Asgari ücretli unutur mu?
SERKAN ÖNGEL SERKAN ÖNGEL

Yeni bir yıla doğru yol alırken, yeni yıl ile ilgili yapılması düşünülen düzenlemeler de son halini alır. Yeni yıl ile birlikte “Asgari ücret ne kadar olacak?”, “Vergiler ne oranda artacak?”, “Devletin kaynakları kimlerden elde edilen gelirlerden oluşacak?”, “Bu kaynaklar hangi kesimlere ve kimlere aktarılacak?”, “Devletin yeni dönem yönelimleri ne olacak?”, “İkramiye kime ve hangi kente vuracak?” gibi soruların cevapları büyük oranda verilmiştir artık.

Ve ocak ayının ilk gününü, artık bir kâğıt parçasına dönmüş olan umutlarınızla, yani milli piyango biletinizle birlikte karşılarsınız.

Yeni yıla girerken bir önceki yılın muhasebesini yapmak da âdettendir. Yıl boyu ne oldu, ne bitti, hatırlamaya çalışırız. Ancak Türkiye gibi gündemin anlık olarak değiştiği bir ülkede unutmak artık doğallaşmıştır. İktidar unutulmuşluklar için de kendini yeniden inşa eder. Gündemin baş döndüren hızı, iktidara zihnimizi işgal etme şansı tanır. Hatırlayamadıklarımızın yerine kurgular, kitle iletişim araçları ile empoze edilir. Böyle bir ortamda ağır bir yenilgi bile zafer olarak sunulabilir.

Ancak unutulması zor olan şeyler de vardır. Mesela deneyimlerimiz ve acılarımız bize unutma şansı vermez.

Eve ekmek götürme derdi olan, yaşam mücadelesi veren, hayatta kalmak için alın terini, emek gücünü satmak zorunda bırakılan milyonlar için mesela, alışveriş yapmak kötü bir deneyimdir. Her yaptığı harcamayı kuruşu kuruşuna hesaplamak zorundadır asgari ücretli.

O yüzden asgari ücretli kuru gürültüye pabuç bırakmaz. Kimin ne söylediği önemli değildir. Yaşadığı gerçeklik buna izin vermez çünkü.

Asgari ücret artışı

2017 yılının son günlerinde devlet bütçesininin adım adım tek kişinin iradesine bırakıldığına tanıklık ettik. Bütçe, silahlanma harcamalarını finanse etmek ve “itibarı” korumak için artan borçlanma ile şekillendirilirken, asgari ücret gündemi de temel meselelerimizden biri haline geldi.

Asgari ücret, aralık ayındaki görüşmelerin ardından, yılın son günlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Cumhurbaşkanı arasındaki görüşmeler sonrasında açıklandı. Buna göre söz konusu ücret 199 TL’lik artış ile AGİ (Asgari Geçim İndirimi) dahil bin 404 TL’den bin 603 TL’ye yükseldi. Artış oranı yüzde 14,3 oldu.

Söz konusu artış oranı toplumun önemli bir kesimi ve ana muhalefet partisi tarafından yetersiz bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuya dair bir açıklama yapma ihtiyacı duydu. Asgari ücret için “Hiçbir zaman enflasyonun altına düşürmedik” dedi.

Enflasyon ve hayat pahalılığı

Enflasyon, fiyatlardaki artış anlamına geliyor. Dolayısıyla ücret artış oranı ile fiyat artış oranı aynı ise bu gerçekte bir artışın yapılmadığı anlamına gelir. Sonuçta zamlı ücretinizle, bir önceki yıl ile aynı miktar mal alıyorsanız, bu sizin açınızdan gerçek bir artışın olmadığının bir göstergesidir.

2017 yılı asgari ücretlinin 2016 yılına göre yoksul olduğu, fiyat artışları karşısında ezildiği bir yıl oldu. Bu köşede bu verileri zaman zaman paylaştım. Asgari ücretlinin enflasyon karşısındaki toplam kaybı 500 TL’ye yaklaştı. Asgari ücret 2017 yılına yüzde 7,9’luk ücret artışı ile girdi. Yarın açıklanacak verilere göre enflasyon büyük ihtimal yüzde 11-13 aralığında gerçekleşecek (İTO verilerine göre yüzde 12,43). Yani gerçek asgari ücret, 2017 yılında artmak yerine düşmüş olacak.

Yüzde 14,3’lük artışın genel endekse göre yaklaşık yüzde 4’ü, gıda enflasyonuna göre yüzde 6’sı (Kasım 2017-Kasım 2016 dönemini esas alırsak) zaten bir önceki yılın kaybı. Bu kaybı asgari ücretli zaten deneyimliyor. Kalan oran da 2018 için.

Pazara gittiğinizde yaptığınız hesaplar bir türlü tutmuyorsa, borcunuz artıyorsa, buna hayat pahalılığı diyorsunuz. Reel hesabı çoğu bilmez ama, çarşı pazardaki fiyatları, alım gücündeki değer kaybını herkes yaşıyor.

Buna göre yeni yılda yapılan ücret artışı asgari ücretlinin (gıda başta olmak üzere) kaybını bile karşılamıyor. O nedenle bu mesele, diğer meseleler gibi sıcak gündem arasında unutturulabilir bir mesele değil.

Asgari ücret her ne kadar pazarlık konusu yapılsa da ilgili yönetmeliğe göre pazarlık ücreti değildir. Çünkü yönetmeliğe göre asgari ücret, “İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti” ifade eder. Kişinin ailesinin geçim şartlarını bir kenara bırakın, asgari ücretli, yönetmelikteki tanımın bile gerisinde bir asgari ücretle yeni yıla merhaba dedi (TÜİK bu rakamı 2017 yılı kasım ayı için (2018 yılı için değil) bin 896 TL belirlemiştir).

Yeni yıla, itibarı para ile satın alınır gören bir anlayışın, vergilerle, savaş riskiyle, işsiz bırakılma tehdidi ile, yoksulluğu yöneterek kurmaya çalıştığı bir karanlığın girdabında giriyoruz. Ancak yeni yıl umutları ile birlikte gelir.

Yeni yıl ülkemiz için özgürlüğün, barışın ve demokrasinin kazandığı, emeğin mevzilerini güçlendirdiği bir yıl olsun.