Aşı karşıtlığının ideolojik nedenleri ve mücadele
02.09.2018 10:25 BİRGÜN PAZAR
Bilimsel bilginin önemli uygulama sahalarından sağlık alanında piyasalaşma ve gericileşme el ele ilerliyor. Alternatif tıbba olan yönelim ve aşı karşıtlığı bu ittifakın somut sonuçları

Pınar İçel - Nazmi Algan

Aşı karşıtlığının ulaştığı boyutları şaşkınlıkla izliyor, insanlığın en büyük ve en faydalı buluşlarından birine yönelik bu sırt dönmenin nedenlerini anlamaya (!) çalışıyoruz. Ancak bunun münferit bir durum olmamasının yanında sağlık alanındaki uygulamalar anlamında sadece aşıya karşı bir tavır olmadığını da görüyor, sağlık alanı dışında da hemen her alanda yaşanan bir zihniyet dönüşümün varlığını da biliyoruz. Bu yazıda aşı karşıtlığını merkeze alarak bunun arkasındaki zihniyet dünyasını ortaya koymayı ümit ediyoruz.

•••

Soğuk savaş yıllarından başlayarak yükseltilen akıldışılık/irrasyonalite bayrağı 90’larda göndere ulaştı. Ortaçağ tanrılarını defetmiş olan insanlık sosyalist bloğun yıkılmasıyla hızlanan post-modern çağın içinde dinin ve tanrının geri dönüşüne tanıklık etti! Aklın ‘özgürleşmesi’ adına, din ve mistisizm kapitalist yeni dünyanın ruhu olarak geri çağrıldı.
İnsanlığın en başından beri bilimle ilgili bir derdi vardı. Kimi ona ulaşmak için sırtını mağaranın ışık sızan kapısına dönerek hatırlamaya çalıştı, kimi görmediğime inanmam deyip yerçekimiyle bile kavgaya tutuştu. Merak edilenle ilgili gözlem yapmak, deneylere tabi tutmak ve her zaman kuşkucu olmak demek olan bilimsel yöntemin keşfi ise insanlığa kelimenin tam anlamıyla çağ atlattı. Bu yöntem sayesinde ulaşılan bilgi sanayiden sağlığa kendine pek çok uygulama alanı buldu. Belirli nedenler belirli sonuçlar doğurur fikri aklın din karşısında mutlak galibiyetine de kapı araladı. Modern dünya işte böyle bir temelin üzerinde yükseldi.

Artık dünyanın öküzün boynuzunda olmadığı biliniyordu, ancak sınıfın bilimi, dünyanın emeğin üzerinde durduğunu da gösterdi.

Ancak şimdi, tek kutuplu günümüz dünyasında insan aklının mücadele vermesi gereken yeni bir cephe açılmış durumda. Bir taraftan bilimi kapitalizmin tahakkümünden kurtarıp yeniden toplumun yararına sunmanın mücadelesi bu, diğer taraftan da akıl dışılıkla amansız bir kavga vermek gerekiyor.

•••

Bilimsel bilginin önemli uygulama sahalarından sağlık alanında piyasalaşma ve gericileşme elele ilerliyor. Alternatif tıbba olan yönelim ve aşı karşıtlığı bu ittifakın somut sonuçları. Her baktığı yerde kar gören kapitalizm insanların modern tıp uygulamalarıyla ilgili yaşadıkları kimi sorunlara bu yeni alanda çözüm ürettiğini iddia ediyor. Bunu yaparken de sağlığın korunması ve geliştirilmesinin toplumsal bir olgu olduğu, temiz suya erişimle başlayıp sağlık hizmetine koşulsuz ulaşımın sağlanmasıyla devam eden sürece dair sorumluluğunu görünmez kılıyor. Sağlıklı olmayı bireysel sorumluluklara indirgiyor. Diğer taraftan da piyasanın hizmetine sunulmuş tıbbi uygulamalara yönelik tepkileri yeni karlı alanlara aktarma becerisini gösteriyor. Varılan sonuç; yalnız bırakılmış ve neden-sonuç ilişkisi kurması engellenmiş bireylerin aşı dahil etkinliği kanıtlanmış tıbbi uygulamalardan dahi uzaklaşması oluyor.

Kolesterolde ilaç başlama sınırının 20 yıl içerisinde düşürülmüş olması gibi popüler konular kişilerin modern tıp dışı alanlara yönelimini hızlandırırken kapitalizmin bilim üzerindeki tahakkümünü sorgulayacak devrimci bir bilim savunusunun eksikliği bilimin tartışılır hale gelmesinin önünü açıyor.

•••

Her alanda distopyanın gerçeğe dönüşmekte olduğunu görüyoruz. Açıklamanın yetmediğini de biliyor, eyleme geçmek için daha fazla gecikmeden adım atmanın zorunluluğunu hissediyoruz. Aşı karşıtlığı, Avrupa’da da ülkemizde de benzer bir hızla yayılıyor. Bunun gerisinde pek çok faktör olmakla birlikte üzerinde asıl durulması gereken ise, özellikle ülkemiz gerçekliği içinde siyasal İslamcı akımların toplum üzerindeki etkinliğinden başka bir şey değil. Aşı karşıtlığının farklı nedenlere dayandıranlar da elbette var ancak bugün sayının giderek artmasınin belirleyici nedenlerine bakıldığında din temelli karşıtlık olduğu görülecektir.

Söz konusu olan aşı olduğunda içinde domuz katkısı olduğu gerekçesini öne sunan dinci gericisinden, kısırlaştırma amacı taşıyan bir biyolojik savaş unsuru olduğunu düşünen modern (!) gericisine, aşıların otizme ve hiperaktiviteye yol açtığını savlayan yeni kuşak ebeveynlerine kadar oldukça heterojen bir kitleyle karşı karşıyayız. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız fikirsel dünyanın sonuçları olan bu kişilere bir de kapitalizmin tıpla ilişkisini teşhir ettiğini, aşı firmalarının kar odaklı hareketlerini deşifre ettiğini düşünen ve organik pazarlardan tonla para harcayarak edindikleri besinler sayesinde her türlü hastalıktan korunabileceğini zanneden anti-kapitalizm adına bu gerici akıma eklenenler dahil olmakta.

Açıklanabilir kaygılarla aşı karşıtı kampa dahil olan bu son kesimlerden başlamak üzere kanıta dayalı uygulamaların önemi, aşı uygulamasının toplum ve birey sağlığı için faydaları ve aşı yaptırmamanın sonuçları konusunda bilgilendirilmeli ve talep edilmesi gerekenin kamucu bir sağlık hizmetinin eğitiminden sunumuna her aşamada sağlanması olduğu anlatılabilmelidir. Yeryüzündeki tüm insanlara bu hizmetin koşulsuz ve eksiksiz şekilde sağlanması, aşıyla önlenebilir hastalıklar yüzünden tek bir çocuğun bile kaybedilmesinin hesabının sorulabilmesi ve amasız-koşulsuz kapitalist ilişkilerin sağlık alanından defedilmesine, aşıların üretimi ve yeni aşıların araştırılabilmesi için kamusal, genel bütçe tarafından finanse edilen, böylece kapitalizmin boyunduruğundan kurtarılmış aşı üretim merkezlerinin oluşturulmasına yönelik toplumsal bir talep yükseltilmelidir.

Sağlıkta dönüşüm programı derhal sonlandırılmalı; toplum tabanlı, koruyuculuğu önceleyen, kamusal bir sağlık sisteminin yanında, herkesin kişisel sağlığını koruyabilmesi için gerekli bilimsel bilgiye ulaşabilmesinin önündeki tüm engeller de kaldırılmalı, yurttaşların sağlık alanıyla ilgili doğru bilgilendirilmesi iktidarların vazifesi kabul edilmelidir. Bu sayede gerek henüz kendi kararını verebilecek yaşta olmayan, zaten fikri de sorulmayan, ebeveyninin haklarında her türlü kararı verme yetkisi olduğu iddia edilen çocuklar, gerek bir bütün olarak toplum sağlığı koruma altına alınırken, sağlıktaki bu neoliberal ve her türlü gerici dönüşümden nemalanan çevrelerin de önü alınmış olur.

Mücadelemiz bunun içindir.