Anayasa değişirken Kasaplar Odası mı konuşsun?
Bülent Mumay Bülent Mumay

Hollanda ve Almanya’ya öfkelenen Erdoğan, önceki akşamki havuz ortak yayınında Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’na yüklendi. Yüklenmek ne kelime, resmen tehdit etti: “Barolar Birliği Başkanı şu anda Türkiye’den başladı, Avrupa’yı dolaşıyor. Sen bir daha benim kapımı çalamazsın. Yarın bunun faturası çıkar.”

Nasıl bir “fatura” çıkacağından söz etmedi Cumhurbaşkanı. Ama kimlere bu ülkede nasıl fatura ödetildiğini bildiğimiz için, az çok tahmin edebiliyoruz.

Yalnız, hukunun en üst metni olan Anayasa değişirken, Barolar Birliği’nin görüş bildirmesinden daha doğal ne olabilir? Bu görüşü yaymak için onlar toplantı yapmasın da Kasaplar Derneği mi yapsın?

Yoksa sayın Cumhurbaşkanı’nın önceden önerdiği gibi Barolar Birliği’ne değil de her meselede “Ulemaya” mı danışalım?

***

anayasa-degisirken-kasaplar-odasi-mi-konussun-258323-1.

Hangi pasaportu seçecekler?
Mayamızda olmayan bir kavramın, dilimizde de karşılığı olmuyor pek. Ama tamamen bize özgü şeyleri, başka dillere ihraç edecek kadar derinden yaşıyoruz. “Öfkeyle kalkıp zararla oturmak” bu listenin en üst sıralarında yer alıyor belki de.

Almanya ve Hollanda ile yaşanan krizlere bakın. Neden tırmandırıldığı aşikar elbette ama onarılması güç ve zararı bütünüyle bizim insanımıza dönecek bir kriz olduğunun farkında mıyız? Almanya ve Hollanda’da yaşayan milyonlarca Türkiye kökenlinin bugünkü huzurunu bozduğumuzu ve geleceklerini zorlaştırdığımızı biliyor muyuz?

Almanya’da AfD’ye, Hollanda’da Wilders’e hayat öpücüğü veren Ankara yüzünden, “gurbetçiler”in mevcut hakları da tehlikeye girmeye başladı. İlk sinyal Almanya’dan geldi. Çifte vatandaşlığı kaldırmaktan söz ediyorlar. İki gerekçeyle, Ankara’nın siyasi müdahalesi... İkinci gerekçeyi ise Alman yetkililer şöyle açıklıyor:

“Deniz Yücel olayı, çifte vatandaşlığın çifte vatandaşları Erdoğan rejiminden etkili biçimde koruyamadığını da gösterdi.”
Almanya, AB’nin beyni. Oradaki bir yasal kıpırtı diğer ülkelere hızla yayılıyor. Çifte vatandaşlık kaldırılırsa, Avrupa’daki Türkiyeliler hangi pasaportlarından vazgeçecekler sizce? Bir tahmininiz vardır eminim, görün bakalım oy kullanacak Avrupa’da kaç Türkiye kökenli TC vatandaşı kalacak...

***

Ankara’nın gafına bak
Öcalan’a ev sahipliği yaptığı için İtalya’ya kızarken Bursa işi ipek kravatları yaktık. Hollanda’yı protesto etmek için Finike portakalını bıçaklıyoruz. Bu sokaktaki tepkimiz...

Hükümetimiz ise anlı şanlı medyamızın bildirdiğine göre “üçlü kıskaç”larla ağır yaptırımlar uygulayacakmış. Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlunun ticaret yaptığı Hollanda’ya ticari herhangi bir müeyyide uygulamaya niyetimiz yokmuş. Demek ki Binali Bey’in “misliyle karşılık verme” planının içinde bu yokmuş.

Ama bakın Hollanda’ya verilen cezalardan biri oldukça manidar! “Uçan Hollandalılar” artık ülkemize diplomatik olarak uçamayacakmış. Yahu Büyükelçilerini kovduğumuz bir ülkeden zaten buraya neden diplomatik uçuş olsun ki artık...

Bir de, siz Ankara’daki bakanlar gibi Avrupalı siyasetçilerin memleketimizi özel uçaklarla ziyaret ettiğini falan mı sanıyorsunuz? Evet propagandası için bile bakanları Avrupa’ya devlet uçağıyla gönderenler, herkesi kendileri gibi sanıyor demek.

***

anayasa-degisirken-kasaplar-odasi-mi-konussun-258324-1.

Bahçeli-Barzani ortaklığı hayırlı olsun
Siyasi düşmanının pozisyonuna göre karar vermek, Türk siyasetinin en büyük hastalığı belki de. Son yıllarda ilkelerden çok rakiplerini kollayan yegane lider MHP Lideri Bahçeli oldu.

7 Haziran’da muhalefetin ortak adım tekliflerine “HDP ile yan yana gelmem” diyerek set çekti. Başta Meclis başkanlığı olmak üzere 1 Kasım zaferini AKP’ye hediye etti.

Eskiden “diktatörlük, Öcalan ile Erdoğan’ın ortak projesi” dediği başkanlık sistemine de çift elle sarıldı şimdi. Yine HDP’nin karşısında yer almak için...

Yalnız kaderin tuhaf bir cilvesi... Bahçeli HDP’den kaçarken, Erdoğan’ın Kürtleri ikna etmek için devreye soktuğu Barzani ile aynı cephede buldu kendini.

Hani daha geçenlerde “Türk milletine kefen biçen şahıs” dediği Barzani ile aynı “evet” için çalışıyor. Ne diyelim, hayırlı olsun.

***

anayasa-degisirken-kasaplar-odasi-mi-konussun-258325-1.

Okurken ruh sağlığımız bozuluyor
Sağlık meselesine gazetelerin geniş yer vermeleri gayet güzel. Periyodik köşelerde faydalı bilgilerin yayınlanması, memleketin sağlığına faydası olacağı aşikar. Aynı mevzuların neredeyse tıpkı basımını ne yapacağız? Bu işin piri Osman Mütftüoğlu bile fazlasıyla tekrara kaçmaya başladı.

Önceki gün Hürriyet’te muhtemelen bininci kez “Yürümek mi, koşmak mı?” konulu yazısı vardı. Yeni bir bilimsel bulgu, yanıtlarda bir değişiklik yokken aynı pilavı ısıtıp önümüze koymak biraz ayıp olmuyor mu? Yazık değil mi o sütun/santim’lere.
İmza: Bir dost.

***

Cemaatçi sitenin ilginç sansürü

Dünyanın en pahalı makalesini yazdırdığımız, Trump’ın birkaç hafta sonra kovmak zorunda kaldığı eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Flynn’i anımsarsınız. 5 bin vuruşluk makalesine milletin vergileriyle 530 bin dolar ödenen Flynn, ABD basını tarafından artık sadece Rus ajanı değil, Türk ajanı olarak da anılıyor.

Havuz medyasının elbette görmediği bu haberi cemaatçiler nasıl paylaşıyor dersiniz? Elbette sansürleyerek... Geçenlerde “liberal görünümlü” cemaate yakın bir internet sitesi, Flynn’in kovulmasına ilişkin Fox News videosunu paylaşırken, sunucunun “Fethullah Gülen backed by United States” (ABD’nin desteklediği Fethullah Gülen) ifadesini sessize aldı.

Şaşırdık mı? Ne de olsa “beraber yürüdüler bu yollarda.”