükümet olamsını engellemeye çalışmaktadır.

Bu günlerde radyolarda dönen bir reklam, İstanbul halkını sokak şenliklerine çağırıyor. Nerede mi? Büyük bir alışveriş merkezinde. Kapitalizm sokağın formatını değiştirmek amacında. Zira sokaktan çok ama çok korkuyor. İşte o yüzden Putin sokak eylemlerini yeni bir yasa ile engelleme , yasaklamak istiyor.

Özgürlük dünya sokaklarında koşturdukça zorbalık ve yasaklar da bütün şiddeti ile peşinden koşuyor.

Sokak kapitalizmin afetidir. Hem dünya kapitalistlerinin hem de bizatihi kendisi de bir afet olan ‘AKP Komünizmi’nin.