Anasayfa KÜLTÜR SANAT Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok: Bilinçaltından naklen

Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok: Bilinçaltından naklen

Detektiflik, dağınık parçaları biraraya getirme işi. Böylece ortaya bütünlüklü bir resim çıkması umulur. Ya, detektifin kendisi dağılıyorsa? Hem fiziken, hem ruhen paramparçaysa? Görme yeteneğini yitiren detektif neyin resmini çıkaracak? Hem adamın özel hayatı da darmaduman. Karısıyla ayrılmış, çocuğuyla kopmuş. Aynı yatakta yatıp, esrar içtiği annesi bir fahişe. Profesyonel bir “hayat” kadını! Ve evet, annesiyle ilişkisi Ödipus’u kıskandırır. Yok seviştiklerini görmedik ama sevişmeleri de şart değil. Vaziyet tuhaf.

Tuhaf olmayan bir şey var mı ki Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’ta? Yok. Ateşli bir hastalık sırasında görülen sanrılar gibi bütün film.

Kısa özet geçmek gerekirse, kolayına başvurup basın bültenini ekleyeyim: “Salim, 30 yaşlarında bir cinayet masası dedektifidir. İçine kapanıktır. Ayrılmış olduğu karısından, çok da ilgilenmediği 3 yaşlarında bir kızı vardır. Salim, yeni bir cinayet davası üzerine çalışırken, bir süredir devam etmekte olduğu göz tedavisinin sonuç vermediğini ve zamanla tamamen kör olacağını öğrenir. Bu gerçekle baş etmeye çalışırken ilgilendiği davada öldürülen kişinin karısı Handan Hanım’ın da kör bir piyanist olması, Salim’in durumunu daha da ilginç kılar. Dava süreci ilerledikçe Handan Hanım’a fena halde gönlünü kaptıran Salim, ondan yüz bulamayınca ilgisini cinayetin bir numaralı katil zanlısının kör karısı Leyla’ya yöneltir. Ama şüphesiz en tuhafı, Salim’in canından çok sevdiği annesinin yaşlı ve kör bir fahişe olmasıdır. Olaylar geliştikçe Salim daha da körleşir. Ya da Salim körleştikçe olaylar gelişir.”


Ama bu hikâye size bir şey anlatmıyor. Film bir ruh durumunu yansıtıyor, bir olaylar silsislesini değil. Bu ruh durumu Onur Ünlü’nün “Sen Aydınlatırsın Geceyi”de yansıttığı ruh durumuna benziyor. Kendini ve başkalarını öldürme hayalinin, yalnızlığın, parçalanmışlığın, hayattan kopmakla/hayata tutunma çabasının ve aşkın/seksin/şehvetin elbette süzgeçten geçmiş ama mümkün olduğunca doğrudan bir yansımasına ulaşmaya çalışmış sanki film. Çarpık kadrajları, Caravaggio’yu andıran renk paletiyle bilinçaltından doğrudan servis edilmiş gibi. Aklıma Sokhurov’un “Anne” filmi de geldi.

Beğenebilirsiniz de, sinemadan kaçmak isteyebilirsiniz de. Ben ikisini de yaşadım filmi seyrederken. Sıradışı bir deneyim yaşayacağınız kesin.

Demet Evgar, Fatih Artman, Hare Sürel ve Ezgi Eyüboğlu iyi performanslar çıkarmışlar.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,025AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Aydın Büyükşehir’den 650 milyonluk yatırım: Sarıçay barajı için geri sayım başladı

Aydın Büyükşehir Belediyesi önemli bir yatırıma daha imza atıyor. İkizdere barajından sonra...

İzmir ‘Demokrasi Nöbeti’ne devam ediyor

AYCAN KARADAĞİstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimlerinin Yüksek Seçim...

TÜİK Başkanı Yinal Yağan, trafik kazası geçirdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Yinal Yağan, makam aracının bariyere çarptığı kazada...

Milas’ta 3.6 büyüklüğünde deprem

Muğla'nın Milas ilçesinde Richter ölçeğine göre 3,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Bakanlıktan Reuters’a ‘İVME’ tepkisi: Türk ekonomisini doğrudan hedef alıyor

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nca merkezi Londra'da bulunan haber ajansı Reuters'a, 'İVME Finansman...

Bursa’da özel hastanenin zemin katında yangın

Bursa'da özel bir hastanenin zemin katındaki elektirik trafosunda çıkan yangın paniğe neden...

“Belirlenen yerlerde devlet hizmeti yapan hekimler, askerliklerini tamamlamış sayılacak”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni askerlik sistemine göre Milli Savunma ve Sağlık Bakanlıkları...

İran’da 30 kişi, yoga yaptıkları için gözaltına alındı

İran medyasına göre, özel bir yoga eğitimine katılan 30 kişi, ders sırasında...

Marmara genelinde sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor

Marmara'da parçalı ve çok bulutlu havanın hakim olacağı bölge genelinde sağanak ve...

Cannes 2019: Altın Palmiye’ye saatler kala…

VECDİ SAYAROn iki günlük maraton sona eriyor....

Sonraki haber