AKP’nin Rusya çarkı
25.12.2016 10:18 BİRGÜN PAZAR
Suriye’nin yüksek kârla yeniden inşası için gelecek açgözlü emlak satıcıları ve müteahhitlerle uğraşması gerekecek. Savaş insanlık adına verilebilir

VIJAY PRASHAD @vijayprashad

Rus Büyükelçinin suikaste uğraması sonrası, Moskova’da İran, Rusya ve Türkiye’nin savunma ve dışişleri bakanları toplandı. Gündemde, Suriye ve yarım milyon insanın hayatına mal olan, ülkenin yarısını yerinden eden yıkıcı savaş vardı. Altı yıl önce Tunus’ta sivil ayaklanma olarak başlayan ve ‘Arap Baharı’ ismini alan şey şu anda korkunç durumda - Yemen’e karşı Suudi Arabistan tarafından devam ettirilen ve Batı tarafından silah sağlanan vahşi savaş, Suriye’de korkunç bir katliam ve Mısır’da umutların tükenişi…

Batı Asya ve Kuzey Afrika üzerinde kasvet bulutları dolaşıyor. Moskova’daki toplantının trajedilere bir çözüm olmasına dair beklenti zayıf. Ateşkes beklentisi ise gerçekçi olabilir.

Batı artık masada değil. AKP hükümeti ne NATO’yla bağlarını kesti ne de ABD’yle ilişkisine dair kesin bir açıklama yaptı. Buna rağmen, odada ABD olmadan, İran ve Rusya’yla açık bir görüşmeye girdi. Bu kendi başına ilginç bir gelişme.
Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu, “ABD’nin ve müttefiklerinin daha önceki tüm koordineli hareket etme girişimleri başarısızlığa mahkumdu. Hiçbiri sahadaki durumu gerçek anlamda etkileyemedi” dedi. Fakat ABD için sindirilmesi gereken sadece bu değildi. 2015’te Rusya’nın girişi, Suriye’de rejim değişikliği beklentilerini sonlandırdı. Türkiye’nin -büyük ölçüde hükümetin kendisi tarafından yaratılan ve Esad hükümetine karşı saldırgan pozlarıyla kötüleşen- kendi iç mücadeleleri, AKP hükümetinin politikalarını değişmeye zorladı. Esad’ı düşürme hamleleriyle, farkında olmadan Suriyeli Kürtler’in elini güçlendirdi. Türkiye’nin savaşının yanı sıra Rusya’daki iş bağlantılarını kaybederek sıkışan Anadolu iş çevreleri, hükümete Rusya’ya anlaşma konusunda baskı yaptı.

Ne Rus jetinin düşürülmesi ne de Büyükelçinin suikaste uğraması Türkiye’nin Rusya’ya doğru dönen çarkını geri çeviremezdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Büyükelçi’nin isminin öldürüldüğü sokağa verileceğini söyledi. Rus araştırmacılar Türklerle çalışmak için Ankara’ya geldi. Bunlar iki ülkenin de aralarında bir gerginlik istemediğinin göstergeleri.

Rusya’ya yeni ilişkilerin anlamı şu: Türkiye Suriye’deki vekilleriyle bağlarını kesecek, Körfez Arap ülkelerinin vekillerinin sınırdan özgürce geçişini reddedecek, bu vekiller Suriye’nin kuzeyindeki birliklerini ikmal etmek için Türkiye sınırını kullanıyorlardı.

Suriye ordusunun doğu Halep’i geri almasını sağlayan da bu manevraydı. Doğu Halep, Körfez Arapları ve Türkiye’nin vekil ordularının (aynı zamanda bölgesel güçlerin boyunduruğuna girmemiş, askeri açıdan önemsiz olan Suriyeli küçük grupların) elindeydi.

Üç ülke tarafından imzalanan ‘Moskova Deklarasyonu’, “İran, Rusya ve Türkiye Suriye Hükümeti ile muhalefet arasındaki muhtemel anlaşmanın müzakerelerinde garantör olmaya ve kolaylaştırmaya hazır olduklarını ifade ederler” diyor. Diğer güçlerin de anlaşmayı desteklemesini istiyor. Bu sadece herhangi bir nihai anlaşma için önemli olan Körfez Arapları’nı değil, Batı’yı da kapsıyor. Görüşmelerin bir sonraki aşamasının Cenevre’de (İsviçre) değil, Astana’da (Kazakistan) yapılmasını öngörüyor. Anlaşmada, Batı’nın gölgesi olmayacak. Türkiye kesinlikle masada muhalefeti temsil etmiyor. Ne İstanbul merkezli Suriye Müslüman Kardeşleri’nin ne de başka bir grubun görüşmeleri etkileme gücü yok. Suriye ordusu Şam yakınlarında muhaliflerin olduğu bölgeleri vurmaya devam etmesi ve İdlib’e yöneleceğini açıklaması Şam hükümetinin amaçlarında bir kısıtlama olmadığını gösteriyor. Topyekün zafer istiyorlar. Türkiye bile bu ajandaya karşı çıkmak konusunda isteksiz görünüyor.
Suriye ordusu daha fazla toprağı geri aldıkça, çeşitli radikal gruplar hem Suriye’nin içinde hem de bölgede saldırılar düzenleyecek.

Moskova’da masada Suriyeliler yoktu. Bugüne kadar da onlar adına vekilleri konuştu. Bölgesel güçlerle anlaşmazlıklar nedeniyle, Suriye’nin çeşitli politik muhalif grupları dağıldı. En önemli cephe olan Yüksek Müzakere Komitesi’nden Basma Kodmani, AP’ye Moskova’daki toplantıdan yana olduğunu söyledi. 2011’de Suriye’de silahlanmaya açıkça karşı çıkan Kodmani, uzun zamandır böyle bir görüşmeden yana tavır alıyor. Fakat Kodmani, Esad’ın gitmesi isteğinde ısrar eden pek çok muhalif grubu temsil etmiyor. 2012’de muhaliflere katılan Suriye eski başbakanı Riyad Hicab dahi, görüşmelerde Moskova’nın liderliğini kabul ediyor. Ancak Hicab, Esad’ın gitmesi konusunda kararlı. Bu fikir Rusya ya da Türkiye’yle ters düşüyor. Bu aynı zamanda Mısır ve Cezayir dahil Arap Ligi üyelerince de artık paylaşılmıyor.

Suriye halkının ızdırabı ise bitmek bilmiyor. Suriye Politika Araştırma Merkezi’nin raporuna göre; cinayet, tecavüz, işkence, kaçırma, hırsızlık ve diğer şiddet türleri Suriye toplumundaki kültürü ve değerleri yok ediyor. Ülke içinde yer değiştiren Suriye halkı belli ölçüde istikrarın sağlanmasını ümit ettikleri evlerine dönmek için can atıyor. Verilere göre, halk silahların susmasını ve hayatlarının normal ritme geri girmesini istiyor.

Astana görüşmeleri, ateşkes alanlarını genişletebilirse faydalı olur. Esad hükümetinin çok zayıfladığı ve düşmanlarıyla politik bir uzlaşma istediği bir dönem vardı. Artık böyle bir zayıflık söz konusu değil. Ortada çökmüş bir ülke var. Hükümetin; silahların ve militanların yayılmasıyla, kontrol noktalarının rüşvet alımı için kullanılmasıyla ve basit sosyal kuralların çöküşüyle uğraşması gerekecek.

Suriye’nin yüksek kârla yeniden inşası için gelecek açgözlü emlak satıcıları ve müteahhitlerle uğraşması gerekecek. Savaş insanlık adına verilebilir. Ve kâr ancak bu şekilde sağlanabilir. Ateşkes Suriye’de önemli bir başlangıç olacak. Ülkeyi ızdıraptan kurtarmak için ise daha fazlası gerek.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif