Aşk Eski Bir Masal
02.04.2017 10:34 BİRGÜN PAZAR
Duyduklarıma inanamıyorum. Elimi cebimdeki yüzük kutusuna atıyorum, belki de hemen evlenme teklif etmeliyim Nevin’e. Bu gidişe kuş kafesten uçacak. Ama akşam gidip Oğuz’u bir temiz dövmeliyim önce

GÜLŞAH ELİKBANK

Kararlıyım. Bugün evlenme teklif edeceğim ona. Yani etmem gerekiyor sanki. İki yıldır birlikteyiz ve kaç haftadır yüzüme bakıp uzaklara doğru dalıp gidiyor. Bir şey beklediği belli. Kadınlar böyledir. Beklerler ama ne beklediklerini anlamanızı da beklerler. Söyleyeyim de şu zavallı kıvranmasın, demezler. Zaten bana evet, diyeceğine şüphe yok. Bizim tayfa bana çok öfkeli bu teklif konusunda. “Oğlum, çıtayı yükseltmesene. Hatun hamile kalmadan, evlenme mi teklif edilir bu devirde?” diye söylenip duruyorlar. Hele Oğuz, neredeyse küsecek bana. “Kafayı mı yedin sen, ömür boyu tek kadınla vakit mi geçer? Etrafına bir bak, nelerden mahrum kalacaksın. Ortam fıstık kaynıyor oğlum, yanıyor hatunlar.” diye uyardı kaç gece beni, dinlemedim. Kararlıyım. Çünkü Nevin bekliyor.

Yani sonu var mı bu alemlerin? Üstelik Nevin’i seviyorum ben. İki yıldır alıştım, tenine, sesine, gülüşüne. Babamı hastaneye yatırdıklarında ilk o koştu yanıma. Bizim takım şampiyon olunca ilk o kutladı beni. İnsanın hem acısında hem sevincinde, kaç kişi olur ki yanı başında. Ama tabii aklım karışmıyor da değil. Anneannemin bahsettiği o bir yastıkta kocama mevzuları uzak bir hayal gibi. Birini ölümüne sevmek yok mesela. Niye ölüyoruz abi, yaşamak çok güzel…

Cinselliğin de dibine vurduk bizim tayfayla aslında. Bir müddet sonra her sevişme aynı zaten. Başı belli, sonu belli. Mevzuyu ilginç kılan, sevgi, tutku, şefkat biraz da, dediğimde kahkahayı koyuveriyor bizimkiler. Gülüyorlar. Artık aşka sadece gülüyorlar. Eski bir masal aşk, kimsenin artık inanmadığı… Nevin’e evlenme teklif edeyim de, görsünler aşkın kralını.

Al işte, Oğuz arıyor. Açmasam olmaz. İlla romantizmimi bozacak.

“Ne var oğlum ya, yengeni bekliyorum.” diye açıyorum telefonu yarım ağız.

“Kanka, gece bizde toplanıyoruz. Acayip dağıtacağız, mutlaka gel. Ortam fena olacak.” diyor heyecanla.

Biliyorum, aklımı çelmek istiyor. Bir kişi yasağı deldi mi, gerisi gelir, o da bunu biliyor. Uzatmalı sözde nişanlısına laf anlatması mümkün olmaz mesela. O kız da ne kararlı çıktı abi, üç yıldır nişanın evlenme aktine dönüşmesini bekliyor. Plaket vermeli bence böylesine.

Sesime tüm ciddiyetimi katıp konuşuyorum. “Akşama Nevin’i yemeğe götüreceğim, beni saymayın.” diyorum. Bir an susuyor Oğuz, vazgeçti sanıyorum, restimi gördü. Ama o eli arttırıyor.

“Oğlum, Sinem de gelecekmiş. Hem de ayrılmış o mal sevgilisinden. Yaralı abi kız, süngüler düşük yani.”

Sinem, ilk aşkım. Üç yıl koştum peşinden. Gitti o serseri gitariste gönül verdi. Al, bırakmış işte gül gibi kızı. Ama Sinem de zor kızdır, ateş gibidir, tutanın elini yakar, parçalar. Ulan, sahiden de yaralıdır kız şimdi. Gider kendini yanlış kollara atar. Kıyamam. Nevin zaten bekler beni nasıl olsa. O bana aşık. Ama Sinem beklemez. O aşka bile inanmaz. Gidip inandırayım o zaman onu. Hem böyle masala kim inanmaz!

Elimdeki yüzük kutusunu cebime sokuşturup gitmek için tam arkamı dönüyorum ki, köşe başında Nevin’i fark ediyorum. Hemen duvarın öte yanına saklanıyorum. Beni görürse akşamki mevzu hayal olur. Neyse ki telefonla konuşuyor. Kadınlar konuşurken, dünyayı unutur biliyorum da; bu kadar sinirli kiminle konuşur ki Nevin. Merakıma yenilip kulak kabartıyorum.

Eli kolu havada daireler çizerek anlatıyor Nevin, yüzü de öfkeden kıpkırmızı. “Of Oğuz, kaç kere söyledim sana, istemiyorum seninle birlikte olmak falan. Seviyorum ben Erdal’ı. Hem ne demek o sana layık değil. Neyini gördün, senin de dostun değil mi Erdal? Hayır canım, ne evliliği. Yok, öyle bir şey. Erdal’ın daha işi gücü yok, neyine evet diyeceğim?”

Duyduklarıma inanamıyorum. Elimi cebimdeki yüzük kutusuna atıyorum, belki de hemen evlenme teklif etmeliyim Nevin’e. Bu gidişe kuş kafesten uçacak. Ama akşam gidip Oğuz’u bir temiz dövmeliyim önce. Alsın Sinem’i de kendisi teselli etsin artık. Seviyorum ben Nevin’i. Herhalde yani. Ya da ileride severim canım, daha iyisini mi bulacağım sanki? Üstelik bir güzelleşmiş mi nedir görüşmediğimiz şu iki günde? Aşk, insanı güzelleştirir derlerdi de, inanmazdım. Aşk bu, her işe yarar. Hep söylerim.