Altın Koza’nın ardından
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Yıllardır kâh jürilere davet edilerek, kâh etkinliği, filmleri sizlere aktarmak için dünyanın dört bir köşesindeki film festivallerini arşınladım...
Yıllardır kâh jürilere davet edilerek, kâh etkinliği, filmleri sizlere aktarmak için dünyanın dört bir köşesindeki film festivallerini arşınladım. 18. Altın Koza Film Festivali’nden Akdeniz Kısa Filmleri yarışmasında jürilik teklif edildiğinde çok yönlü bir mutluluk yaşadım. Her şeyden önce ilk kez kendi ülkemde bir yarışmaya katılacaktım. İkincisi, her zaman bir başka keyifle ve merakla izlediğim, film dünyasının en meşakkatli, ama iyi yapıldığından bir o kadar etkileyici türü kısa filmler izleyecektim. Üstelik Mare Nostrum’un dört bir köşesinde zengin bir yolculuk yaparak…

Akdeniz seçkisinde yarışan kısa filmleri seçen ekibin başındaki Hilmi ve Yıldız Etikan bize bu renkli ve çeşitli keyfi yaşatmak için 600’e yakın film izlemişler. Animasyon dünyasının tanınmış ismi Macar prodüktör Gaze H. Tohd, Oberhausen festivali seçici kurul ekibinden film küratörü Madeleine Bernstorff, Fransız sinemacı Daniel Baschieri ve Yunanlı belgesel yönetmeni Lefteris Xantopoulos ile birlikte bizler bunların arasından 86’sını izledik. Çocukların başrolde veya ön planda olduğu konuların çoğunluğu oluşturduğu bu seçkide Akdeniz havzasından—birkaç ülke hariç—her diyardan genç sinemacıların eserlerini izleyerek zenginleştik, anlattıkları acı tatlı hikâyeleri paylaştık. Ve en önemlisi, Adanalı izleyicilerin kısa filmlerin gösterildiği salonları merakla doldurmasını, şehrin genç sinemaseverlerinin seçkiyi tutkuyla izlemelerine şahit olup, keyiflendik, umutlandık. Ödül töreni açıklandığında şehrin bu güzel insanlarının F Tipi cezaevlerine açlık grevlerini konu eden Ruhi Karadağ’ın “Simurg” belgeseline Adana İzleyici ödülü verdiklerini öğrendiğimizde ise bir kez daha tatlı bir şaşkınlıkla sevindik. Özcan Alper’in Yılmaz Güney özel ödülünü alırken ödülü JITEM kurbanı on binlerce faili meçhul ya da kayıplara adaması, onların kemiklerini toplu mezarlardan kurtararak ailelerine vermeyi hala reddeden bir ülkenin gerçek bir hukuk devleti olamayacağını ifade ettiği konuşmayı kuvvetle alkışlayan yine bu kentin aydınlık sahipleriydi.

Altın Koza Festivali’nin en önemli ayrıcalıklarından biri her dalda ve yarışmada ödül alan eserlere verilen parasal ödüller. Cannes gibi dünyanın büyük festivallerinde Altın Palmiye alan bir yönetmen güzel bir heykelle yetinmek zorunda. Elbette bu ödülün dolaylı getirileri önemli, ancak Altın Koza’nın sadece Ulusal uzun metraj film yarışmasında ödül alan filmlere dağıttığı toplam miktar 730 000 TL. Öğrenci ve Akdeniz kısa film yarışmalarına da 206 000 TL vererek, özellikle genç sinemacılara maddi bir destek sağlıyor. Örneğin, eseri en iyi Akdeniz Kısa filmi seçilen genç yönetmenlere verilen 10 000 TL, bir sonraki kısa filmlerinin bütçesinin büyük bir bölümünü karşılayacaktır. Ayrıca ödül alan filmlerin yönetmenlerini veya yapımcılarını ödül törenine katılmak için bir geceliğine getirten festival yönetimi, görülmemiş bir diğer cömertliğe imza atıyordu.

Ancak hatırlatmakta yarar var: kısa filmlerin görünebilirliği ne yazık ki sadece Türkiye’de değil, hemen her yerde kısıtlı kalıyor. Umarız bir gün, emeklerinin ürününü ancak festivalden festivale gösterebilen geleceğin başarılı sinemacılarının filmlerini—ARTE televizyon kanalında olduğu gibi— Türkiye kanalı da, geç saatte de olsa, düzenli olarak göstermeyi programına alır.