AKP tükeniyor...
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Önceki gün Türkiye iki büyük facia yaşadı.

Bu olağanüstü gelişen iki olayda AKP hükümetinin çöküşü görüldü.

• • •

Sabah saatlerinden itibaren tüm büyük şehirler dâhil olmak üzere 55 kentte, elektrikler kesildi, hayat durdu. Türkiye ilk defa böyle bir kaosla karşılaştı. Hükümet hâlâ elektrik kesilmesinin nedenini açıklayamıyor.

• • •

Aslında yarattığı pembe dünyanın çöktüğünü, iktidar da biliyor.

Uyguladığı ekonomik düzenin sonunda Türkiye’yi uçurumun dibine getirdiğinin farkında.

Kendine biat eden bir sermaye yaratma amacıyla ülkenin tüm varlıklarını hoyratça çevresine devreden bu kara düşünce, sonunda Türkiye’yi karanlıklar içine soktu.

Özelleştirmeyle piyasa insafına bırakılmış yönetim mantığı, elektrik sistemini özel sektörün kar ve rant beklentilerine esir etti.

• • •

Hatırlayın, 1990’ların sonlarında, her vesileyle ile söz alan Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, “Nükleer santrallar kurulmazsa iki yıl içinde Türkiye karanlıkta kalacaktır” diyordu. Hatta birçok büyük ilde özellikle tam akşam saatlerinde “elektrik kısıtlaması “ yaparak insanları canlarından bezdiriyordu.

Gerekçe hep aynıydı. Enerjimiz yetersiz ivedilikle Nükleer santrallar kurulmalı. Bu uygulama epey zaman sürdü.

• • •

Türkiye’deki enerji potansiyelinin yeterince devreye sokulması, yenilenebilir enerji kaynaklarına müracaat edilmesi, eskimiş şebeke sistemdeki elektrik kaybının onarılması düşünülmeden, Nükleer enerji türküsü tutturuldu.

Çünkü, bu sektörde büyük rantlar vardı.

• • •

Çıkarcıların zorlaması sonucu ihale açıldı.

Ne kadar eskimiş, kaza yapmış, can ve çevre güvenliği tartışılan teknolojilere sahip şirketler varsa bu ihaleye girdiler. 3 konsorsiyum kuruldu.

Türlü entrikalar döndü. Şaibeler ayyuka çıktı.

Sonunda Başbakan Bülent Ecevit açtığı ihaleyi iptal etti. O günden sonra ülkede elektrik kısıtlaması yapılmadı.

• • •

Önceki günkü olay, daha önce gördüğümüz filmi tekrar izletti. Ancak bu kez AKP iktidarı, yapmaya çalıştığı kötü manevranın altında kaldı.

• • •

AKP açıkça, enerji piyasasını içerdeki ve dışarıdaki yandaş kadrolara peşkeş çekti.

Devlet garantili üretim esasına dayalı düzen bizi en pahalı enerji kullanan ülke haline getirdi.

13 yıldır tüm akarsularımız, en ufak dere dahi, iktidar tarafından bir yandaşa verildi.

Bir yandan çevreyi yok eden hidrolik santrallar, diğer yandan yeniden devreye sokulan termik santrallerin yanı sıra, dışa bağımlı hale getiren doğalgaz çevirim santralleriyle  enerji üretimi arttırıldı.

Ancak üretmeyen bir ekonomimiz var.

Dolayısıyla ihtiyaç fazlası enerji ortaya çıktı.

Devlet bu fazlayı yandaş üreticiden aldığı fiyatın altında komşulara satıyor.

Bilerek zarar ediyor. Milletin parasını da hakkını da hovardaca harcıyor.

• • •

Hal böyleyken AKP hükümeti iki nükleer santral kurulması kararı aldı. Mersin Akkuyu’yu Ruslara, Sinop’u da Japonlara verdi. Her iki santral da dünya da nükleer facia yaşatan eski teknolojiler.

• • •
Son bir haftadır, yedi yıl sonra üretime geçecek Mersin/Akkuyu nükleer santralin reklamı yapılıyor.

“Yerli ve temiz enerjinin hazır olduğuna dair” bir algı yaratılmaya çalışılıyor.

Milleti aldatan bir kampanya.

Birileri açıkça yalan söylüyor, ülkeyi kandırıyor.

• • •

Şayet bu ülke gerçek bir hukuk devleti olsa, yargısı tarafsız ve bağımsız, yargı mensupları namuslu ve cesur davransa, yıllardır pervasızca  yurttaşlarını soyan, zarara uğratan ve kandıran iktidarlardan hesap sorar. Maalesef hâlâ bu konuma gelemedik. Demokrasiyi içselleştiremedik. Eşitlik ve özgürlükleri kabullenemedik. Hukuk, yargı, adalet, hak, emek, paylaşım gibi temel kavramları anlamadık.
Yurttaş ve halkın talepleri için ve onların adına  siyaset yapılacağını öğrenemedik.

Hal böyle olunca; “halkın değil devlet benim diyen siyaset, hesap vermeyen devleti yarattı.”

Hesap vermeyen devlet, hesap soramayan yargıyı oluşturdu.

• • •

Önceki gün yaşanan 2. facia, Çağlayan Adliyesi’ne yapılan saldırıydı. AKP, bu yapı ile “Avrupa’nın en büyük ve en güvenli adliyesi” olarak övünüyordu. Yaşananlar öyle olmadığını gösterdi.

Bir savcıya yapılan saldırı kabul edilmez. Ancak, önceki gün yaşananların tüm ayrıntılarıyla açıklanması gerekiyor. Olayla ilgili birçok bilinmezlik söz konusu. Devlet kanadından yapılan açıklamada Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın yaralı olarak hastaneye ulaştırıldığı söylendi.
Hastane tarafından yapılan açıklamada ise Savcı Kiraz’ın daha hastaneye ulaşmadan yaşamını yitirmiş olduğu…

Kafalarda birçok soru işareti var. Bu soru işaretlerine cevap vermekse hükümetin görevi.

• • •

Yaşanan 2 vahim olay AKP’nin 7 Haziran’da biteceğine işaret ediyor.