AKPM’den bol şikayetli ön seçim raporu
31.05.2018 19:59 GÜNCEL

Aralarında AKPM’nin Türkiye raportörü Estonyalı parlamenter Marianne Mikko’nun da bulunduğu yedi AKPM üyesinden oluşan heyet, Ankara’da TBMM başkanı, siyasi parti temsilcileri, YSK başkanı, RTÜK başkan yardımcısı, medya temsilcileri, AGİT seçim gözetim misyon şefi ve Avrupalı diplomatlarla görüştü.

Bu görüşmeler sonunda bugün yayımlanan sentez raporda, görüşülen tüm muhatapların 24 Haziran seçimlerinin gerek başkanlık rejimine geçiliyor, gerekse de cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin ilk defa aynı anda yapılıyor olması bakımından Türkiye için olağanüstü önemli olduğunu dile getirdiği belirtildi. Türk makamlarının seçimlerin hür, adil, saydam ve uluslararası normlara uygun gerçekleşmesini, seçmenlerin ise aydınlanmış ve seçim sistemine güven duyarak seçim yapabilmelerini sağlamaları istendi.

Venedik Komisyonu’na başvuru

Deutsche Welle Türkçe'den Kayhan Karaca'nın haberine göre, AKPM heyeti, seçim kararı alınmadan sadece bir ay önce seçim kanununda değişiklik yapılmasının anayasal konularında Avrupa’nın uzman kurumu olan Venedik Komisyonu tarafından belirlenen ilkelerle uyuşmadığı mesajı verdi. Görüşülen siyasi partilerden kimilerinin, kanunda yapılan değişiklikler hakkında görüşlerinin alınmamış olması ve kısa süre içinde seçime hazırlanmalarına imkan bırakılmadığı konusunda şikayette bulundukları not edildi. AKPM İzleme Komisyonu yeni seçim kanununu görüş için geçen ay Venedik Komisyonu gündemine taşımıştı. Venedik Komisyonu’nun ekim ayında konu hakkında görüş bildirmesi bekleniyor.

AKPM heyeti, temasları sırasında, yeni seçim kanunu kapsamında "yürütmenin seçim idaresine müdahale riski" konusunda şikayetler aldığını da bildirdi. Bu konuda en büyük sorunu, mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasının oluşturacağı kaydedildi.

OHAL ve medya kaygısı

Seçim öncesi gözlem raporunda, OHAL uygulamasına da değinildi. Görüşülen birçok kişi ve kuruluşun, OHAL uygulamasıyla kısıtlanan ifade ve toplantı özgürlükleri, Güneydoğu’daki operasyonlar ve siyasetçi ve gazetecilerin tutuklanmasının seçim ortamı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu dile getirdiğine vurguda bulunuldu. Bu durumun, seçim kampanyası için gerekli demokratik tartışma alanını daralttığı not düşüldü. HDP adayı Selahattin Demirtaş’ın geçici tutukluluğu örnek gösterildi.

Medyanın seçim kampanyasını işleyişine de değinilen sentez raporda, görüşülen çok sayıda kişi ve kuruluşun, medyanın adaylara ve siyasi partilere "eşit davranmadığı" ve "iktidar partisi ve yeniden aday cumhurbaşkanına öncelik verdiğini" dile getirdiği aktarıldı. Medyanın siyasi parti ve adaylara eşit yaklaşması ve tarafsız yayıncılık yapmasının seçmenin aydınlanabilmesi için temel ve ön koşul olduğuna vurguda bulunuldu.

Seçim kampanyası ve siyasi partilerin finansmanı arasındaki ilişkinin de gündeme getirildiği raporda, Türkiye'nin bu alanda Avrupa Konseyi yolsuzlukla mücadele birimi GRECO'nun tavsiyelerini yerine getirmediği hatırlatıldı. Kimi muhatapların, "devlet kaynaklarının seçim kampanyasında iktidar partisi tarafından kullanılma riskini" gündeme getirdiği belirtildi.

YSK'den güvence

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) tarafsızlığı konusunda şikayetler aldığını da not eden AKPM heyeti, seçimlere katılan tüm siyasi partileri, "seçim sürecinin saydamlığı ve seçmenlerin güvenini kuvvetlendirmek amacıyla seçim yönetiminin değişik düzeylerinde temsilci ve gözlemci bulundurmaya" çağırdı. YSK başkanının, ulusal ve uluslararası gözlemcilerin, sayım işlemleri ve sonuçların açıklanması da dahil tüm seçim sürecini gözlemleyebilecekleri konusunda güvence verdiği belirtildi.

Cumhurbaşkanı seçimine altı adayın katılıyor olmasını "çoğulculuk" açısından olumlu bulan heyet, buna karşılık milletvekili listelerindeki kadın aday sayısını az buldu. AKPM heyeti seyyar sandık uygulamasını da özellikle engelliler açısından olumlu bir adım olarak değerlendirdi.

AKPM, 24 Haziran seçimlerini TBMM’nin daveti üzerine Avrupa’nın değişik ülkelerinden gelen 33 parlamenter ile Türkiye’nin değişik kentlerine dağılarak yerinde gözlemleyecek.

AKPM İzleme Komisyonu, nisan ayında yaptığı bir açıklamada, Türkiye’de "OHAL uygulaması altında demokratik ve meşru seçimler yapılamayacağı" görüşünü savunmuştu. İzleme Komisyonu, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin Avrupa Konseyi üyeliğinden kaynaklanan siyasi ve hukuki yükümlülüklerini denetliyor.