Asım Bezirci ve Rıfat Ilgaz mezarları başında anıldı
02.07.2018 20:45 GÜNCEL
Sivas Katliamı'nın 25. yıldönümünde hayatını kaybeden 33 candan biri olan yazar, çevirmen Asım Bezirci ve katliamdan birkaç gün sonra yaşamını yitiren dostu Şair, yazar Rıfat Ilgaz, İstanbul Zincirlikuyu’ndaki mezarları başında anıldı. TYS ve Evrensel Basım Yayın'ın öncülüğünde düzenlenen anmada, katliamın üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen sorumluların cezalandırılmadığını hatırlatarak, Sivas Katliamı'nı yapan zihniyet ile bugün iktidarda olan zihniyetin aynı olduğunu vurgulandı

2 Temmuz 1993'te Sivas'ta kaldıkları Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 canın arasında bulunan yazar-eleştirmen Asım Bezirci ve büyük üzüntü yaşadığı katliamdan 5 gün sonra hayatını kaybeden şair-yazar Rıfat Ilgaz Zincirlikuyu’ndaki mezarları başında anıldı. Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Evrensel Basım Yayın'ın öncülüğünde düzenlenen anmaya, Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz, Emek Partisi Genel Başkan yardımcısı Levent Tüzel, Evrensel Basım Yayın yöneticisi Cavit Nacitarhan, Yazar Adnan Özyalçıner, TYS Genel Başkanı Mustafa Köz, TYS Genel Sekreteri Hakkı Zariç, TYS Saymanı Tahir Şilkan, Şair eleştirmen Nalan Çelik, Tiyatrocular; Mehmet Esatoğlu, Hale Üstün, Yazar Murat Tuncel, Kor Kitap editörleri ile çok sayıda kişi katıldı.

‘BİZE BIRAKTIKLARI MİRASI TAŞIYORUZ’

Asım Bezirci’nin Fırat Ilgaz ile birlikte çektirdikleri fotoğraflarının taşındığı anmada, ilk konuşma TYS Genel Başkanı Mustafa Köz tarafından yapıldı. Mayıs ayında gerçekleştirdikleri 'Sınıf ve yazı kardeşleri Asım Bezirci ve Rıfat Ilgaz'ı unutmadık' isimli bir sempozyuma değinen Köz, “Bu sempozyumda onları unutmadığımızı; bizler için ne kadar değerli olduğunu defalarca söyledik, eleştirileri üzerine, şiirleri ve romanları üzerine bu iki yazarın edebiyat serüvenini enine boyuna konuştuk. Biz onların bize bıraktıklarıyla yazdıkları ve düşündüklerinin farkındayız. Bu mirası aldık ve bu mirası taşıyoruz” dedi. 25 yıl önce başlayan yangın bugün daha da büyüyerek sürdüğünü vurgulayan Köz, “Biz bu yangının içindeyiz. Bu yangını söndürmek için daha çok yazmak, daha çok konuşmak zorundayız. Onlar çok yaşayacakları yarım bırakılan bir türkü merak edilir ve sürdürülür. O türküyü biz sürdürüyoruz. Bu tür katliamların nedeni geçmişle aydınlık gelecek arasındaki köprüyü yıkmaktır. o köprüyü yıktıklarını sanırlar ama o köprüler daha çok yükselir” diye konuştu.

‘ONLAR ÖLMEDİLER!’

Mustafa Köz’ün ardından söz alan Yazar Adnan Özyalçıner, yaşadığı üzüntüyü şöyle dile getirdi:

“Onlar halkın ekmeğinin bölüşülmesinden yanaydılar, yandılar. Halkın ekmeğinin bütünü ele geçirmeye çalışanlar tarafından yakıldılar. Ölmediler. Halkın ekmeğinin bölüşülmesinden yana ölümsüzleştiler. Şimdi onlar ölümsüzler olarak yan yan Asım Bezirci ve Rıfat Ilgaz burada.”

‘HABERİ BABAMDAN SAKLANDIM’

Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz ise 2 Temmuz katliam haberini almadan önce babasıyla birlikte olduğunu belirtti. Ilgaz, yaşananları şöyle anlattı:

“2 Temmuz haberi aldığımızda babamla beraberdik, tiyatro vardı. Abbas yola gider tiyatro oyunu oynanacaktı. Ona bizimle gelmesini söyledim, gelmedi. İyi ki gelmemiş, haberi orada duyduk. İyi haberi duyarız diye bekledim ama Asım abinin vefat ettiğini duyduk. Babamdan sakladım; Pazar akşamı mecbur kaldık babama söylemeye. O gece babam suskun kaldı. Bir şeyler söyledi söyleyemedi. Cumhuriyet gazetesinden aradılar ve, “ Ne düşünüyorsun? Yazar mısın? diye sordular. Babama da 'yaşam ve ölümün bir anlamı kalmadı her şey yalama oldu artık Asım’da öldü Çimen’de öldü' yazısını yazdı.

asim-bezirci-ve-rifat-ilgaz-mezarlari-basinda-anildi-482042-1.

‘BENZİNİN ERİŞMEDİĞİ YERDE DÜŞÜNCELERİYLE ÖLDÜRÜLDÜLER!’

Gerçekten Asım abinin bir kardeş gibi bize geliş gidişlerini hatırlıyorum. Bugün orada olup bitenleri küçümseyen çok kişi var. Askerler oraya geç gittikleri için yangını bile söndürmediler. Hele yandaki binaya geçmek isteyen aydınlarımızın çoğu sopalarla kovalandı. O binada oturanların kim olduğu, hangi siyasi partiye mensup olduğu biliyoruz. Yani onları orada benzinin erişemediği yerde düşünceleriyle öldürdüler. İkisi de baharı göreceklerini düşünüyorlardı. İnanıyorum o baharı biz göreceğiz.”

Tiyatrocu Mehmet Esatoğlu’nun Asım Bezirci ile olan anılarını anlattığı anmada, tiyatrocu Hale Üstün, Bezirci’nin şair olarak çok sevdiği Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Acıyı bal eğledik” şiirleri seslendirdi.

‘ESERLERİNİ OKUYARAK YAŞATACAĞIZ’

Evrensel Basım Yayın yöneticisi Cavit Nacitarhan, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir katliam görülmediğini vurgulayarak sözlerine başladı. Bu toprakların bu katliamlara alışk olduğuna dikkat çeken Nacitarhan, “Dersim’den, Çorum’a, Suruç’tan, Ankara’ya , Kürt halkının yaşadıkları bu acılara örnektir. Bunun için bu iki dostu anmak ve hatırlamak onlarla buluşmak önemlidir. Asım Bezirci’nin yayınevi bir kanun hükmünde kararname ile kapatıldı. Sahipsiz kalmadı onun eserlerini yeniden basacak yayınevleri olacaktır. Eserlerini okuyarak yaşatacağız. Asım Bezirci ve Rıfat Ilgaz'ı saygıyla anıyorum” dedi.

‘BUGÜN MİLLİ ŞUUR OLARAK SAHNEYE ÇIKANLAR O GÜN ÜLKEYİ YÖNETENELERDİ’

Emek Partisi Genel Başkan yardımcısı Levent Tüzel, bundan 25 yıl önce 2 Temmuz‘da Sivas Madımak Oteli’nde yazar-şair Asım Bezirci içinde yer aldığı birçok aydının acımasızca katledildiğini hatırlatarak sözlerine başladı. Sivas Katliamı’nın devletin seyrettiğini vurgulayan Tüzel, bugün “milli şuur” ile sahneye çıkanların o gün ülkeyi yönetenler olduğuna işaret eden Tüzel, katliamdaki devletin sorumluluğunu şöyle dikkat çekti:

“Bugün bakıyorum da aslında devlet her yerde var. Devletin bilgisi dahilinde ne oluyorsa, her ne söz söyleniyorsa kayıt altına alınıyor. 2 Temmuz öncesi Sivas’ta böylesi katliam tertiplenmesinden mutlaka bir takım güçler haberdardılar, yol verdiler, seyrettiler ve mutlaka kendileri için bir şey çıkartma hesabı vardı.” Yapılan göstermelik yargılamalara da değinen Tüzel, zamanaşımına uğratılamaz insanlık suçu işlenmesine rağmen 25 yılda adaletin tecelli etmediğini kaydederek, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in yargı kararı için, “ Hayırlı olsun” sözlerini anımsattı.

“Aslında hep bir devlet geleneği, bir devlet aklı hep devredeydi” diyen Tüzel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“1993’te Madımak’ta yaşadığımız insanlık suçu ilk olmadı, son da olmadı ve bildik tablo devam etti. Baktığımızda bu cinayetlerin, bu katliamların nasıl tertiplendiğini aydınlatılması ve bütün açıklığıyla ortaya çıkması gerçek bir halk demokrasine bağlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü devleti yöneten, karar alan egemen sınıf bir şekilde bu türden tertiplerin arkasında olduğu sürece gerçekleri ortaya çıkartılmasını onlardan beklemek mümkün değil.”

Asım Bezirci’nin mezar başında yazdığı gibi bilim ve sanat emekçisi, özgürlükçü ve barış savaşçı olduğunu hatırlatan Tüzel, Rıfat Ilgaz ise yine hem Azim Bezirci hem onun gibi katledilenlere yürek acısını dayanamamış ülkenin onurlu ozanlarından, edebiyatçılarından olduğunu hatırlattı. Bu şekilde büyük değerlerin yitip gitse de eserleri, tutumları, ülkenin demokrasi sorunlarındaki yaklaşımları genç kuşaklara öğretici olmaya devam edeceğini ifade eden Tüzel, “ Onlar aslında işçi sınıfının, halkın, sosyalizmin, toplumsal gerçekliliğin insanın safındaydılar; kalplerimizde ve gelecek dünyamızda da hep öyle yaşayacaklar. Bu zamansız gidişlerin arkasındaki nedenleri sorgulama arayışımız devam edecek ve hesaplaşma hiç bitmeyecek. Bugün de 2 Temmuz’da hem Sivas’ta hem de ülkenin dört bir yerinde demokrasi güçleri 33 canımızı ve bu vesileyle bütün katliamlarda hayatlarını kaybetmişleri anıyorlar; anıyoruz. Unutmayacağız onları” dedi.