Ankara İSİG Meclisi kuruldu
20.05.2018 10:22 ÇALIŞMA YAŞAMI
Emekçilerin sorunlarına dikkat çeken ve iş cinayetleri üzerine çalışmalarıyla bilinen İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi, İstanbul ve Kocaeli'nin ardından Ankara'da da kuruluşunu ilan etti

BURCU CANSU [email protected] @burcu_cansu

İstanbul ve Kocaeli’nin ardından Ankara’da da İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi kuruldu. Meclis ile Ankara’nın çalışma hayatını düzenleyen politikaların ve emek hareketinin en önemli merkezlerinden biri olmanın hedeflendiği açıklandı.
Ankara İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin kuruluşu Mimarlar Odası'nda yapılan toplantı ile duyuruldu. İşçilerin yoğun katılımının dikkat çektiği toplantıda Meclis'in kuruluş metni okundu.

“İş cinayetleri ‘kader’ değildir”
Son 16 yılda en az 21 bin işçinin iş cinayetine kurban gittiği belirtilen açıklama da şunlar yer aldı:

» İSİG Meclisi olarak iş cinayetlerinin sebebinin, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması ile denetim ve yaptırım eksikliğinden kaynaklandığını savunuyoruz. İş cinayetlerinin taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma gibi politikalarla doğrudan ilgisi olduğundan hareketle bunlara karşı mücadele etmeksizin bir işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesinin mümkün olmayacağını savunuyoruz.

İş cinayetlerine ‘fıtrat’ diyen, ‘kader’ diyen anlayışa karşı ‘iş cinayeti’ demek ve bunun benimsenmesini sağlamak önemlidir.

» İşçi cinayetleri, meslek hastalıkları ise çalışırken yaşanan güvencesizliğin hukuki bir resmidir. Dava süreçleri işçi ve yakınları için birer işkenceye dönüştürülmektedir. İş cinayetinin gerçek sorumluları yargılamazken iş güvenliği uzmanları şefler sorumlu tutulmakta ve sorumlular cüzi para cezalarıyla tutuksuz yargılanmaktadır.

» 2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası bu gidişatı değiştirmedi. İş cinayetlerine ilişkin önlem alınmadığı gibi iş güvenliği tedbirlerinin seçim arifesi sebebiyle askıya alındığına tanıklık ediyoruz. İSİG Meclisi olarak işçi sağlığı ve güvenliğini salt yasal ya da teknik bir mevzuya indirgenecek bir alan değil, aksine işçiyi ve işçi sağlığı ve güvenliğini bir maliyet unsuru olarak gören üretim biçimi ile ilgili bir sorun olduğunu söylüyoruz.

» Çözüm işçilerin örgütlenmesinde ve sendikal mücadelededir. İşçi Sağlığı ve Güvenliği bir sağlık sorunu değil bir sınıf sorunudur. Bu yüzden de merkezi İstanbul İSİG Meclisi ve yakın zamanda kurulan Kocaeli İSİG meclisinin ardından Ankara’da bir İSİG Meclisi kurmamızın en büyük nedeni sürece yerelin özneleri ile müdahale etmektir. Dahası Ankara’nın çalışma hayatını düzenleyen politikaların ve emek hareketinin de en önemli merkezlerinden birisi olmasıdır.

Emeğe yönelik ağır saldırıların olduğu bir dönemden geçerken işçi sağlığı ve güvenliği mücadelesi her zaman olduğundan daha fazla mücadeleye ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden de başta işçi arkadaşlarımızı sandıkları meslek odalarını hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarını avukatları işçi ailelerini ve emekten yana olan tüm kesimleri mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

‘İnşaat işçileri ölümle karşı karşıya’
Ardından moderatörlüğünü Arif Müezzinoglu’nun yaptığı panele geçildi. Panelde ilk sözü alan inşaat işçisi, 15 dakikalık bir test sonrası tehlikeli iş yerinde çalışabilir raporu verildiğini belirterek, “Bizlere alet nasıl kullanılır, baret ne işe yarar gibi teknik bilgiler verilmiyor. İlk bir hafta baretsiz ve ayakkabısız çalıştık. İtiraz ettiğimizde de ‘bir sürü insan işsiz, beğenmeyen gitsin’ yanıtı aldık. İskelenin güvensiz olduğunu belirttiğimizde de daha güvenli iskele getirmek yerine bizi ölüm pahasına o iskelede çalışmaya mecbur bıraktılar. Şikâyetçi olduğunuzda da durum değişmiyor. İş yeri uzmanı da gerekli eğitimi vermiyor. Firmadan şikâyetçi olduğunuzda ise işsizlik ile karşı karşıya kalıyorsunuz. İnşaat sektöründe örgütlenmek çok zor bir durum” dedi.

‘Tedbirler alınmadan cinayetler önlenemez’
Daha sonra söz alan iş güvenliği uzmanı Tülin Yıldırım ise, “Bu sistemde kaza olduğunda uzman, meslek hastalığı olduğunda da iş yeri hekimi sorumlu tutuluyor. Bizler tehlikenin kaynaklarını, nasıl müdahale edeceğimizi biliyoruz ama işveren bu yetkileri kullanmıyor. Bizlerin de işi durdurma yetkisi yasal olarak yok. Devlet cinayetlere göz yumuyor ve arka çıkıyor. Bunun için mücadeleyi kolektif yürütmeliyiz. Gerekli tedbirler ve denetimler yapılmadığı müddetçe iş cinayetleri önlenemez” dedi.

‘Hukuk işlemiyor’
İş Yeri Hekimi Kadir Atlı, “Gece gelip toz ölçümü yapan şirketler, yapılan tetkikleri inceleyen uzman doktorlar olmadıkça yani yolsuzluk oldukça sorun çözülemez” derken, Avukat Murat Kemal Gündüz de hukuki olarak da sürecin çok zor olduğuna değindi. İşçi cinayeti davalarında hukuksuz bir sürecin işlediğine vurgu yapan Gündüz, “Hiçbir cinayette kamu davaları hakkında dava açılmıyor. Soruşturma izni verilmiyor. Birçok başvurumuz AYM’nin önünde bekliyor. Ailelerin mücadeleci tavrı ve kamuoyu baskısı ile süreç yürütülüyor. Mahkemelerde hakim ve savcılar ‘iş cinayeti’ dememize dahi itiraz ederek, ‘iş kazası’ tanımını kullanıyor. Bilirkişi raporlarında da ciddi sorunlar yaşıyoruz” diye konuştu.

‘Kan parası istemiyoruz’
Ankara Ostim-İvedik patlamasında hayatını kaybeden Dilek Gürer’in abisi Nihat Gürer ise, mücadelede yalnız bırakılmalarının hukuksal olarak da zarar verdiğini belirterek, “Bizlere destek olun. Bizler kan parası istemiyoruz, sorumlular yargılansın istiyoruz” dedi.