Atletle tutuklamak…
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Ağustos ayında AKP’nin siyaset gündemine soktuğu iki konu oldu. İkisi de CHP lideri Kılıçdaroğlu’yla ilgili: Tutuklanma ve atletli fotoğraf konuları. Her ikisini de tetikleyen, başladığı işin sonunu getiren bir siyasetçi olarak bilinen Erdoğan’dı.

Hoş, bu iki konunun sonunu getiren de o oldu ama farklı şekilde!

Önce partisinin Antalya’da Expo Kongre Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı’nda; Enis Berberoğlu’nun kapatıldığı cezaevinden sürekli mesajlar gönderdiğini iddia etti ve “Buradan çıktım çıktım. Çıkmadığım takdirde açıklamalarda bulunacağım” dediğini ileri sürdü. Ardından da; “İçerdeki zatla Kılıçdaroğlu’nun bağlantısı çıkarsa şaşmayın” dedi.

Birazcık akıl yürütebilen ve Erdoğan’ın işaretiyle davalar açılıp tutuklamalar olabildiğini de bilen herkes, o sözlerden Kılıçdaroğlu’nun tutuklanabileceği sonucunu çıkardı. Öyle ya, casusluk gibi ağır bir suçtan müebbet alıp sonra cezası 25 yıla indirilen biri ile bağlantılıysanız siz de tutuklanırsınız.

Ana muhalefet liderinin tutuklanma ihtimali içeride de dışarıda da epey tartışıldı. Attıkları her adımın kamuoyunca nasıl karşılandığını ölçen AKP, eminim o tartışmaların etkisini de ölçmüştür.

Belki de o ölçümler sonucu, uzun süre Adalet Bakanlığı yapmış olan yeni Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ; Kılıçdaroğlu’nun tutuklanacağı iddiasını AKP’yi yıpratmak için CHP’nin başlattığını söyledi! Cumhurbaşkanı’nın Kılıçdaroğlu’nun tutuklanması ile ilgili bir ifadesi olmadığını hatırlattı.

Allah için haklı; “tutuklanma” sözcüğü Erdoğan’ın ağzından çıkmadı. O, CHP’li olan veya olmayan çok sayıda insanın akıl yürütmesinin otomatik sonucuydu.

Neyse… Ürdün ziyareti öncesi havaalanında bu konu sorulunca, Erdoğan da kestirip attı: “Kılıçdaroğlu doğmamış çocuğa don biçiyor. Yargıdan böyle bir şey geldi mi? Kendini gündemde tutabilmek için buna benzer şeyler üretiyor. Benim gündemimde böyle bir şey yok.

İyi, Kılıçdaroğlu tutuklanmayacağı için rahat nefes alabilir. Erdoğan kendi başlattığı tartışmaya noktayı koydu! Ancak, konulan nokta bu konuda akıl yürütenlerin vardığı nokta değil!

39. Muhtarlar Toplantısı’nda atlet meselesini gündeme getiren de Erdoğan olmuştu:

Birisi sözde ‘Adalet Yürüyüşü’ yapıyor. Arada sırada karavana oturup atletle yemek yiyor. Bugün de baktım bir gazete başlık atmış ‘vatandaş filanca’ diye. Bu benim vatandaşıma hakarettir. … Atatürk’ü böyle atletle yemek yerken görüp de resim çektirdiğine şahit oldun mu?

Bu konuyu henüz kendisi noktalamasa da, AKP Sözcüsü Mahir ÜnalFazla uzatmaya gerek yok” diyerek noktaladı: “(Atletli fotoğrafı) Dikkat çekici bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak değerlendiriyorum. Önümüzdeki kurultaya yönelik bir algı düzenlemesi. Ama başarılı bir halkla ilişkiler faaliyeti olarak görmüyorum. Adalet kurultayını atlet kurultayı ile özdeşleştirmek başarılı olamayan bir halkla ilişkiler faaliyetidir. Bu tartışmanın fazla uzatılmasından yana değiliz.

Atletli fotoğraf akla (bir an önce sağlığına kavuşup yazılarına başlamasını dilediğim) Bekir Coşkun’un yol açtığı “göbeğini kaşıyan adam” tartışmasını getirdi. O kavramlaştırma nedeniyle AKP çevreleri çok saldırdı Coşkun’a. Seçmeni küçümsediğini, hatta hakaret ettiğini söylediler: “Göbeğini kaşıyan adam”, “Beyaz Türk”ün tersiydi. AKP’yi iktidar eden ve iktidarda tutandı. Halktı.

Karikatüristler de o adamı hep kolsuz fanila içinde, atletle çizdiler.

AKP, Erdoğan’ın başlattığı bu tartışmayı da uzatmaktan yana değilse atletli fotoğrafa karşı söylediklerinin halkta bir karşılığı olmadığını gördüklerinden olmalı. AKP’ye oy verenler arasında atlete söylenenleri üzerine alınıp, partilerinin “Beyaz Türk”leşerek kendilerine tepeden bakmaya başladığını hissedenler olmalı.

Bir konuda kendi başlattığınız tartışmayı “fazla uzatmadan” kapatmaya yöneldiyseniz, siyasal iletişim açısından başınız belada demektir! Öyle olmasa, iş Kılıçdaroğlu’nu atletle tutuklamaya kadar gidebilirdi!