Arjantin'in tanıdık hikâyesi-2
AYKUT ERDOĞDU AYKUT ERDOĞDU
Yağma Günlüğü’nde Arjantin halkının Yüce Divan’ı, 90’larda kurulan mafya düzeninin meşrulaştırılmasındaki rolü nedeniyle suçladığı öne sürülüyor

(04 Ağustos tarihli yazının devamı)

Yağma Günlüğü’nde Arjantin halkının Yüce Divan’ı, 90’larda kurulan mafya düzeninin meşrulaştırılmasındaki rolü nedeniyle suçladığı öne sürülüyor. Halktan ve hukuktan yana olması beklenen Yüce Divan’ın iktidarlardan ve şirketlerden yana kararlara imza atması halkta büyük öfke yaratmış. Kamu şirketlerinin son derece düşük fiyatlarla satılmasına göz yummasına da çok tepkili Arjantinliler. Gittikçe daha da fakirleşen bir öteki Arjantin var. Yetersiz beslenen çocukların ve tedavi göremediği için hayatını kaybedenlerin sayısının yılda 35 bine ulaştığı bir Arjantin. Halk gönüllüsü iki doktor konuşuyor belgeselde. İnsanın izlerken gözleri doluyor. Bir kitap okumuşlar. Arjantinli bir yazarın kitabı. Kitap yetersiz beslenmenin sosyo-ekonomik ve kültürel bir hastalık olduğundan bahsediyormuş. Herkese yemek verilerek değil herkese iş verilerek tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu söylüyormuş. Evrensel bir tespit bu! Bu iki halk dostu doktor yetersiz beslenen çocukların oranının yüzde 18’den yüzde 80’e çıktığını öne sürüyor. Arjantin’in ekonomik modeli fakirleşme getirmediyse bu çocuklar nereden geliyor peki!

'Taht için çalıyorum'
Milletin a.... koyan Türkler olduğu gibi orada da Arjantin halkına aynısını yapanlar varmış bu arada. Yandaş medya Arjantin’de de işbaşındaymış. Örneğin Monetta, Carlos Menem’in destekçisi, medyanın yüzde 60’ına sahip; aynı zamanda banka sahibi ve Arjantin Telekom’un da büyük ortağı. Uluslararası rekabete aykırı biçimde, Fransız Telekom ve Telefonica lehine tarife belirlenmesi konusunda Yüce Divan’ın ses çıkarmamış olması çok dikkat çekmiş Arjantin’de.

Arjantin Meclisi’nde Karapara Komisyonu kurulmuş. Komisyon üyesi Elisa Carrio soruşturmada Citibank, Credite Suisse, Trainers Bank ve JP Morgan’ın yasadışı işlemlerinin merkezi olarak Arjantin’i kullandıklarını tespit etmişler. Bu işlemlerde aracıların ise Citibank, Banco Republica ile Monetta’nın bankası Banco Federal olduğunu görmüşler. Carrio, özelleştime işinde dönen rüşvetin 5-10 milyar dolar civarında olduğuna inanıyor. Suçluların da Başkan Menem'le Bakanları Cavallo ve Kohan olduğunu düşünüyor. Alfonsin döneminde aklanan paralar karşılığında verilen rüşvetin ise Menem’in seçim kampanyasının yüzde 80’ini karşıladığını tespit etmişler. Menem iktidarının İçişleri Bakanı Jose Luiz Manzano’nun “taht için çalıyorum” itirafı kitaplara kapak bile olmuş. Manzano’nun bu açıklamanın hemen ardından ülkeden tüydüğünü de belirtelim.

Belgeselde Arjantin mucizesinin en çarpıcı yolsuzluk örneği olarak ülkenin kuzeybatısındaki devasa dolgu baraj inşaatı gösteriliyor. Yıllardır bitmeyen ve sürekli maliyet artışı ve süre uzatımı gelen Yacyreta Baraj projesinde de tam bir ahbap çavuş düzeni hakim. Proje için 1985’te 30 milyon dolar olarak bir hesap çıkarılmış. Sonra bu hesap Dünya Bankası işin içine girince 180 milyon dolara çıkmış, iş uzamış da uzamış ve 13 milyar dolar harcanmış olmasına rağmen hâlâ ne zaman biteceğinin bilinmediği söyleniyor belgeselde. Barajın son durumunu bilmiyorum ama ilginç bir ayrıntı var: Projenin kontrolluk firması, müteahhitin de kayınpederi. Aynı zamanda Menem’in seçim kampanyasının da yöneticisi. Daha fazla ayrıntıya gerek duymuyorum.

Menem döneminde, savaş halinde olan Peru ve Ekvador’un ateşkes garantörü olan Arjantin’in Ekvador’a gizlice silah sattığını, Bosna Hersek ve Hırvatistan'a BM kararlarına aykırı biçimde silah gönderildiğine dair bilgileri denetleyen senatör, karanlık bir takım olaylara şahit olmuş. Aynı senatör, silah satışında üst düzey ordu kurmaylarının olduğunu, bunlardan kilit bir ismin şaibeli bir kazada öldüğünü, mühimmat fabrikasında şüpheli bir patlama yaşandığını, bu olayın izinin sürülmemesine hizmet eden birtakım garip olayların olduğunu öne sürüyor.

Türkiye mucizesi?
Özetle, işbirlikçi hain politikacı, gözü dönmüş vahşi sermaye ile işbirliği yaparak halkı unutmuş, yargıyı, bürokrasiyi, silahlı gücü ermine alarak kişisel çıkar peşinde ülkeyi kaosa sürüklemiş. Arjantin’in hikayesi bu. Refahın ve zenginliğin yüzde 60’ını en zengin yüzde 10'luk kesim kontrol eder hale gelmiş, Arjantin Mucizesi diye parlatılan ekonomik model orta direğin yok olmasına neden olmuş, 25 yılda ülkenin borcu 7 milyar dolardan 170 milyar dolara yükselmiş. İktidar milletvekillerinin vurdumduymazlığına, hükümetin demokrasiyle alay eden tavrına, Parlamento’yu kirli emellerine alet etmesine, işçi sınıfının bugünkü durumuna, sendikaların aczine, emeklilerin haline, bankaların halkın sırtından inmemesine, mahkemelerin ve savcıların aldıkları kararlara, yüksek yargının mantığına, medyanın acınacak haline ve halkın bilgi kanallarının tıkanmışlığına baktığımda içim ürperiyor. Bir Türkiye Mucizesi de bize hediye edecekler mi diye…