Anasayfa ÖZEL Aşıya erişim sorunu çözülmeli

Aşıya erişim sorunu çözülmeli

Prof. Dr. Gaye Usluer: “Sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı gruplarda aşılanmama oranı daha yüksek. Aşılanmayan grupların büyük bir bölümü de aşıya erişemeyen grup. Bu konuya ilişkin yasal düzenleme yapılması şart”

Dünyada aşı karşıtlığının artması salgın hastalık ve enfeksiyon riskini beraberinde getiriyor. Türkiye’de aşı yaptırmanın zorunlu olmasıyla ilgili yasa teklifini meclis gündemine taşıdı.

Aşı haftası sona ererken, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Usluer ile Türkiye’nin aşı karnesini, yükselen aşı karşıtlığını aşı erişiminde yaşanan sorunları konuştuk.

Aşılanmadaki yetersizliğe karşı, tüm kurumların ve hükümetin eşgüdümlü hükümetin meselenin ciddiyetini gözeterek tutum alması gerektiğini vurgulayan Usluer, “Hastane dışında geçekleşen doğumlar, mevsimlik tarım işçileri ve mültecilerin çocukları kayıt dışında oldukları için aşılanamıyorlar. Sosyoekonomik olarak dezavantajlı gruplarda aşılanmama oranının daha yüksek. Aşılanmayan grupların bir bölümü de aşıya erişemeyen grup. Bu konuya ilişkin de yasal düzenleme yapılması şart” diyor.

• ABD’de son dönemde artan kızamık vakaları neredeyse salgın boyutlarında ve son 25 yılın en yüksek oranına ulaştı. Dünya genelinde aşı karşıtlığı hatta bağlı bulundukları hareketler de yükseliyor. Aşı reddini neler tetikliyor? Yükselen muhafazakârlık ile ilişkisi ne?

Aşılama hizmetleri koruyucu sağlık hizmetlerinden olup 20. yüzyılın en büyük halk sağlığı kazanımıdır. Aşılama sayesinde 21. yüzyılın ikinci yarısında Çiçek hastalığı tüm dünyada ortadan kalkmıştır. Çocuk felci, boğmaca, difteri, tetanoz ve kızamık gibi bulaşıcı hastalıkların kontrolü, bu hastalıklara ilişkin çocuk ölümlerinin azalması aşılar İle mümkün olmuştur. Aşılama sayesinde her yıl dünyada 3 milyon çocuk ölümü önlenmektedir. 1990’lı yılların başında ise tüm dünyada aşı karşıtı hareketler başlamıştır. Aşı karşıtlığının ortaya çıkışında başlangıç ve bugünü birbirinden farklı değerlendirmek gerekir. Bugün aşı karşıtlığı sadece geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerle sınırlı değil. Aşı karşıtlığı batıda ve gelişmiş ülkelerde farklı nedenlere dayalı. İslam ülkelerinde ise durum inançlar temelinde yoğunlaşmakta. Özellikle aşıların içinde yabancı maddelerin, domuz kanı ya da hücresi bulunduğu yönündeki inanışlar giderek çoğalmakta. Ülkemizde 2010 yılındaki domuz gribi salgınında devleti yönetenlerin aşılanma konusunda ki tutum ve inanışları da muhafazakâr çevreyi etkilemiş, aşılama hizmetlerinin engellenmesine ve devamında ülkemizde aşı karşıtlığının artmasına yol açmıştır.

• Bu çerçevede, Türkiye’de de uzmanlar, aşı reddinin salgın risklerine varacak boyutlara gelmesi endişesi taşıyor. Türkiye’nin aşı karnesi nasıl?

Aslında Türkiye’nin yasal çerçevede aşı karnesi kötü değil. Yaklaşık 13 aşı Sağlık Bakanlığı tarafından tüm çocuklara belirli bir takvim çerçevesinde ücretsiz uygulanıyor.1985 yılında başlatılan Genişletilmiş Bağışıklama kampanyası ile 1980 ve sonrası doğan tüm çocuklar aşılandı. Bu nedenle 1998’den beri çocuk felci görülmüyor. Bu yaş grubu içinde aşılanmayanların oranı yüzde 2-3 civarında. Türkiye’de hiç aşılanmamışların oranı 2008’de yüzde 1.6 iken, 2013’de yüzde 2. 9’a çıkmıştır. Özellikle yoksul ve eğitimsiz gruplarda bu oran daha yüksektir. Yine ülkemizde aşı reddinin sonuçları açısından bakıldığında 2016’da kızamık bildirimi 9 olgu, 2017 yılında 67 olgu, 2018 yılında ise doğrulanmış 568 olgunun varlığı buzdağının suyun üzerindeki kısmını yansıtmaktadır. Bu olguların yarıdan fazlası aşılanmamış gruptur.

• Aşı reddi, hangi salgınları ya da enfeksiyonları tetikleyebilir?

Aşı reddine sadece “bir çocuk aşılanmadı” mantığıyla bakmak doğru değil. Aşılama aynı zamanda bir toplumsal dayanışmadır. Aşılama sayesinde toplumun aşılanmayan en kırılgan kesimleri de korunmuş olur. Risk grupları için toplumsal bağışıklık en az yüzde80-95 arasında olmalıdır. Bunun altında kalındığında salgınlar kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Bakın ülkemizde 2010 yılında 100 aile, 2016’da 10 bin aile, 2017’de 23 bin aile aşıyı reddediyor. Bu anlamda bağışıklama oranlarında düşüş ve aşı karşıtlığı bugün kökü kazınmış gibi duran yada kontrol altına alınmış olan verem, difteri, boğmaca, tetanoz, kızamık ve çocuk felci gibi hastalıkların yeniden çoğalmasına ve toplumsal tehdit oluşturmasına neden olabilir.

• Yakın zamanda, UNICEF aşının bir ‘çocuk hakkı’ olduğunu vurguladı. Çocuklara hangi aşıların yaptırılması zorunlu ve yapılmaması durumunda çocuk ve toplum sağlığını nasıl etkiler? Bu hakkın çiğnenmesinin yaptırımları var mı?

Burada ki önemli soru “çocuğun üstün yararı nedir?” “çocuk karar verici olmadığından “çocuğun üstün yararı konusunda karar verici kim olmalıdır?” sorularıdır. Çocuk kendi hakkında karar verebilecek konumda olmadığından bu konunun ebeveyn inisiyatifine bırakılması doğru değildir. Aşı karşıtlığının giderek büyümesi gelişmiş ülkelerde de radikal yasal yaptırım önlemlerinin alınmasına neden olmuştur. Aşısız çocukların kamusal alana alınmaması, okula başlayamaması gibi. Bu konuda sağlık otoritesinin başta Tabip Odaları olmak üzere meslek odalarıyla işbirliği yapması, devleti yönetmek durumunda olanların ise konunun ciddiyeti ve aciliyeti konusunda hızlı ve doğru hareket etmelerine ihtiyaç vardır. Ülkemizde bir diğer sorunun aşıya erişim sorunu olduğunu asla hatırdan çıkartmamak gerekmekte. Bilindiği üzere aşılama hizmetleri ve nüfus kayıt bilgileri kayıta dayalı olarak aile hekimleri tarafından yürütülmekte. Hastane dışında geçekleşen doğumlar, mevsimlik tarım işçileri ve mültecilerin çocukları kayıt dışında oldukları için aşılanamıyorlar. Sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı gruplarda aşılanmama oranının daha yüksek olduğunu da hatırlarsak, Türkiye’de aşılanmayan grupların bir bölümü de aşıya erişemeyen gruptur. Bu konuya ilişkin de yasal düzenleme yapılması şarttır.

• Hükümetin, Sağlık Bakanlığı’nın ve kurumların eşgüdümlü ve etkili bir aşılanmayı güçlendirme, ebeveyn bilinçlendirme çalışmaları var mı? Bu çalışmalar yeterli mi?

Sağlık Bakanlığı elbette konunun farkında ve bilincinde. Ancak mevcut durumun ve rakamların kamuyla doğru paylaşılması gerekiyor. Konunun toplumsal olarak farkındalığı ancak böyle yaratılabilir. Ne yazık ki ilgili meslek gruplarıyla bir eşgüdüm yok. İktidar meslek odalarını görmezden geldiği gibi, taleplerine ve uyarılarına da gerekli ciddiyeti göstermiyor. 1990’lı yıllarda “haydi çocuklar aşıya!” diye kamu spotları vardı. Yazılı ve görsel basın yoluyla konu sıcak tutulmalı, farkındalık yaratılırken toplumsal eğitim sağlanmalıdır. İlgili yasal, düzenlemeler beklenilmeden gerçekleştirilmelidir.

Bir başka önemli husus da aile hekimliği ile aşılama hizmetlerini yürütme yerine yeniden ana çocuk sağlığı merkezlerinin açılması, köylerde ebe takiplerinin yaptırılması, aşılama hizmetlerinin tek elden sağlık otoritesi tarafından yürütülmesi kayıt dışı çocuklara erişebilme açısından çok önemli. Ülkemizde yaklaşık 5 milyon civarında mülteci bulunduğu düşünülürse mülteci çocuklarının sağlığı konusunda da özel düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

11,509AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Maden şirketine üç günlük süre verildi

Çanakkale’de Kanadalı Alamos Gold isimli şirketin siyanürlü altın madeni sebebiyle Kirazlı-Balaban bölgesinde...

Sosyal medya estetiği etkiliyor

Sosyal medya, insanların kendilerini oldukları gibi değil, olmak istedikleri gibi yansıttıkları bir...

Marmaris’te Milli Park’a açılan yola tepki

Muğla'nın Marmaris ilçesi Baklabükü Koyu'nda bulunan Marmaris Milli Park ve Orman İşletme...

Uşak’ta çevreyi katleden madenlerle ilgili Bakanlık desteğiyle ‘olumsuz algıyı kırma’ paneli

BERKAY SAĞOLİçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı...

Suruç anmasına polis saldırısı: 22 kişi gözaltına alındı

Suruç Katliamı’nın 4’üncü yıl dönümünde Kadıköy’de yapılmak istenen kitlesel yürüyüşe polis saldırdı....

Erbil Emniyet Müdürlüğü: Mazlum Dağ’a yardım eden Muhammed Bisksız yakalandı

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Erbil'deki Türk Başkonsolosluğu görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının...

Fox TV’de 3 ayrılık birden

Disney ile 21. Century Fox şirketlerinin birleşmesi sonucu oluşturulan yeni yapılanma bir...

Bursa’da maaşlarını ve tazminatlarını alamayan Slam Tekstil işçileri eylem yaptı

Bursa'da 1 Haziran'da kapatılan tekstil fabrikasından maaşlarını ve tazminatlarını alamayan 132 işçi,...

İstanbul’da tekne yangını

Kuzguncuk açıklarında seyreden "Boğaz Çocuğu" isimli yatta henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Açıkta yanmaya...

Sonraki haber