-Reklam-

TANER TİMUR

YAZILARI

Sarı Yelekliler ve dip dalgası

Hem Macron hem de Renzi, başlangıçta yetenekli, hırslı ve karizmatik bir lider imajı yarattılar. Geleneksel sistemlerin çöktüğü bir ortamda hızla yükseldiler ve biri İtalya’da, öbürü de Fransa’da ülkelerinin en genç başbakanı oldu. Oysa İtalyan yorumcu Victoire Maurel “hayır!” diyor; iki siyasetçi arasındaki asıl benzerlik hızla yükselişlerinde değil, aynı hızla çöküşlerinde aranmalı.

Kaşıkçı cinayeti, “Gizli Dünya” ve gerçekler

Sarah el Deeb’in, Kaşıkçı’nın dostlarından öğrendiğine göre, Suudi gazeteci İstanbul’u Arap muhaliflerin bir üssü haline getirmek istiyordu. Türkiye, ecdadının anavatanı idi ve “İstanbul’un zengin ve çok kültürlü bir merkez olduğu günlerdeki Osmanlı İmparatorluğu’nu yansıtıyordu”. Bu haliyle de Kaşıkçı’nın projesine son derece uygundu

Başkan Bolsonaro ve Brezilya dersleri

Brezilya’da seçim geride kaldı; Bolsonaro Başkan oldu; şimdi demokratlar korku içinde. Ülkede tüm aydınlar seferber oldu; BM İnsan Hakları Komisyonu “durumu izliyor”; Avrupa’da gazeteler “Bolsonaro sadece Brezilya demokrasisini değil, tüm dünyayı tehdit ediyor” diye manşet atıyor

Bin Ladin Dostluğundan, “İslamî Reformizm”e: Cemal Kaşıkçı’nın dramı

“Kaşıkçı Soruşturması” Türk ve Suudi’lerden kurulacak “ortak bir komisyon”a havale edildi. Bu koşullarda, Ziya Paşa’nın deyimiyle, “kadı”nın davacı, “mübaşir”in de tanık olduğu bir davaya sürüklenir gibiyiz

“Liberal manifesto”, tarihi maddecilik ve insan hakları

The Economist, kuruluş yıldönümünü sadece “Liberal Manifesto” ile kutlamadı; haftalardır liberalizm tarihinde en etkili olmuş düşünürleri de anlatıyor. Hatta bununla da yetinmemiş, bunların karşısına “illiberal” dediği düşünürleri de koymuş. Bunlar da liberalizme, yani “özgürlüğe”(!) karşı olanlar; Karl Popper’ın “açık toplum düşmanları” olarak nitelediği bazı düşünürler

İdlib’de bombalar, Tahran’da tören ve solan umutlar..

Şurası doğru, Putin himayesinde Esad savaşı kazandı, fakat çatışmalar yine de bitmedi. Belki de bu kirli savaşın son ve en dramatik aşamasına gelindi. Geride yurduna geri dönme özlemi içinde yaşayan milyonlarca insan ve harap olmuş bir ülke bulunuyor

Demokrasi, diktatörlük ve Brunson krizi

Aslında temel sorun Türkiye’de siyaset dili ile ekonomik uygulama arasındaki ayrışmadan doğuyor. Ülke ekonomisi uluslararası sermayeye mutlak bir şekilde bağlı bulunurken, tek siyasi otorite haline gelen Erdoğan kapitalist metropollere meydan okuyor ve bir “mazlum ülkeler lideri” diliyle konuşuyor. Buna uygun olarak da diplomasi alanında özgürce davranıyor ve işine gelmeyince dış ittifakları yok sayıyor

Tarafsızlık ve metronom gazetecilik

Sabah gazetesi Bülent Ortaçgil ile bir röportaj yapmış. Medyada küçük bir fırtına koptu.Aslında konu...

BİZİ TAKİP EDİN

365,434BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,136,766TakipçiTakip Et
9,201AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL