‘Ama bu Kürtler de…’
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

Çift sütun olarak bizim BirGün’de yayımlanan haberin başlığı da “ihtiyatlı” olarak atılmıştı:

“Hakkari’de köylüler vuruldu iddiası.”

Ortadaki “iddia” şöyleydi:

Hakkari’nin Oğul Köyü kırsalında insansız hava aracından açılan ateş ile dört köylünün vurulduğu “iddia” ediliyor. Bir köylü hayatını kaybederken Hakkari Valiliği vurulan kişilerin “işbirlikçiler” olarak niteledi.

Haberin devamında Valiliğin açıklamasında bir kişinin öldüğü doğrulandı deniliyor.

Demek ki “köylülerin vurulduğu” bir iddia(!) değil, kesinleşmiş bilgi var ortada. Valilik “vurduk” diyor.

Vurduk ama onlar da işbirlikçiydi!??

Bu tanımı savaş ortamlarında kullanılır. Düşmanlar vardır, onlarla işbirliği içinde olan vatandaşlar söz konusudur.

Valilik açıklaması “efsane metinler” müzesine girecek niteliktedir.

“Söz konusu atış sonunda bölgedeki teröristlerle toplantı halinde bulundukları sonradan anlaşılan İbrahim Sak ile Musa Tarhan isimli işbirlikçiler hafif şekilde, Mehmet Temel ile İsmail Aydın isimli işbirlikçiler ise ağır şekilde olmak üzere dört işbirlikçi yaralandığı…”

Bundan sonrası daha da yükselen bir değere tekabül ediyor:

“Yaralılar kendi imkanlarıyla Hakkari Devlet Hastanesine giderek tedavi altına alındıkları tespit edilmiştir!”

Konuyla ilgili olarak HDP Hakkari milletvekili Nihat Akdoğan “Heronlar sivil vatandaşları vurdu” diye basın açıklaması yapıyor ama bu açıklama doğal(!) olarak basın ve yayın organlarında yer almıyor.

Çünkü kurşunlananlar Kürt!

Bu haber tartışılmıyor bile. Eğer bir tartışma başlasa büyük bir olasılıkla şöyle cümlelerle karşılaşacağız:

-Ama Kürtler de…

-Ne olmuş Kürtlere?

-Baksana referanduma gidiyorlar.

-Vurulanlar mı?

-Hayır Kuzey Irak’taki Barzani’nin başında bulunduğu Kürdistan Federe Devleti.

-Onunla bu köylülerin ne ilgisi var?

-Hepsi Kürt değil mi?

Taş kafalı tartışmacı bakışı ülkeye çok fazla zaman kaybettirdi şimdiye kadar. Tabii ki sadece zaman değil, eski dönemlerle birlikte 100 bine doğru tırmanan can kaybına da sebep oldu.

Katı milliyetçileri bir kenara ayırmak gerekiyor. Onlar ezelden beri “vur kurtul” teorisiyle dönenip duruyorlar. Kendilerine “sol” da tanımlayanlar da Kürtlere karşı aynı kayıtsızlık ile bakıyorlar. Bir de “kuşku” var: Kürtler ülkeyi bölebilir!

Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan; sekiz rakamlı bir cep telefonu numarasıyla bütün Kürtlerin kalbini kazanmıştı. Bütün şehirde onun cep telefonu ezbere biliniyordu, başı sıkışan doğrudan Emniyet müdürünü arayabiliyordu. Okkan, Kürtlerin “iyi vatandaş” olduklarını devletin itirazlarına karşın ispat etmişti. Öldürüldü!

Hakkari Valiliğinin açıklamasının son bölümü ise tam olarak bir skandal! Teröristlerle kırsal kesimde toplantı yapanlar, havadan vurulduktan sonra kendi imkânlarıyla Hakkari Devlet Hastanesine gidip tedavi oluyorlar!

Bu kadar “normal” yani…

İki saat önce teröristlerin işbirlikçisi olacaksın, iki saat sonra yaralanmış vatandaş!..

İlkel bir senaryo… Bunu inanmamızı beklemek akıl fikir sağlığımızla alay etmektir.

Konu ile ilgili Meclis Araştırması yapılmalıdır.

Bütün partilerin milletvekillerinden oluşan bir araştırma komisyonu bölgeye gidip inceleme yapmalıdırlar.

Çünkü bu yol çok denendi, her seferinde çıkmaz sokakların dehlizlerinde kaybolup gidildi. Hiç olmazsa bu sefer “siz bu ülkenin vatandaşısınız” denilmelidir.

Hiç kimse de utanç verici cümleyle sözlerine başlamamalıdır:

-Ama bu Kürtler de..!