Amerika’nın Korucu Partisi
MELİH PEKDEMİR MELİH PEKDEMİR
Korucu kelimesi gündelik dile Kürt meselesiyle birlikte girdi.
Korucu kelimesi gündelik dile Kürt meselesiyle birlikte girdi. Devletten maaş alan, maaş karşılığında özgürlük peşindeki kendi yurttaşlarının canına okuyan ve bunu yaparken de demokrasiden, birlik beraberlikten yanaymış tafrasından vazgeçmeyen kapıkulları...

Yukarıdaki başlığın kısaltması: AKP.

Öyleyse son gelişmelerdeki mevzu anlaşılmıştır: Ortadoğu’da bilhassa İslam âleminin “korucu”larıyla karşı karşıyayızdır.

Bölgede liderliğe soyunmalar... Suriye’ye yönelik tehditler... “Arap baharı”nda inisiyatif almak üzere bölgede atılan turlarda yapılan açıklamalar. Ve yazılan ama altı henüz çizilmeyen Amerikalılarla birlikte KAF [Küresel Antiterör Forumu] eş başkanlığı... Aslında? İsrail ile maraza, ardından aynı İsrail’i savunmak üzere füze kalkanlarına verilen onay (öyle ki bu “onay” cemaat yazarlarının bile diline düştü).

Şu bölgesel liderlik mevzusu biraz abartılı pompalanıyor gibi mi ne? Yahu 1990’larda, duvarın göçmesi ardından, Turgut Özal ve Süleyman Demirel de Adriyatik’ten Çin Seddi’ne Türk Dünyası efelenmesinde değil miydi? Hatta Batı medyasında Türk Yüzyılı manşetleri çekilmekteydi... Şimdi sanki aynı gaza geliniyor gibi... Tek fark, “Türk Yüzyılı” lafının yerini “neo-Osmanlı” lafının alması...

Arap coğrafyasındaki kaos, halkların kendi haklı isyanlarıyla yolunu bulmaya çalışırken, trafiği yönlendirenler bir nevi BOP’un güncelleşmesi istikametini de göstermiyor mu? Mesela Erdoğan hâlâ BOP eş-başkanıydı değil mi? Şimdi bir de KAF eş-başkanı... Nedir bu Küresel Antiterör Forumu denilen KAF? Küresel güçler sisteme karşı çıkan herkesi hemen “terörist” diye yaftaladıklarından hiç de hayra alamet bir girişim değil. Acaba, yeni türden uluslararası bir kontrgerilla daha mı? (“İleri demokrasi”, “Kaf dağı” esprisinin aklınıza geldiğinin farkındayım!) Ergenekon / Gladyo türü kontrgerilla demode oldu nitekim. Demek ki demokrasi’ye KAF’la gidilecekmiş. Bunun artık Ortadoğu düzleminde ele alınan Kürt sorunuyla kesinlikle yakın ilişkisi var. Yine “nitekim”, PKK- MİT görüşmelerinin ses kaydının bu karambolda gündeme ses bombası gibi düşmesi tesadüf değildi. (Bu konudaki yorumum farklı değil: Demek ki müzakere yapılınca kıyamet kopmuyormuş!)

Ve bir de laiklik... Tayyip Bey’in Ortadoğu turu bu kavramla da şenlendi. Murat Yetkin “neo-laiklik” dedi ama... Bana göre, bu düpedüz ılımlı İslam, yani ha ali veli ha veli ali tartışması...  Geçen hafta yazmamış mıydım, laiklik, tanımını değiştirmek suretiyle AKP’nin “ilke ve inkılâpları arasındaki” yerini muhafaza edecek, diye... İşte Erdoğan da böyle yapıyor.

Korucular sadece kendi ellerine verilen silahları kullanabilirler: Ortadoğu’da at koşturabilmelerini için tek koşul vardır, o da Batı’nın çıkarlarını savunmak. Bu yüzden sadece ılımlı İslam’a kadar izin varsa, orada böyle “laik kem, maik küm” diye konuşmaktan başka çare yoktur. Mesela Erdoğan eskiden “Tutturmuşlar bir laiklik elden gidiyor, millet istemedikten sonra, tabii gidecek yahu” diyordu. Mısır’da ise, “Laiklikten korkmayın, laik bir rejimde insanların dindar olma ya da olmama özgürlüğü vardır, ben laik bir ülkenin Başbakanıyım” demek zorunda kaldı. Gerçi, homurtular karşısında “Siz benim laiklik konusundaki görüşlerimi zaten bilirsiniz” açıklamasıyla, göz kırpmaktan da geri durmadı.

Kontrgerilla (KAF) tek başına olmaz, illa ki Kontrpolitika (laiklik filan) da lazım ve bunu yapıyorlar. Yani, bölgesel düzlemde tepeden ve dışarıdan reform /inkılâpçılık iddiası da taşıyan yeni BOP’çulukta, bölgeye laiklik lazımsa onu da biz getiririz diyorlar.

Bölgede demokrasi... Bölgede laiklik... Peki içeride? Kanun Hükmünde Kararnameler... Peki şimdi doludizgin uygulanan KHK’ler sivil vesayetin daniskası olmuyor mu? İronik yan, laiklik söylevinin ardından KHK ile en son MEB hakkındaki kararlar, Atatürk ilkelerinin iptali, Kuran kurslarına yaş sınırlamasının kalkması... Çok renkli bir ülkedeyiz vesselam...

Kısacası rejim krizi işte böyle “çözülüyor”, bölgedeki kriz de aynı şekilde çözülüyor. Böyle bir ortamda devrimci tavır nedir? Rejim krizi çözülürken, çözülmemek, keriz durumuna düşmemektir. Korucular ile direnenleri ayırt edebilmektir.