Arabın İntikamı
Orhan Alkaya Orhan Alkaya
Shakespeare'in eşsiz tragedyalarından Othello'yu (Othello, The Moor of Venice) bilirsiniz. Venediklilerin Kıbrıs Valisi olarak atadığı Mağribi komutan...

Shakespeare'in eşsiz tragedyalarından Othello'yu (Othello, The Moor of Venice) bilirsiniz. Venediklilerin Kıbrıs Valisi olarak atadığı Mağribi komutan, savaşçı Othello, sivil hayattan ve kadınlardan uzak bir dünyadan, kargaşanın hüküm sürdüğü bir 'köle adası'na savrulur. Hayatına üstelik âşık olduğu bir kadın (Desdemona) ve iktidar etmenin binbir hilesine vakıf, çıkar düşkünü bir adam (lago) girmiştir.

Othello, iktidar etmeyi öğrenmenin bir tezahürü olarak, aşkı boğazlayacak, son sözlerinde "Öldürmeden önce seni öpmüştüm; tek yol var tek: / Kendimi öldürerek, bir öpücük üstünde can vermek" (A. Vahit Turhan ve A. Turan Oflazoğlu çevirisi) diyecektir.

Darülbedayi'nin ilk talebelerinden Kamil Rıza, yaygın tanınışıyla Othello Kamil, yıllar yılı seyyar kumpanyasıyla Anadolu'yu dolaşıp Othello'yu oynadı. Shakespeare gibi bir halk yazarına pek yakışan adaptasyonun ismi Arabın İntikamı idi. Sanatta iktidar ya bir anatemadır ya da bir sanatsal üretimin fiziksel hacmi kadardır. İktidar tutkusunu sanat eserinin içinde ve ama sanat ortamının en uzağında, yalıtılmış bir yerde tutmak gerekir.

Eksik egoların münasebetsiz teşhirinden kurtulmak zorundayız, artık iyiden iyiye... Bugün, Türkiye tiyatro ortamının yeniden yapılandırılması yakıcı bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Bunun yolu, ne yazık ki, en kolay tutulabilecek olan yol değildir. Kapalı kapıların ardında, 'uzman'ların, yasa dili üzerinden, pek çok faktöre bağlı olarak dağılmaya yüz tutmuş bir bünyeyi yeniden yapılandırmaya çalışması, bittecrübe sabittir ki keennemyekûndur.

Türkiye tiyatro ortamında, Cumhuriyet'in kuruluş metodolojisinin de sonucu olarak, iki büyük subvansör kurum var; devlet ve devletin bürokrasisini izlemek koşuluyla Yerel Yönetim. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, burada da sanatsal etkinliğin var olabilmesi, kamunun etkin ve/ama özerk bir projeyle bu sahaya toplam gelirden pay aktarmasına bağlıdır. Bizim modelimizde ise, kamu desteği etkin ama çok sınırlı, özerklik ise her zaman tartışmalı, sofistike olagelmiştir. Liyakatin kolaylıkla itelenebilir, iktidar tutkusunun sıkça sahne çalar hale gelmesi, işte bu sofistikasyonun bir sonucu sayılabilir. Mesleğin etik ilkelerinin, teamüllerinin bir çırpıda yok sayılabilmesi de öyle...

Biri doksan dört, diğeri elli dokuz yıllık geçmişe sahip iki kamu tiyatrosunu bağlaşık-larıyla birlikte koruyarak ve dipten gelen dalgaya yol açarak gerçekleştirilecek bir yeniden yapılandırma projesi, 'kökleri mazide olan bir âti' projesidir. Böyle bir projenin, tiyatro kamuoyunun 'âkil' desteğine ihtiyaç duyduğunu söylemeye, bilmiyorum gerek var mı?

Her meslekte olduğu gibi tiyatroda da liyakat en yüce değerdir. Altan Erbulak'ın harika sözünü hatırlatmak isterim: "Tiyatronun ilk otuz altı yılı zordur!" Türkiye tiyatrosu artık içinde debelendiği kısır deltadan kurtulmaya mahkûmdur. Bu kısır deltanın metan gazını andıran pasaklı kokularından, mikroplarından, bakterilerinden kurtulmaya mahkûmdur ve bunun için yalnızca bir tek olmazsa olmaz şart vardır: Mesleğin etik ilkelerine, kutsiyetine de diyebiliriz, sıkı sıkıya sarılmak.

İnsandan insana akan bu en sıcak köprü, eksik egoların düşük yoğunluklu briketlerle tamamlanacağı bir gecekondu değildir. Arabın İntikamı (Othello, Venedikli Mağribi) hayli eski bir oyundur, sonu bellidir.

Erginlik, bile bile lades dememektir bir bakıma.