Anayasa için 'Türk tipi' öneriler...
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Kurulmak istenen müstakbel rejimin “‘Türk tipi’ değil, kişiye özgü olacağı” ne denli doğru bir saptama (Bkz. ‘Türk Tipi değil...’, BirGün, 5.3.2015) ise, Anayasa’nın etkililiği için ‘Türk tipi’ düzenlemeler yapma gereği de o denli gerçekçi.

Neden ve nasıl?

Hukuk devleti inancı ve anayasa kültürü, yasama-yürütme ve yargı organlarının anayasanın emredici hükümlerine kendiliğinden uymalarını gerekli kılar. Kamusal yetki kullanan kişiler, yaptırım korkusundan bağımsız olarak ‘anayasaya saygı’ gösteriyorsa eğer, hukuk devleti bilincinden söz edilebilir. Aksi halde, anayasanın üstünlüğü sağlanamaz, tıpkı bizde olduğu gibi.

Bu nedenle, ‘bize özgü’ düzenleme gereği de öne çıkarılmalı. Burada, -yürürlükteki metni veri kabul edip- en çok ihlâl edilen bir düzine maddeyi etkili kılmak için yapılması gereken eklemeler üzerine ön saptamalar ile yetineceğim:

1.- Eşitlik: “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” (md.10/son). Ekleme önerisi: Bu yükümlülüğü, söylem, işlem ve eylemleriyle ihlâl eden kamu görevlileri, meslekten çıkarılır.

2.- Yakalama ve tutuklama koşullarını düzenleyen md.19’a göre; “Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir”. Öneri: “Devletçe ödenir” yerine, kusurlu ve kasıtlı işlem yapan görevlilerce ödenir.(Not: Bu fıkra, md.40 ile birleştirilmeli).

3.- “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” (md.38/4). Öneri: Bu hükmü ihlâl eden kamu görevlileri, mağdura tazminat öder.

4.- “Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar... Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” (md.40). Öneri: Mağdurun resmi görevliye karşı başvuru hakkı vardır.

5.- “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez” (md.70). Öneri: Ayırım yaparak liyakat ilkesini açıkça ihlâl eden görevli, kamu görevinden çıkarılır.

6.- “Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” Öneri: Genel oyla seçilme, Anayasa’ya uyma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

7.- “Sorumluluk ve sorumsuzluk hali” (md.105). Öneri: Cumhurbaşkanı, Anayasa’da sayılan görev ve yetkileri dışındaki söylem, işlem ve eylemlerinden sorumludur.

8.- “Diyanet İşleri Başkanlığı” (md.136). Öneri: Diyanet İşleri Başkanı, tüm inanç ve inançsızlıklara karşı yansız olup, bireysel ve/ya kolektif inanç ve din tercihlerine müdahale edemez.

9.-“Kanunsuz emir” (md.137): “Konusu suç teşkil eden emir, hiç bir surette yerine getirilmez;...”. Öneri: Konusu suç teşkil eden emrin şiddet kullanımı yoluyla yerine getirilmesine karşı koymak, şiddet mağdurlarının meşru savunmasıdır.

10.- “Mahkemelerin bağımsızlığı” (md.138). “Hiçbir organ,... kişi, ... mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; tavsiye ve telkinde bulunamaz”. Öneri: Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri, bu kurala öncelikle uymak zorundadır.

11.- “Yasama ve yürütme organları ile idare, ...mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” (md.138/son). Öneri: Mahkeme kararlarının gereğini yerine getirmeyen görevlilerine uygulanacak hukuki ve cezai yaptırım, kararı veren yargıç tarafından saptanır.

12.- Sayıştay, md.160’a göre, ilgili kurumların bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir. Öneri: Sayıştay denetimini engelleyenlerin vekillik görevi sona erer.

Bu öneriler, Anayasa için atılacak ilk adım olarak görülmez ise eğer, daha önce sahnelenen oyuna yeniden başlanacak demektir.

İki yıl iki ay önce, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nu dağıtan AK Parti, şimdi yeniden toplamak istiyor; ama 6 aylık süre için. Yani, 26 ayı boşa geçirenler, şimdi anayasa için sadece 6 ayı yeterli görüyor!
Bunun anlamı, ‘anayasa oyunu’ yeniden başlıyor demektir. Oyunu bozmak için iki gereklilik: Bir, yeni seçenekler geliştirmek, imece yöntemiyle; iki, somut öneriler ortaya koymak suretiyle, anayasal hükümleri etkili kılmak için bize özgü düzenleme gereğini gündemde tutmak.