Anasayfa BİRGÜN KİTAP Aslında öyle değil

Aslında öyle değil

ONUR AKYIL

İnsan iktidardan her zaman nefret etti; bunda hiç şüphe yok. Örneğin ‘ilkel’ kabilelerin kurban törenleri onların doğa üzerindeki tavrını, doğa üzerindeki yerini şüphesiz vahşileştirdi ama kurban edilen doğanın, kurban edilen doğaya karşı taşıdığı anlam iktidarın onları rahat bırakmasından başka bir şey değildi.

Buradaki enteresan ve son derece önemli ayrıntı insanlığın tüm evrelerinde başka gerekçeler, başka işleyişler ve aslında hiç değişmeyen sonuçlarla sürüp gitti.

Bol gök gürültüsü, nefes almayı zorlaştıran yağmurlar, her şeyi yıkıp geçen seller tanrının gazabıydı, öyle değerlendirdiler ve tanrı onları rahat bıraksın diye bildikleri tek şeye, gazabını yaşadıkları ve tanrı bildikleri doğaya yöneldiler.

İnsan ya da hayvan öldürüldü, parçalandı, yakıldı; işin çarpıcı olan yanı da bu, toplumun yaşadığı cezaya karşı cezalandırılan her kim ve her ne olursa olsun ‘iktidardan’ kurtulmanın kurbanıydı aslında. Gücün toplumsal alanda kendini yeniden ve sürekli üretmesinin açık, acı ve basit bir örneği bu.

BİR ANARŞİST TAKİPÇİ

Kaos Yayınları’ndan Şubat 2019’da, Ali Çakıroğlu çevirisi ve Aysın Önen’in çalışmanın Almanca orijinalinden redaktesi ile yayımlanan Rudolf Rocker’in Milliyetçilik ve Kültür’ü; bu ‘basit’ örneği kapsamlı bir biçimde, hiç kimseyi ve hiçbir ayrıntıyı atlamadan, tarihin tüm dilimlerini ‘okuyarak’ ele alan bir kitap.

Rocker’la birçok okur gibi ben de Anarko Sendikalizm kitabıyla tanışmıştım; ilk tanışmamızda Rocker’ın bir anarşist tarihçi değil; bir anarşist takipçi olduğunu düşünmüştüm, bu düşüncemin ne denli haklı olduğunu -elbette kendi adıma- şimdi daha iyi anladım. Çünkü tarihçiler gerçeğe müdahale konusunda fantazya yazarlarından kuşkusuz daha başarılılar ama bir takipçi, adı üstünde, kimsenin ağzını sulandırmayan ve tarihsel akışı üretilmiş haklılıklarla donatmayan özgür bir göz.

AKLIN ÇOK YÖNLÜ İFLASI

Rocker’ın özgür gözü Milliyetçilik ve Kültür’ü iki ana bölümde görmüş ve okura, her şeyden çok meraka boyun eğenlere öyle sunuyor.

Çalışmanın ilk bölümünde Rocker, insanlığın iktidar yöneliminin şeylerden bağımsız bir doğası olduğunun altını çizdikten sonra toplumsal düşünce ya da ortak akıl diye bildiğimiz birçok şeyin kültüre evrilirken neden ve nasıl biçimlendiğine değiniyor.

Elbette burada ‘şeylerden bağımsız’ olarak nitelediğimiz iktidar yönelimi, insanın doyumsuz, aç yanlarından bağımsız değil; ya da daha çarpıcı bir biçimde söylemek gerekirse, içine her şeyin ama her şeyin tıkıştırılabileceği ve aslında izahı da olmayan güç kavramının nasıl bir tekel olarak insan topluluklarını etkisi altına aldığı; yani aklın çok yönlü iflası, üstelik daha her şeyin başında.

Öyle ki göksel iktidara boyun eğmeden çok, ondan mümkün olduğunca uzak kalma çabası olan kurban törenleri zaman içinde üç harflik birer arayışlar zincirine, dine dönüştüğünde insanlığın yaşadıklarını anlamının da ne izahı var ne de imkânı.

Rocker bu anlamda öyle çarpıcı örnekler veriyor ki ortalıkta bir biçimde bir iktidar varsa, aklın yok oluşu konusunda şüpheye duymaya hiç mi hiç gerek kalmıyor.

Örneğin Reformasyon ve Yeni Devlet bölümünde anlatılanlar, iktidar altında insan olmanın bazen gerçekten imkânsız bir çabadan başka bir şey olmadığını fısıldıyor bize:

Cenevreli cellat Jean Granjat veba salgınına neden olduğu iddiası için öz annesinin sağ elini kesiyor ve sonra kadıncağızı topluluk önünde yakıyor.

Bir başka tuhaf ama gerçek örnek de Avusturya’da çıkıyor karşımıza, 1716’da devlet yas törenlerini renkli kumaşa olan talebi düşürdüğü için yasaklamış…

Rocker’ın buralarda dolaşmasının, bu örnekleri okura sunmasının nedeni çalışmasının ikinci bölümünde ele aldığı başlıkların doğasını ve elbette işin ciddiyetini kavramamız konusunda gerçekten son derece hassas davranmayı seçmesi.

Bazı ezber ifadelerle geçiştirilebilecek dönemleri ve o dönemlerde cereyan eden olayları, hayatın derininde, asıl gerçekte yaşanmış ve aslında yaşanmaya da devam eden örneklerle sunarak, birçok meselenin aslında sandığımız gibi olmadığının, öyle gelişmediğinin tarafımızdan zihnimize kazınmasını umuyor.

Tabii burada başka önemli bir ayrıntı daha gizli; o da devletin ya da yönetimlerin aslında hep alışılan okumalarda olduğu gibi her zaman sermayenin arkasında durmadığı gerçeği. Dinsel cezalandırma yöntemleri, sanayi devrimi ile birlikte çok geçmeden ekonomik cezalandırma ya da biçimlendirme yöntemlerine dönüşüyor çünkü. Öz ifadesiyle, iktidarın ceza algısı ve biçimi sınıf atlamakta gecikmiyor.

İKTİDAR ARZUSU GERÇEĞİ

15 başlıktan oluşan ilk bölümde her başlık önemli olmasına önemli ama bana kalırsa özellikle Avrupa ve Amerika’da Liberal Fikirler, Sosyalizm ve Devlet ve Siyasi Din Olarak Milliyetçilik başlıkları çoklu tartışmalara olanak tanıyan içerikleriyle biraz daha öne çıkıyor.

Çalışmanın ikinci bölümünde Rocker bu sakat zemin üzerinde inşa edilmeye çalışılan, belki de daha doğru bir ifadeyle kendini dünya insanlığının üzerine kara bir çarşaf gibi germeye başlayan millet kavramını, yine hem tarihsel evreler hem de ilişikilendiği ve toplum yaşamını birebir etkileyen gerçeklikler üzerinden, herhangi bir soruya gerek duyulmayacak bir netlikte ele alıyor.

12 başlıktan oluşan ikinci bölümde Gelenek, Görenek ve Menfaat Birliği Olarak Millet, Modern Irk Teorileri ışığında Millet, Sanat ve Milliyetçilik ve Milli Kültür Yanılsaması başlıkları bir adım daha öne çıkıyor.

628 sayfalık ama bir solukta okunan/okunabilen Milliyetçilik ve Kültür son derece basit bir şey gibi görünen iktidar arzusu gerçeğinin dünyayı nasıl yaşanmaz bir yer haline getirdiğini anlamamız açısından -sevmediğim bir ifade olsa da kullanacağım- bir başyapıt.

İnsanın aslında boyun eğiyor gibi göründüğü iktidara, iktidar arzusuna karşı aslında hep onunla arasını açmaya çalıştığı bir canlılık tarihi açısından ‘okumayı ’bilen herkesin ilgisini bekliyor.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,956AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

“Babacan Erdoğan’a partinin halktan kopuş nedenlerini içeren dosya sundu”

AKP'den ayrılarak Abdullah Gül önderliğinde yeni parti kurması beklenen Ali Babacan'ın AKP...

KESK İzmir: KHK’ler gidecek, biz geri döneceğiz

BERKAY SAĞOLİzmir’de KHK’ler ile ihraç edilen kamu çalışanlarının yaklaşık...

İnsanlık onurunu korumak herkesin sorumluluğudur

Aycan Karadağ“İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma...

İran yönetiminden Trump’a yanıt

 İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Donald Trump'ın tehdidine karşılık...

İBB Başkanı İmamoğlu: Troll belediye çalışanı istemiyoruz

23 Haziranda yüzde 54 oy oranı ile yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı...

Bolsonaro’nun G-20 Zirvesi heyetindeki asker kokainle yakalandı

Brezilya'da ocak ayında devlet başkanlığı koltuğuna geçen aşırı sağcı Jair Bolsonaro'nun, Japonya'da yapılacak...

92 oy aldığı için İstanbul seçim sonuçlarına itiraz etti

Mehmet Ali Aydoğmuş, 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için...

CHP PM pazartesi toplanacak

CHP Parti Meclisi (PM), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini değerlendirmek üzere Genel...

Yargı, ‘kamu yararı yok’ dedi: Bakırköy’deki plan değişikliğine ret

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 20 Nisan 2017’de onaylanan İstanbul’un Bakırköy ilçesi Zuhuratbaba...

Rabia Naz soruşturmasında yeni gelişme

Giresun'da 11 yaşında şüpheli şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz soruşturmasında yeni gelişme. 

Sonraki haber