Anayasaaaaarggghhhh

Anayasa Hukuku dersinden bir zamanlar bütünlemeye kalmış tüm Hukuk Fakültelerinin 1. Sınıf öğrencileri adına haykırıyorum: “Durun efendiler!”
Yaz aylarında Anayasa Hukuku üzerine yapılan tartışmalar bir zamanların genç hukuk öğrencilerinde sadece bütünleme gerginliğini hatırlatıyor. Bu kadar hukukçunun gözümüzün nuru, sevecen ve şirin başbakanımızın halis niyetlerini anlayamaması bu nedenle. Öncelikle bunu açıklamak isterim.
ANLAMADIK
AKP, faili meçhul siyasi cinayetlerin, JİTEM’in, 12 Eylül’ün araştırılması için verilen önergeleri reddedince bu konular partinin umurunda değil sanıyor insan. İktidar sekiz sene boyunca geçmiş 12 Eylül yıldönümlerinde ses çıkartmamışken, Abdullah Gül Kenan Evren’i köşkte börekle besler, Bülent Arınç büyük ressamla anaokulu açar, Tayyip Erdoğan darbeci paşadedeyle beraber nikah şahitliği yapıp gençlere mutluluklar dilerken. İşte o kargaşada bu efendilerin 12 Eylül karşıtlığını anlayamadık.
İktidar köşklerinde konuk ettikleri, beraber anaokulu açtıkları, birilerinin evlilik defterini imzaladıkları bir darbeci generalden hesap sormayı isteyeceklerini düşünemedik.
OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH
Hele Deniz Baykal bu paşa ve şürekasını koruyan Anayasa’nın geçici onbeşinci maddesinin kaldırılmasını teklif edince, Erdoğan paşasının önüne geçip, göğsünü siper, dilini mızrak eyleyip “bu tür sulu şakalara” gelmeyiz deyince, bilememişiz.
Oysa genç çiftlere üç çocuk yapmaları öğütleyip, neşe içinde Evren paşayla şahitlik yaparken, okul öncesi çağdaki çocukların gideceği anaokulun kurdelesini, idam kararlarının altına imza atan ellerle beraber keserken meğer 12 Eylül’le hesaplaşma fikrini bir milli sır gibi vicdanlarında saklamışlar, haberimiz olmamış.
Ve sonra Aktolgalı Beylerbeyi gibi ve gözyaşlarını da sakınmayıp seslenince Erdoğan, titreyip kendimize gelmek farz oldu, hem kararlı hem şefkatli ne de güzel dalgalandı iktidarın demokrat sesi: “Sadece 12 Eylül’le hesaplaşmak adına değil, bir daha 12 Eylüller yaşanmasın diye evet bekliyorum. Geçmişi kurtaramasak bile, çocuklarımızın geleceğini kurtarabiliriz.”
KURTARMALIK
Çocukların geleceklerini nasıl kurtaracağımıza bakmak için Anayasa değişiklik paketinin gerekçesine dalmışken, televizyondan yine Erdoğan’ın müşfik sesini duydum. Başbakan bir takım sivil toplum örgütünün kadın temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda fikirlerini açıklığa kavuşturuyordu: “Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum, kadın ve erkek farklıdır, birbirinin tamamlayıcısıdır.”
O noktada işte başbakana düzenlenen komplonun farkına vardım. Anayasa değişikliğinin 1. Maddesinin gerekçesi aynen şöyle yer almış: “Yapılması öngörülen değişiklikle, kadın ve erkek arasındaki eşitliği sağlamaya yönelik olarak Devlet tarafından bazı tedbirlerin alınabilmesine imkan tanınmakta ve alınacak bu nitelikteki tedbirlerin, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağı vurgulanmaktadır.”
Başbakan kadın-erkek eşitliğine inanmazken bir kısım milletvekilinin Anayasa değişiklikleri arasına bu gerekçeyi sıkıştırması beni müthiş rahatsız etti. Buradan başbakanı uyarmayı borç bilirim. Neticede çocukların geleceği vs. bunlar hep önemli konular.
ÖZETLE:
1. Geçici 15. Maddenin kaldırılmasının ancak 2010 senesinde konu edilir olması son sekiz senesi AKP olmak üzere tüm darbe sonrası hükümetlerin affedilmez ayıbıdır.
2. AKP’nin mesele üzerinde bugüne kadar gözlemlenen tutumu ve geçici 15. Madde kaldırılsa bile Kenan Evren’in yargılanmayacağının hükümet yetkilileri dahil bir çok çevre tarafından dile getirildiği ortadadır.
3. Anayasanın kimsenin itirazı olmayan maddelerinden biri olan kadın-erkek eşitliğine ilişkin değişikliğe tek itiraz bizzat başbakandan gelmektedir.
4. İster Evet, ister Hayır, ister boykot. Oyunuz ne olursa olsun. Bu referandum 12 Eylül’le hesaplaşma değildir.

BİZİ TAKİP EDİN

360,158BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,349TakipçiTakip Et
7,986AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL