Atina’dan Mektup Var
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Sevgili Defne, Bildiğin gibi, ülke çapında genel grev çağrısını izleyen on binlerce insan
Sevgili Defne,

Bildiğin gibi, ülke çapında genel grev çağrısını izleyen on binlerce insan 11 Mayıs günü sokaklarda döküldü. Başkent Atina’da Yorgo Papandreu ve sosyalist hükümete öfkelerini dile getirmek için toplanan elli bine yakın göstericinin üzerine akıl almaz bir şiddetle saldıran güvenlik güçleri, kafasına yediği copun şiddetiyle 31 yaşındaki Yannis Kafkas’ın ağır şekilde yaralanıp, komaya girmesine neden oldu, onlarca da yaralı var. Polis copları tersinden tutarak, yani metal kısmı öne gelecek şekilde kullandı. Bu sadece yasalara aykırı değil, aynı zamanda halkın üstüne “can yakmak” için saldırdıklarının da kanıtı…

Yunan halkı Avrupa Birliği, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’ndan oluşan troykanın zorladığı “kemer sıkma politikası”na, 50 Milyar avroluk özelleştirme paketine karşılık 110 Milyarlık borç paketinin yatırılmasına karşı öfkesini sokaklara taşımıştı. Ülkede ekonomi başta, her şey kötüye gidiyor. Ancak daha da endişe verici olan suç oranı, spor karşılaşmalarında holiganlığa varan şiddet, tüketicilerin sert tepkileri giderek artıyor ve kanıksanmaya başlıyor. Hükümet dışında herkes, geçen yıl yürürlüğe konulan kemer sıkma önlemlerinin hiçbir işe yaramadığı konusunda hemfikir. Yani Yunanlılardan daha az kazanması beklenirken, tüketimin azalmasıyla durmuş sayılabilecek üretime ve iç harcamaya katkıda bulunmaları bekleniyor. Hükümet sözcüleri  “İyi yoldayız, bu tasarruf planını zaten ülkenin iflasını önlemek için imzalamıştık. 2012’den itibaren ekonomik gelişmemiz yeniden artılara geçecek” dese de, son yapılan kamuoyu araştırmalarına bakıldığında, her iki Yunanlıdan biri “kurtarma planını” acilen yeniden müzakere etmek gerektiği kanısında. Maaşların ve emeklilik aylıklarının düşürülmesi, prim ve ikramiyelerin indirilmesi (işsizlik yardımı dahil), çalışma süresinin arttırılması, toplu sözleşmelerin dondurulması gibi şimdiye kadar alınmış önlemlere ek olarak, hükümet bir seri özelleştirme projesi ilan edince, halkın sabrı iyice taştı.

Böylece, burada DEKO dediğimiz, sizde KİT denilen, aralarında elektrik dağıtım kurumu, sular idaresi, onlarca liman ve havalimanı işletme kuruluşu, Posta idaresi, bazı kamu bankaları gibi, iki bini aşkın kamu kuruluşu sermayelerini özel sektör yatırımına açmak zorunda kalacak. Bu özelleştirmeler sonucunda yaklaşık elli bin kişinin işten çıkartılması öngörülüyor.

Bu haksızlıklar karşısında Yunan halkının verebileceği tek yanıt genel greve gitmekti. Zira kalkınma planının faturasını çalışanlar, emekliler ve işsizler ödeyeceklerini biliyorlar. Ancak işin acı tarafı, bu bildik sendikacı söylemi ülkenin içinde bulunduğu ümitsizlik ortamını anlatmak için yeterli değil. İç politikada hükümetin uyguladığı tüm çelişkili adımlara rağmen varlık gösteremeyen kısır bir muhalefet karşısında Yunanlılar giderek ülkelerinin dümeni olmayan bir gemiye dönüştüğü hissine kapılıyorlar. Kriz artık ekonomik veya mali boyutu aşarak, toplumun tümüne yayılmaya başladı. Bunun göstergelerini uzakta aramaya gerek yok. 11 Mayıs sabahı yaşanan vahşet gösterdi ki, göstericilerin kafasını özellikle hedef alan polis özel timleri şiddet boyutunu arttıracak, hatta bu giderek normalleşecek. Ayrıca halk arasındaki tepkilerin şiddeti de dozunu giderek aşacak. Giderek artan ırkçı söylemler ve beyanlar da cabası. Hedef ise kaçaklar dahil, tüm göçmenler. Bu şiddetin ortaya dökülmesinin nedenlerinden biri, geçtiğimiz günlerde doğum yapan karısının hastaneden çıkışını çekmekte olan bir Atinalının güpegündüz, şehrin tam göbeğinde, elindeki kamerasını almak için üç kişi tarafından öldürülmesi. Öfkeli halka bir hedef gerekiyordu. Fatura göçmenlere çıktı. Böylece, bir kaçak göçmen halk tarafından linç edildi. Hafta içinde Atina sokaklarında faşistler resmen “göçmen avı”nın başladığını ilan ettiler. AB üye ülkeleri arasında Yunanlılar “ırkçılık şampiyonluğunu” ellerinde tuttuklarına göre, bunun mevcut ortamda şiddete dönüşmesi neredeyse beklenen bir sonuçtu.

Paris metrosunda bu yaz Fransızları Yunanistan’a gitmeye heveslendiren turizm afişlerinde yazan “Rüyalar ülkesinde kendi rüyanızı yaşamaya gelin” sloganı yerine, “Trajedi ülkesinde kabuslarınızı yaşamaya gelin” yazmak gerekirdi!

Barış ve sevgiyle kal sevgili dostum, Filakia

Effy Tselikas