Avrupa’nın kıyılarında
06.09.2015 12:38 BİRGÜN FİKİR

VIJAY PRASHAD - @vijayprashad

Suriye ve diğer başka ülkelerden gelen mültecilerin Avrupa kıyılarını vurduğu korkunç fotoğrafları sosyal medyada yayıldı. Bunlardan biri, diğerlerinden çok daha feciydi, Aylan Kurdi’nin küçük bedeni… Sadece üç yaşındaydı. IŞİD ve Kürt milislerin arasındaki savaşta ünlü bir cephe olan, Kobane’dendi. O fotoğrafı gören çok az göz kuru kalabildi.

Ürdünlü Karikatürist Rafat Alkhateeb, Aylan Kurdi’nin o görüntüsünü resmetti. Aylan, onu kıtalardan ayıran dikenli telin bir tarafında yatıyor… Aylan Kurdi gibi çocuklar dünyanın belleğinde mevcut. Yaklaşık 10 bin Suriyeli çocuk savaşta öldü. Dünyada genelindeki çatışmalarda 10 binlerce çocuk hayatını kaybetti. Fakat ahlakımızı rahatsız eden Aylan Kurdi’nin o fotoğrafıydı. Dünya, savaşın ve şeytani ticaret yasalarının çocuklara verdiği zararı gerçekten umursuyor mu? Kanıtlar, zerre kadar önemsemiyor, diyor. Aylan Kurdi’nin cansız bedeni, kalplerimizi yaraladı; fakat politikalarımızın değişmesi için çok az etkili olacak.

Batı’ya göre, üçüncü dünya ülkelerinin politika ve ekonomilerine müdahale kabul edilebilir, bu devletler IMF’nin “reform”larını uygulamaya zorlanabilir… Sermayenin sınır tanımaz olmasına izin verilir; ancak bu özgürlük, emek yani insan için geçerli değildir. Göçmenlik yasaklanır ve nefret uyandırır. Irkçı fikirler insanların doğal hareketliliği önüne bir kale örülmesine zemin hazırlar. Bir yerde sermaye toplumu yok eder, ancak oranın halkının başka bir yere göç etmesine izin verilmez. Batı, üçüncü dünya ülkelerinin topraklarında hükümetleri devirip, bombalar atmanın kabul edilebilir olduğuna inanır. Yaptığına da insani müdahale ya da BM dilinde “koruma sorumluluğu” (R2P) der. Bombalar sınır tanımaz, sınırlar savaştan kaçan mülteciler içindir. Onlar kuyruklarda bekletilip, kamplarda tutulur.

Elit Batı ahlakının merkezinde iki yüzlülük vardır. “Özgürlük”, “eşitlik” gibi kelimeler kullanılarak ifade edilirler fakat genelde tam tersi anlama gelirler. Kastedilen, insanların özgürlüğü ve insanlar arası eşitlik değildir. Daha önemlisi paranın özgürlüğüdür.

Hem Avrupa hem de ABD insanların özgürce hareket etmesini engellemek için duvarlar örmek istiyor. New York’taki Özgürlük Heykeli şu sözleri taşır: “Bitkin düşmüşleri,

Zavallıları ver bana; Özgürce soluk almaya hasret, Biçare kalabalığı getir.” Emma Lazarus’un 1883’te yazdığı bu dizelerin artık bir anlamı yok. Artık bitkin düşmüşleri, zavallıları, biçare kalabalığı güvenliğe kavuşturun, diyen yok. Şimdi daha çok, bariyerler çeken ve sınır dışı etmekle tehdit eden, devlet tarafından yönetilen bir şovenizm var. Woody Guthrie’nin 1961’de çıkan Deportee (Sınır dışı edilen kişi) şarkısı daha çarpıcı: “Bizi sürgünler, hırsızlar gibi takip ettiler. Sizin tepelerinizde, çöllerinizde, vadilerinizde ve ovalarınızda öldük.” Guthrie, kıyılarınızda öldük, diye de eklemeliydi…

Aylan Kurdi öldü. Daha pek çok Aylan Kurdi yaşıyor. Bu ölümün karşısındaki isyanımız bizi Suriye’deki şiddetin azalmasına ve Libya’da ciddi bir barış sürecinin başlamasına çağıran bir politikaya daha çok yönlendirmeli. Bu politika IMF ve NATO’nun toplumlara ve devletlere yönelik yıkımına karşı verdiğimiz savaşta bizi daha da dirayetli yapacaktır. Batı’yı yönetenler sadece trajedilerden ve güvenlikten söz edecek. Onlar için insanlar, göçmenler ve sınır dışı edilecekler; hareketlilikleri kısıtlanması gerekenlerdir. Milyonlarca insanı mülteci statüsüne sokan savaşlardan ve ekonomik politikalardan; yani sorunun nedenlerinden bahsetmek istemezler. Bu bizim işimiz. Aylan Kurdi için…

Çeviri: Ömür Şahin Keyif