AKP’nin neoliberal politikaları kooperatifçiliği bitiriyor



Orta ve alt gelir gruplarının konut edinmesinde önemli bir işlev görmüş olan konut kooperatifçiliği, neoliberal politikaların bir sonucu olarak çökme noktasına gelmiştir. Konut koperatifçiliğinin bıraktığı bu boşluk, son dönemde, dünyadaki genel eğilimlere paralel olarak, finansal piyasalar ve finansal kurumlar ile doldurulmaya çalışılmaktadır.


Neoliberalizm egemenliğini ilan edinceye kadar, hemen her ülke kendi özgün konut politikasını oluşturmuş ve konut arzı ile konut finansmanı arasındaki ilişki, konut politikasının en temel unsuru olmuştu. Bu dönemde konut arz ve finansmanında devletin ve piyasanın payı her ülkede farklıydı. Kamu-piyasa bileşimi sınıfsal güç dengelerine ve bir anlamda sosyal sınıflar arasındaki toplumsal sözleşmeye bağlıydı. Ancak finansal küreselleşme ile devlet, konut arzından konut finansmanına kayarken, konut finansmanı da ağırlıklı olarak piyasa güçlerine bırakılmaya başlandı. Konutun bir kamu hizmeti sayıldığı anlayış terk edilirken, ulusal konut piyasaları giderek küresel sermayenin oyun alanı haline geldi.


Türkiye’de devletin etkin bir konut politikasının olmaması nedeniyle, konut kooperatifçiliği, biraz da el yordamıyla, Türkiye’nin özgün bir modeli olarak ortaya çıkmıştı. 1980’li yıllar konut kooperatifçiliğinin altın yılları olmuş, ilk toplu konut yasası 1981’de, ikinci toplu konut yasası ise 1982 yılında yürürlüğe girmişti. Bunun sonucu olarak, bu dönemde, kooperatiflerin payı, ruhsatlı konutlar içinde yüzde 30’lara ulaşmıştı.


1990’h yıllar devletin konut kooperatiflerine desteğini çekmeye başladığı yıllar oldu. Buna rağmen bu dönemde kooperatif sayısı 70 bine, üye sayısı ise 9 milyona yaklaşmıştı. TOKİ’nin doğrudan konut üretimine başlaması ve konut kredilerinin kesilmesi ile konut kooperatifçiliği bir gerileme sürecine girdi. Türkiye’nin 1980 sonrası deneyimi, kaynak ihtiyacı karşılandığı takdirde, konut kooperatifçiliğinin konut edindirmede başarılı olabileceğini gösterdi.


Neoliberalizmin kooperatifçiliği dışlayıcı tavrı, AKP iktidarında iyice belirgin bir hale gelmiş, neoliberal küreselleşme ile kooperatifçiliğin bağdaşamayacı inancı yaygınlaştırılmıştır. Bu ideolojik tavrın somut yansımaları aşağıdaki tablodan kolayca izlenebilir. Konut üretimi konusundaki gelişmeler en iyi yapı ruhsatları ve özellikle yapı kullanım izin belgelerine ait istatistiklerinden izlenebilmektedir. Toplam bina üretiminde kooperatiflerin payı 2003 yılında yüzde 27 ‘den 2007’de yüzde 7’ye düşmüştür. Aynı çarpıcı gerileme yüzölçümünde ve daire sayısında da görülmektedir. 2003 yılında toplam daireler içinde koperatiflerin payı yüzde 30 iken, 2007’de yüzde 9’a düşmüştür. Buna karşılık özel sektörün bina sayısındaki payı 2003’de yüzde 67’den 2007’de yüzde 91’e yükselmiştir.


Peki, çöken konut kooperatiflerinin bıraktığı boşluğu özel sektör ve kamu sektörü dol-durabilmiş midir? Son dönemdeki canlanmaya karşın konut yatırımlarının 1990’h yılların çok gerisinde kalmış olması bunun mümkün olamadığını göstermektedir.


Nihayet, neoliberallerin ileri sürdürdüğü gibi, koperatifçilik küreselleşme çağında yaşama şansı olmayan, etkinlikten uzak bir sistem midir? İleri kapitalist ülkelerdeki pek çok uygulama, koperatifçiliğin, küreselleşme ile başarılı bir biçimde eklemlenebileceğini kanıtlamaktadır. Konut talep edenler açısından bir sistemin etkinliği, sistemin dayandığı ileri ve karmaşık finansman modellerinden ziyade, yeterli konut sağlayıp sağlayamamasına bağlıdır. Bu açıdan konut koperatifçiliği geçmişte, çeşitli eksiklerine karşın, etkin bir biçimde işleyebildiğim göstermiştir.

BİZİ TAKİP EDİN

359,923BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,087,163TakipçiTakip Et
7,876AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL