Almanak 2016: Son sözü doğa söyleyecek!
31.12.2016 14:34 ÇEVRE

Rant, talan, yağma, peşkeş… Geride bıraktığımız son bir senede, AKP çizgisini hiç bozmadı! Yeri geldi, ‘hususi’ plan değişikliğiyle doğayı imara açtı, yeri geldi tüm dünyanın terk ettiği termik santral projelerini, Türkiye’nin gündemine soktu. Gelinen noktada, betondan kentlerde yaşayanların sığındığı ufacık bir yeşil alana dahi göz koydular.

Öte yandan son yılların en büyük kıyımlarından biri İstanbul’da gerçekleşti. 3’üncü Havalimanı, 3’üncü Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu gibi ‘dev’ projelerle İstanbul geri dönüşü zor bir tahribata uğratıldı. İstanbul’un akciğerleri olan Kuzey Ormanları adeta tarumar edildi. Ege kıyılarından Hasankeyf’e, Hevsel Bahçeleri’nden Mersin Akkuyu’ya, AKP tüm ‘kirli politikalarını’ devreye soktu. Madde 80 ile de, ‘parayı veren düdüğü çalar’ misali doğa sermayeye altın tepside sunuldu. Türkiye’nin ve dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip noktalarından Cerattepe’yi madenle Karadeniz’deki diğer yerleri de ‘Yeşil Yol’la tehdit etti. AKP’nin rantı esas alan politikalarına karşı Havva Ana’nın sesi tüm Türkiye’de yankılandı. Direnişin başlarında şöyle haykırmıştı Havva Ana: “Vali bize çapulcu diyor. Biz çocukluğumuzdan beri burada yaşıyoruz. Vali, Kaymakam kimdir? Ben halkım ve buradayım.”

*****

Yol’da yeşil kalmadı

Karadeniz’de HES projelerini ve Yeşil Yol Projesi’ni kapsayan çevre düzeni planı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından 15 Ocak’ta durduruldu. 11 Ekim’de ise Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Yukarı Kavron ile Samistal Yaylaları arasındaki 8 kilometrelik bağlantı yolunda, 15 ay aradan sonra başlayan yol yapım çalışmalarına tepki gösterilmesine karşı Rize Valiliği, yaylaya çıkışı yasakladı. Halk günlerce direndi. Bölgeye giden yaşam savunucularından 11 kişi gözaltına alınırken, Yeşil Yol planına, bakanlık ikinci onayı verdi.

*****

Tarihi bir direniş Cerattepe

Yılın en büyük yeşil alan mücadelesi Cerattepe’de yaşandı. Cengiz Holding’in Artvin Cerattepe’de maden ocağı kurmak istemesine karşı nöbet tutarak mücadele eden yurttaşlara 16 Şubat’ta büyük bir polis saldırısı gerçekleşti. Plastik mermi ve gaz bombası karşısında geri çekilmeyen halk günlerce bu saldırılara karşı direnişini sürdürdü. Saldırılar sırasında Artvinliler’den yaralanan ve gözaltına alınanlar oldu. Hukuki anlamda da Cerattepe Davası, 750 kişilik başvuruyla Türkiye’nin en geniş katılımlı çevre davası oldu.

Direnişin büyümesinin ardından yurt genelinde birçok ilden Cerattepe’ye destek için otobüsler kaldırıldı. Yoğun biber gazına maruz kalan halka destek olmak için yola çıkanlar Artvin Valiliği’nin kente giriş yasağı sonucu şehre alınmadı.

Direnişin 5. Gününde Artvin’de kadınların önde olduğu 3 bin kişilik grup Cerattepe’ye yürümek istedi. Yine polis saldırısının yaşandığı eylem de Cerattepe Direnişi’nin tarihine geçti.

Cerattepe Direnişi’nin tarihe geçen noktaları arasında 14 Mart’ta yapılan bilirkişi keşfi sırasında halkın keşif heyetini üç bin kişilik insan zinciriyle sessiz bir şekilde karşılaması da vardı. Zinciri oluşturan insanlar ellerinde ‘Madene hayır’ yazılı atkılar tuttular. Artvin halkının bu eylemi sırasında İstanbul’da da Altunizade’de bulunan Cengiz Holding önünde eylem vardı. 19 Eylül’de ise Cerattepe için hazırlanan ÇED raporuna karşı açılan davanın karar duruşması görüldü. Cerattepe’nin avukatları, adil yargılanma olmadığı gerekçesiyle reddi hâkim talebinde bulunarak duruşmayı terk etti. Cengiz Holding, yargılama süreçlerinin bütününde AKP’ye olan yakınlığı sebebiyle üstün geldi. Ekim ayında yapılan davada ise, Rize İdare Mahkemesi, Artvinlilerin Cerattepe’de madencilik faaliyetlerine karşı açtığı davayı reddetti.

Son olarak 18 Aralık’ta bir basın bildirisi yayınlayan Artvinli Gençler ‘Kararımızı verdik: Madene hayır’ diyerek mücadeleyi bırakmayacaklarının sinyalini bir kez daha verdi.

*****

Akkuyu’dan derhal vazgeçin

Halkın tüm itirazlarıa rağmen bitmeyen bir ısrar: nükleer.Bu ısrarlardan biri Mersin’deki Akkuyu planı. Rusya ile ilişkilerin gidişatına göre şekillenen Akkuyu Nükleer Santralı projesinde geçen yıl en çok göze çarpan şey ‘sahte imza’ skandalı oldu. TMMOB’nin suç duyurusu üzerine başlatılan Akkuyu Nükleer Güç Santralı ‘Sahte İmza’ soruşturmasında, imza sahibi mühendislerden biri ifadeye çağrılmasının üzerinden 5 ay geçmesine karşın ifade vermediği için soruşturma tıkandı. Mühendis hakkındaysa zorla getirilme kararı çıkartıldı. Bağımsız adli kriminologların, Nihai ÇED Raporuna attıkları imzalar ile imza beyannamelerinde bildirdikleri örneklerin uyuşmadığı tespiti yaptığı nükleer enerji mühendisleri ile raporu hazırlayan firmanın yetkilisinin ifadeleri alındı. İfadelerin tamamında şüpheliler imza sahteciliğini reddetti. Savcılık, bilirkişi incelemesi olmaksızın Akkuyu NGS projesindeki sahte imza skandalı için takipsizlik kararı aldı. 11 Temmuz’da görülen iptal davasında ise, proje sahasında bilirkişi keşfi yapıldı. 10 Ağustos’ta ise St. Petersburg’daki Erdoğan-Putin zirvesinde iki ülke arasında ilişkilerin eskiye dönmesi konusunda kararlılık vurgusu yapılırken önemli gündem maddelerinden bir tanesi de Akkuyu oldu.

*****

Başka bir İstanbul yok!

‘Ver elini Haydarpaşa demişiz,

Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,

Hava hafiften soğuk,

Deniz katran ve balık kokulu...’

Ne güzel söylüyor Turgut Uyar…

Önceden şairlerin şiirlerine ilham veren İstanbul, şimdilerde AKP’nin inşaat eksenli politikası sonucunda inşaat şirketlerine ilham verir oldu. Silueti; yüksek ve çirkin binalar yok etti.

Tüm dünyaya örnek olan ve Türkiye için de milat kabul edilen 2013’deki Gezi Parkı direnişini bilinçaltından atamayanlar, 2016’da da yine yüzlerce tarihi ağacın olduğu Gezi parkı’na ‘Topçu kışlası’ yapma hayallerinden bahsederek toplumu kışkırtmaktan geri durmadı.

13 Mayıs günü de mahkemenin Taksim Gezi Parkı’na Topçu Kışlası’nın yeniden inşasını uygun bulan kararı Danıştay tarafından onandı. 1 Haziran’da ise Gezi Direnişi’nin üçüncü yıldönümü sebebiyle Gezi Parkı ve Taksim Anıtı çevresi polis barikatları ile çevrilerek yaya trafiğine kapatıldı. Özetle, ‘Gezi korkusu’ 2016’da da sürdü.

26 Ağustos günü, Kuzey Ormanları’nı katleden 3. Köprünün açılışı yapıldı. Görkemli açılışa karşı yaşam savunucuları Taksim’deki Galatasaray Meydanı’nda eylemdeydi. Eylemciler ‘Yeni İstanbul’a dur demek için yeni bir mücadeleye bugün burada başlıyoruz’ dedi.

Diğer benzer bir direniş ise Validebağ Korusu’nda yaşanmıştı. Tarihi korunun imara açılmaması için mücadele edilirken, 14 Aralık’ta koruda 100 metrekareyi geçmeyecek yapılar için imar izni verildi. Yaşam savunucuları bu kararın zamanla bütün bir imar iznine dönüşeceğini düşünüyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de bulunan ve kentsel tarımın ilk örneklerinden olan Yedikule Bostanları’na 13 Ocak sabahı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı iş makineleriyle girilerek bostan yok edildi.

Hemen ertesi gün, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, akciğerlerimiz olan Fatih Ormanları’nın yüzde 57’sini imara açtı.

Tüm bu ‘Büyük yok ediş’ süreci devam ederken, doğa sinyal vermeye başlamıştı bile: 8 Kasım’da yapılan bir açıklamayla İstanbul’daki barajlarda üç aylık su rezervinin kaldığını öğrendik. Son olarak İstanbul’un Cihangir semtindeki Roma Parkı (Bahçesi) yanında bulunan alana sosyal tesis yapılmasına ilişkin imar planı değişikliği de İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) meclisi tarafından kabul edildi. Yurttaşlar söz konusu parkta arkeolojik kalıntılar olduğunu söyleyerek haftalarca parka dokunulmaması için mücadele etmişti. Tüm bunların yanında bir de Ihlamur Parkı var ki, bütün bu kötü gidişe karşı büyük bir fener olarak aydınlattı bizleri. Beşiktaş’ta bulunan Ihlamur Parkı’nda yapılmak istenen inşaata karşı, direnenler kazandı. Parkın da içinde bulunduğu Ihlamur Kasrı İmar Planı 28 Eylül’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylandı. Plana göre Ihlamur Parkı park şeklinde kalacak.

*****

Ekolojik kırıma hukuki kılıf: Madde 80

Kamuoyu gündemine madde 70 olarak giren, bu isimle Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken bir gecede 75. Madde adını alarak sabaha karşı meclisten geçirilen, yeni adı ile 80. Madde Resmi Gazete’de yayınlanarak eylül ayında yürürlüğe girdi.

Bu maddenin en yakıcı tarafı ise, talan kararlarının Bakanlar Kurulu’nun inisiyatifine bırakıyor oluşu. Bakanlar Kurulu’na verilen bu yetkiyle, yatırımlar için alınması gereken her türlü idarî izin ve olur mekanizması ve bunlara dair idarî süreçler devreden çıkmış olacak. Kıra ve kente telafisi imkânsız ekolojik yıkımlar getirecek olan maddeye göre, plan ve şehircilik ilkelerine aykırı projelere; ruhsatsız, imar izinsiz, ÇED’siz ve yargı yolu önden kapatılmış olarak başlanabilecek.

Ayrıca şirketlerin talanına bir de teşvik adı altında paralar ödenecek. Torba Yasa’daki stratejik yatırımların sınırını 500 milyon TL'den, 50 milyon TL'ye çeken kanunla, bizlerden alınan vergiler ve kamu arazilerinin ücretsiz tahsisi ile ekolojik yıkıma küçük yatırımcılar da ortak edilmiş oldu.

Madde 80 ile ülkemizin mevcut veya gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlarını karşılama, arz güvenliğini sağlama, dışa bağımlılığını azaltma, teknolojik dönüşümünü sağlama gibi millî değerler gerekçe gösterilerek, hukuksuzluk meşrulaştırılacak; talan “stratejik yatırım” adıyla put haline getirilecektir.

*****

05 Ocak: Danıştay, Antalya’daki Alakır Nehri’nde yapılması planlanan Dereköy HES’le ilgili, ‘Antalya Dostları Derneği’nin dava açma yetkisi olmadığına’ ilişkin kararı bozdu.

29 Ocak: Hasankeyf’i sular altında bırakan Ilısu Barajı ve HES için ilçenin taşınmasına dair yasa Meclis’ten geçti. Hasankeyf, UNESCO’nun 10 kriterinden 9’unu barındıran 12 bin yıllık tarihe sahip bir mirastı.

24 Nisan: Nükleer santral yapılmak istenen Sinop’ta yaşam savunucuları, Çernobil’in 30’uncu yıldönümünde miting düzenledi.

n26 Haziran: Antalya Kumluca’daki orman yangını etkisini sürdürürken, Adrasan’da da yangın çıktı. Olimpos tahliye edildi. Günlerce süren yangında 1500 hektar ormanlık alan yandı. Yangının sebebinin yüksek ihtimalle elektrik telleri olduğu belirtildi. Bölgede elektrik dağıtımı yapan sorumlu firma ise Mehmet Cengiz’e ait.

17 Kasım: Bozcaada koylarının ihaleye çıkarılacağını açıklayan Bakanlık geri adım attı.

n30 Kasım: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, doğal sit alanlarını yeniden ‘gözden geçirerek’ bazı alanların sit statüsünü kaldırdı, bazılarının ise sit derecesinde değişikliğe gitti.

5 Aralık: Kuzey Dakota’da Kızılderililerin, yaşam alanlarını korumak için petrol boru hattının inşaatına karşı başlattıkları mücadele kazanımla sona erdi. Projenin durdurulması yerli halk için zafer olarak değerlendiriliyor.

22 Aralık: Hükümet, 2018’den itibaren sertifikasız tohum kullanan çiftçiye destek verilmeyeceğini açıkladı.