Aşırı betonlaşma sele teslim ediyor
01.08.2018 10:00 ÇEVRE
NASA yetkilisinin İstanbul için söylediği ‘Sellerin nedeni aşırı yağıştan çok betonlaşma’ ifadelerini destekleyen Prof. Dr. Dalfes: iklim değişikliği olmasa bile beton sele neden olur

DEMET SARGIN - @demetsrgn
[email protected]

Dünya aşırı iklim olaylarının kıskacı altında. Aniden bastıran şiddetli yağışlar, rekor kıran sıcaklık değerleri, kuraklık, büyük orman yangınları artık sıkça duyduğumuz şeyler haline geldi. Ülkemizde de özellikle İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerdeki bilinçsiz kentleşme yeni yağış formlarına uygun değil. Yağmurlardan sonra göle dönen şehirler betonlaşamaya devam ederse tehlike daha da büyüyecek.

İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Ekoloji ve Evrim Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Nüzhet Dalfes “İklim değişikliği olmasa bile aşırı betonlaşma sele sebep olur. Öyleki değişen yağış rejimi de bunu kaçınılmaz kılıyor” diyor.

Habertürk.com’a konuşan NASA’nın küresel ısınma uzmanlarından Dr. Tımothy Hall, tüm dünyanın iklim değişikliği kıskacı altında olduğunu özetlerken, Türkiye için de önemli uyarılar yapıyor. Hall, İstanbul özelinde sorulan “Küresel ısınmanın yanında çarpık yapılaşma ve betonlaşmanın bu tür hava olaylarında etkisi ne?” sorusunu “Pek çok şehirde sel ve su baskınlarının nedeni aşırı yağıştan çok beton” olarak cevaplıyor. Hall’ın cevabını sorduğum Prof. Dr. Dalfes benzer şeyler anlatıyor: “İklim hiçbir şekilde değişmiyor olsa da betonlaşma ne kadar artarsa yağan suyun toprağa sızmasını da o kadar engellersiniz. O zaman da su dışarda kalır, akmaya çalışır ve sel olur. Bir de buna yağışlardaki yapısal değişiklikler eklenince tablo daha da kötüleşiyor.”

İklim değişikliğini kabul edip buna göre devam etmemiz gerektiğini söyleyen Dalfes, sözlerini şöyle sürdürüyor: “20-30 yıldan beri bütün istatistikler bu değişikliği gösteriyor. Yağışlardaki farklı davranışlar da bu durumu bariz hale getirdi. İklimle başımızın belaya girmesi için iklimin değişmesine gerek yok. Siz eğer sistemlerinizi iklimin yıldan yıla olan değişkenliğine uygun şekilde dizayn etmezseniz zaten başınız derde girecek.”

Türkiye üzerine düşeni yapmıyor
İklim değişikliği konusunda Türkiye’nin üzerine düşen sorumluluğu yapmadığını kaydeden Dalfes sözlerine: “İklim değişiyor ve yapılan şeylerin hiçbiri Türkiye’nin küresel anlamada sera gazı emisyonları açısından sorumluluğunu azaltacak şeyler değil. Bunları yapmıyoruz çünkü yaparsak bir çok değişiklik yapmamız lazım; bitki örtüsü artırmak, tarım yapış şeklini değiştirmek, kömürlü termik santrallardan vazgeçmek gibi. Diğer taraftan da kendi sistemlerimizi de iklimin değişkenliğine göre düzenlemiyoruz. Yani yaptığımız düzenlemelerde iklimin değişikliği bir parametre değil. Önümüzdeki 30 yılın son 30 yıldan farklı olacağına dair bir farkındalık tasarım süreçlerinin içerisine dahil edilmiyor. Bu çok kötü bir durum.”

***

Sağanak yağışlar geri dönüyor

Yağmurlar birkaç günlüğüne durulmuş gibi görülse de Meteoroloji’nin son tahminlerine göre bugünden itibaren tekrar etkili olacak. Hafta sonuna kadar İstanbul dâhil yurdun tüm kuzey kesimlerinde sağanaklar etkili olacak. Hava sıcaklıklarının İç Ege’de 2 ila 4 derece azalacağı, diğer bölgelerde önemli bir değişiklik olmayacağı ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu Bölgesi’nde mevsim normallerinin üzerinde, diğer bölgelerde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

asiri-betonlasma-sele-teslim-ediyor-494175-1.
Ahmet Öztopal

İklim değişikliği bilinci oluşmuyor

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Ahmet Öztopal ise iklim değişikliği konusunda toplumsal olarak yeterince bilince sahip olunmadığını söylüyor. Bilinçli olunsaydı bunun yaşamın içerisinde fark edilebileceğini söyleyen Öztopal, sözlerine şöyle devam etti: “ Eğer farkındalık olsaydı, yeşil çatılı evler ile daha çok yeşil alan talep eder ve iklim değişikliğinin ana sorumlusu olan fosil yakıt kullanımı yerine, yenilenebilir enerji kaynakları önceliğimiz olurdu. Biz bilim insanları ile konuyla ilgili kamu ve sivil toplum kuruluşları, iklim değişikliğini ne kadar anlatmaya çalışsak da, insanımızın çoğunun önceliği bu değil. Dolayısıyla, öncelikle işe bunu çözmekle başlamak gerekiyor. Örneğin, yoğun kentleşme altında betonlaşma artarken, toplum olarak da buna pek itiraz ettiğimiz söylenemez. Yeşili ve doğayı korumak adına, çoğumuzun duyarlılığı çok yüksek değil ne yazık ki. Her ne kadar ülkemizdeki iklim değişikliği çalışmalarının başında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yer alsa da ve konu hakkında değerli çalışmalarda bulunsa da, ülkemizin çoğu belediyesinin konu hakkında yeterli bilinçte olmadığı da açıktır.”

“Betonlaşma neticesinde, şehirler ile kırsal alanlar arasındaki sıcaklık farkı 5 *C'ye kadar çıkabilmekte ve bu da şehirler üzerinde ısı adalarının oluşmasına neden olmaktadır” diyen Öztopal sözlerini şöyle sürdürdü: “Başka bir deyişle, şehirler iklim değişikliği sürecinde artık daha sıcak olacaklar. Ayrıca, şehirler üzerinde oluşacak aşırı yağışlar, betonlaşma neticesinde toprak tarafından emilemeyeceği için şehir selleri riski daha da artacaktır. Bunun için de kentlerimizin altyapılarının bu iklim değişikliği kapsamında ve Şehircilik Meteorolojisi'nin bakışıyla da gözden geçirilerek, yeniden planlanması gerekmektedir. Aksi halde meteorolojik hadiselerin sonuçları, karşımıza birer meteorolojik afet olarak çıkacaktır.”