AKP yalnızca muhafız değil, bizzat darbecidir!
KADİR CANGIZBAY KADİR CANGIZBAY

Aşağıdaki alıntılar Ali Bayramoğlu’nun Yeni Şafak’taki Perşembe günkü ‘Az, biraz ahlak…’ başlıklı yazısından:
“Dün 12 Eylül'dü… ÖDP'nin resmi sitesinde de "12 Eylül'de ne demişler" başlığını taşıyan bir sayfa vardı… CIA şefi Paul Henze, Kenan Evren, Vehbi Koç, Nazlı Ilıcak, Fethullah Gülen gibi isimlerden …12 Eylül'ü öven sözler...Sayfada sonlara doğru benim resmim yer alıyordu. Yanında da şu alıntı:
‘Eylül zaferlerinin en sonuncusu olarak 12 Eylül harekâtını kaydetmede fayda var. 12 Eylül dış düşmanlara karşı bir zafer değildir. Ama bir yönüyle ondan daha ehemmiyetlidir.’
Bu ilk defa olmuyor …30 Temmuz (2010) tarihli "Solcuları darbecilikle suçlayanlar 12 Eylül'ü nasıl karşıladı" başlıklı bir haberde Nazlı Ilıcak, Ahmet Kabaklı, Rauf Tamer'in 12 Eylül 1980 dönemi yazılarından alıntılar yapmıştı, Birgün. …O haberde benim de adım ve adımın altında bana ait olmayan sözler vardı…O sözleri içeren yazı 1982 Eylül'ünde Sızıntı dergisinde, yani Fethullah Gülen hareketinin yayın organlarından birisinde çıkmıştı… kaleme alan Ali Bayramoğlu cemaat üyesi bir öğretmendi…Birgün gazetesi, aynı haberi 13 Eylül(2010)'de internet nüshasına koydu…Hrant Dink ödül töreninde karşılaştığım Birgün muhabirine derdimi anlatıp, düzeltme koyun, dedim...Umurlarında olmadı...”
Söylemek gerekir ki; Ali Bayramoğlu'ndan haberin çıktığı dönemde BirGün yönetimi özür dilemiş ve konunun bir isim benzerliğinden ibaret olduğunu aktarmış. Ayrıca ÖDP de bu konuda dün bir açıklama yaparak, karışıklığı izah etti.

*  *  *

Türkiye, tam bir savrulma içinde: Darbe anayasasından kurtulmak için yeni anayasa yapacakmışız; oysa, AKP’nin kendisi, sadece darbenin en sadık muhafızı değil, bizatihi darbeci. Hatip Dicle’nin kazanılmış milletvekilliğini çalıyor, sekiz milletvekilinin Meclis’e gelmesini, dolayısıyla Meclis’in Millet Meclisi olmasını engelliyor; kaba kuvvete dayanarak yasa çıkartıyor; bazen ona bile gerek duymayıp işi  -hem de Meclis açıkken-  kanun hükmünde kararnamelerle yürütüyor; yargı karalarını gece yarısı/torbacı işi yasalarıyla hükümsüz kılıyor.
Yapılacak şey, her şeyden önce seçim barajını tümüyle kaldırmak; zira bu darbe yasası, en temel vatandaşlık hakkımızı, yani eşit seçme/seçilme hakkımızı elimizden almanın ötesinde, fiilen Kürtlere karşı işletilen ayırımcı ve bölücü bir düzenleme. Başbakan herkesi ‘hain’ ilân ediyor; “barajı kaldırmak ihanettir” de demişti; oysa en büyük ihanet, barajda ısrar edip silahsız siyasetin önünü tıkamak: Son on yılda akan kanın baş sorumlusu, sivil siyaseti tümüyle tekelime alacağım diye manevra, oyun ve tezgahın her türlüsüne tevessül eden Erdoğan iktidarı.
AKP, seçmenlerin sadece ve sadece yüzde 26,2’sinin desteği, oyların da üçte birden az fazlasıyla, Meclis’in yüzde 65’ini ele geçirerek iktidara gelmiş bir azınlık. 2002 Meclis’inde seçmenlerin yüzde 60’ının tek temsilcisi yok ve bunu mümkün kılan, darbe mamûlü seçim yasası. Ama, bir de Özal var; yarı çıplak (şortla) asker teftiş etti diye sivillik şampiyonu ilân edilen, darbenin başbakan yardımcısı: Ön seçimi ve tercihli oy pusulasını kaldırtarak parti içi demokrasiyi olanaksız, lider sultasını da mukadder kılmakla Erdoğan tek adam diktatörlüğünün yasal alt yapısını hazırlayan ‘tonton’.
Sadece 12 Eylül cinayetlerinde değil, ülkenin geleceğini karartmakta da en baş sorumlulardan birini ‘tonton’ bulan bir halkın, hangi dilden anlayacağını en iyi bilen ise, hiç şüphesiz Erdoğan: ‘Öfke, bir hitabet sanatı’ymış. Bunu söylemekle, aslında itiraf etmiş oluyor insanlara hakaret edip kin kusarak kendilerini nefret objesi birer hedef hâline getirmenin spontanlığın ağır bastığı bir üslup meselesi değil, taammüden uyguladığı bir usûl, yani metod/yöntem olduğunu.
Boğaz’ın bir yakasından diğerine geçmek için 6 saat beklettiği insanların, isyan etmek yerine kendi aralarında futbol turnuvası düzenlediklerini gördükçe, daha da bir cesaret bulduğu kesin. Tamam, halkın önemli bir bölümü ‘tecavüze engel olamıyorsan, bari zevk almaya bak’ ilkesine uygun davranıyor; ama, önümüzde bir de Yalvaç örneği var; hani şu, tecavüzcüsünden hamile kalıp, kürtaj yasağı karşısına çıkınca da adamın kafasını kesip köy meydanına atan kadın.