AKP'nin savaş ittifakı, Hitler Almanyası'na geçiş ve muhalefet
ÖNDER İŞLEYEN ÖNDER İŞLEYEN
Muhalefetin yeniden inşası, bu politik körleşmeyi de ortadan kaldıracak şekilde, AKP rejiminin saldırılarına karşı okulda, mahallede, iş yerinde somut mücadele zeminleri inşa etmeye yönelik birleşik bir direnme çizgisinin içinde gelişebilir

AKP, Gezi isyanını yaratan süreçte siyasi bir proje olmaktan çıkarak kendi hedeflediği rejimi kurabilmek icin bir savaş konseptine dönüştü. Adı konulmamış bir iç savaş hükümeti olarak şiddeti bütün alanlara yayarak iktidarını sürdüren AKP, Kürt coğrafyasında sürdürülen savaşı ulusal birlik demagojisi etrafında sunni mezhepçilik ve milliyetçilik ekseninde konsolide ederek süreci şekillendirmeye çalışıyor.

Başkanlık sistemini istikrar için olmazsa olmaz koşul olarak topluma sunuyor ve toplumu buna mecbur ederek İslami faşizmin anayasal meşruiyet sağlanması için yasal zemin hazırlanmak isteniyor. Anayasal düzlemde yapılacak değişikliklerle AKP bu savaşı sürekli ve daha etkin kılmayı amaçlıyor. Dolayısıyla dün yaşananların nedeni yalnızca seçimlerde oyu arttırmakla sınırlı değildi, bugün yaşananlar da sadece başkanlıkla sınırlı olarak görülmemelidir. AKP rejimi artık yalnızca giderek dozu artan faşist baskı ile sürdürülebilir bir noktaya gelmiştir.

• • •

AKP, savaş konseptiyle MHP’yi bir kez daha arkasına aldı ve TSK ile güncellenmiş bir ittifak çerçevesinde, eski kontrgerilla yapılanmalarından sağ ve sol görünümlü milliyetçi kesimleri de kendi etrafında toplamayı başardı. Sermayenin adapte edildiği bu ‘ulusal birlik’ dışarıda da Suudi ittifakı çerçevesinde, ABD ve Avrupa’yla –çelişkili olmakla birlikte- yeni bir uyum arayışını da içeriyor. Erdoğan’ın fiili Başkanlığı altında oluşturulan bu zoraki ittifakın, iç ve dış kriz dinamikleri ve güç dengeleri itibariyle bıçak sırtında ilerlediğini söylemek mümkün. Erdoğan merkezli yüksek basıncın nedeni de bu.

akp-nin-savas-ittifaki-hitler-almanyasi-na-gecis-ve-muhalefet-111165-1.Savaş konseptinde geliştirilmeye çalışılan konsolidasyona karşın, Suriye’de –Suudilerle ortak askeri bir hareket planını gündeme gelse dahi- AKP planları bir bir çöküyor. Rusya desteğiyle Suriye rejimi, siyasi geçiş öncesinde, alandaki etkinliğini güçlendiriyor. Kürtler, AKP’nin kırmızı çizgilerinin ötesine geçerek, Suriye’nin geleceğindeki rollerini pekiştiriyor. AKP'nin buraya yönelik müdahaleleri ABD ve Rusya eksenlerinin ağırlığı altında etkisizleşiyor. Davutoğlu’nun Mardin konuşmasındaki, İslam kardeşliği temelinde bölgede kurucu ve birleştirici güç olmak ise eski bir hayalin hamaseti olmanın ötesine gitmiyor.

İçerde ise, AKP kendi içinde dahi çelişkilerin giderek derinleşmesinin önüne geçemiyor. Öte yandan etkinliğini geçici olarak kırılmış olsa da, AKP karşısında büyük bir toplumsal direniş potansiyeli var. Bu dinamikler AKP’nin savaş konseptindeki yeni ittifakın da krizlerden kurtulmasına yetmeyeceğini, kırılgan bir noktada ilerlediğini gösteriyor. Bir anlamda bir şok saldırı dalgası ile geçici üstünlük kurmuş görünen AKP’nin bunu sürekli kılması kolay olmayacaktır.

• • •

AKP ve Erdoğan açısından bugün en önemli avantaj, muhalefet hareketinin etkisizliğidir. Özelikle seçim döneminde, muhalefetin tümüyle Parlamento düzlemindeki arayışlarla sınırlı bir düzlemin içine çekilmesi ve seçime ilişkin abartılı beklentiler, 1 Kasım sonrasında muhalefette moral bozukluğu ile birlikte önemli bir geri çekilmeye neden oldu. AKP’nin toplumsal muhalefeti geriletmeye yönelik özel baskı yöntemleri ve 10 Ekim katliamının oluşturduğu olumsuzlukları aşabilecek bir politik hat ve örgütlenme henüz geliştirilemedi. Siyaset bu anlamda tümüyle AKP’nin savaş konseptinin belirlediği eksene sıkıştırılmış durumda. Kürt hareketinin eylem ve politikası da bunu aşacak bir imkan ortaya çıkarmıyor.

O yüzden AKP bir yandan bir iç savaş yürütürken, diğer yandan da Parlamentodaki muhalefet Partilerinin de katıldığı bir anayasa süreci ile demokratik anayasa vaadi altında Başkanlığa çıkacak taşları döşeyebiliyor. 7 Haziran sonrasında da benzer şekilde sürdürülen bu muhalefet tarzı muhalefet dinamiklerini pasifleştiren bir sonuç ortaya çıkarıyor. Öte yandan AKP’yi demokratik bir anayasaya mecbur kılmak için aşağıdan anayasa hareketi oluşturmak, anayasa tartışmalarında siyaset dışı kalmamak türünden yaklaşımlar etrafında geliştirilecek siyasetler de, sonunda ne söylenirse söylensin, bu yanlış bir konumlanmadır.

• • •

Muhalefet hareketinin bu dağınıklığı ve etkisizliğinin de işaret ettiği şey, muhalefetin yeniden ve devrimci bir politika ekseninde yeniden yapılanmasını sağlayacak şekilde gelişecek bir bağımsız halk muhalefetine olan ihtiyaçtır. Kuşkusuz bu yeni ifade edilen bir durum da değil. AKP’nin ülkemizi sürüklediği karanlık karşısında halkın birleşik direnme ve mücadele hareketinin yaratılması fikri ekseninde önemli bir deneyim ve zemin de oluşturuldu. Ancak, bugün bu ihtiyaç kendisini daha açık ve yakıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Parlamento eksenine sıkışmamış, CHP ve HDP’nin dışında bir hareket geliştiği oranda ancak bugün izlenen yanlış politikaların önüne geçilerek AKP karşısında etkin bir rol oynanabilir.

• • •

Yoksa, bugün AKP’nin Cuma namazından, okulları tümüyle imam hatipleştirilmeye yönelen saldırılarını ‘ibadet özgürlüğü’ görerek destekleyen, ABD Başkan Yardımcısı Biden’in bir sömürge valisi olarak Meclis’teki tüm partileri toplamasına –itiraz bir yana- olumluluk atfederek, AKP’nin demokrasi oyununun parçası olunarak ne AKP’ye karşı durmak ne de AKP rejiminin gerçekten değiştirecek bir iradeyi açığa çıkarmak mümkün olabilecek. Muhalefetin yeniden inşası, bu politik körleşmeyi de ortadan kaldıracak şekilde, AKP rejiminin saldırılarına karşı okulda, mahallede, iş yerinde somut mücadele zeminleri inşa etmeye yönelik birleşik bir direnme çizgisinin içinde gelişebilir. Bu anlamda tepkinin ötesine geçen, kalıcı ve birleştirici direnme zeminlerini oluşturmaya odaklanan kurucu bir muhalefete ihtiyaç var.

• • •

O yüzden önümüzdeki dönemde bir yandan anayasa ve Başkanlık arayışı karşısında, Haziran Hareketi’nin anayasa komisyonundan çekilme, AKP’yi yalnız bırakma, Anayasa müzakeresine girmeme doğrultusundaki çağrısı etrafında güç biriktirerek tüm muhalefeti bu eksende toplayacak bir aktif siyaset izlenmeli. Bu aynı zamanda AKP rejiminin tüm saldırılarına genel birlik çağrılarının ötesinde okullarda, üniversitelerde, mahallelerde halkın somut birlikte mücadele zeminlerini oluşturarak adım adım bir mücadelenin örgütlenmesiyle birlikte ilerlemelidir.

• • •

Böyle adım adım ve biriktirecek ilerlenecek bir direnme çizgisi etrafında kazanmak mümkün olabilecektir.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız