Avusturya komünistleri nasıl % 20 aldı?
SELAMİ İNCE SELAMİ İNCE
Avusturya’nın ikinci büyük kenti Graz’da komünistler yüzde 20’yi aşan oranda oy aldı. Ülke genelinde oy oranı yüzde 1’i geçmeyen...

Avusturya Komünist Partisi (KPÖ) geçen Pazar günü (25 Kasım) yapılan Graz kenti yerel seçimlerinde oyların % 20’sinden fazlasını aldı. Başkent Viyana’dan sonra Avusturya’nın ikinci büyük kenti Graz’daki komünistlerin bu başarısı hem Avusturya hem de bütün Avrupa için ilk bakışta oldukça şaşırtıcı görünüyor. Çünkü Avusturya Komünist Partisi’nin ülke genelinde aldığı oy oranı uzun yıllardır % 1’in üstüne çıkmıyor.


Yine Yunanistan’daki sol birlik SYRIZA’yı saymazsak, son dönemde Avrupa solunun bu denli yükselişte olduğunu söylemek de zor. Bütün Avrupa’da hal böyleyken, hatta Avusturya’da Komünist Parti’nin oy oranı ortadayken Graz’da komünistlerin %20 oranında oy almasının nedeni olarak akla ilk elbette, adayın iyi olması ya da komünistlerin güçlü bir aday transfer etmesi gibi olasılıklar geliyor. Hayır, durum hiçte öyle değil. Komünistler ciddi bir çalışma sonunda bunu başardı. Kaldı ki, Graz seçim sonuçları ve Grazlı komünistler daha yakından incelendiğinde bu başarının bir kerelik tesadüfî bir sonuç olmadığı, son on yıllık dönemde partinin genel gidişatına rağmen bu bölgedeki komünistlerin ciddi başarılar elde ettikleri görülüyor.

YEREL İKTİDARA YÖNELİK ÇALIŞMA
Şimdi Avusturya Komünist Partisi Graz örgütünün başarısına ve daha doğrusu onları bu başarıya ulaştıran çalışmalara yakından bakalım. Yaklaşık 300 bin nüfuslu Graz’da komünistlerin başarısı, partinin tam da Avusturya çapında krize girdiği, parçalanmaya doğru gittiği dönemde başladı. Graz’ın başkent olduğu Steiermark eyaletinde komünistler, Komünist Parti içi tartışmalara katılmayıp kendini “otonom” ilan etti ve tartışma yürütmek yerine yerel siyasete önem verdi.
Graz örgütü başkanı Ernest Kaltenegger, kentteki en önemli sorununun konut sorunu olduğunu iddia ederek partinin diğer konuları arka plana atıp bu konuyla ilgilenmesini sağladı. Zaten 1998 seçimlerinde kentin “Konut Dairesi Başkanlığı”na seçilmişti. Ernest Kaltenegger’in, şehir yönetiminde “Konut İdaresi Başkanlığına” getirilmesi bu yöndeki parti çalışmalarının önü daha da açıldı.


Komünist Parti Graz örgütü, ilk iş olarak “kiracı dayanışma fonu” işlevi görecek bir sosyal dayanışma fonu kurdu. Zaten Avusturya Komünist Partisi’nde kural olan 2200 Euro’dan fazla kazanan yöneticilerin paranın üstünü sosyal yardım ve dayanışma kurumlarına bağışlaması kuralı gereği Avusturya komünistleri bu tür dayanışma fonlarına aşina. Komünistler, bu fona başkalarından da bağış kabul ediyorlar ve Graz’da kira nedeniyle başı sıkışan herkese yardım etmeye başlıyorlar.Bu kira ve kiracı yardımı komünistlerin neredeyse kentin tümüne nüfuz etmesini sağlıyor.
Yardım sadece para yardımı değil. Kötü koşullar içindeki devlet ve belediye konutlarının restorasyonu, belediye ve devleti yeni kiralık konut üretmeye zorlama, yoksulların oturduğu evlerde kira artışını durdurma ve ödeyemeyenlerin, elektrik, su ve gaz parasını ya erteletme ya da dayanışmayla ödeme gibi somut işler yapıyorlar.

DÜNYAYI DEĞİŞTİRME, SORUN ÇÖZ

Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi, Avusturya’da da kiralık konutların çoğu devlete veya belediyeye ait olduğu için, komünistlerin kiracılarla dayanışması aslında kamu malı konutların insanca yaşama uygun hale getirilmesi ve sağlıklı konutlarda ucuz yaşama imkânının sağlanması mücadelesiydi. Ayrıca komünistler, bu konutların özelleştirilmesini de başarılı bir biçimde engelledi. Son yıllarda bütün Avrupa’da baş gösteren özelleştirme cereyanı yoksulların yaşadığı konutların özel şirketlere satılmasını da kapsıyor.

Komünistler ve komünistlerin yönetimindeki konut dairesi kentte yoksullardan yana bir konut politikası izledi. Bütün bunlardan sonra, Grazlı komünistlerin başarısının ardında şunların da olduğunu söylemek mümkün:  Grazlı komünistler, Avusturya’yı ya da dünyayı değiştirmeyi, devrimi ve sosyalizmi 1990lı yıllarda biraz bir tarafa bırakmışlar ve Graz’ı değiştirmeyi planlamışlar. Aslında “Graz’ı değiştirmek” de çok abartılı ve büyük bir söz. Grazlı komünistler Graz’da sadece yoksulların konut sorununu çözmeyi hedeflemişler.
Komünistler 2003 seçimlerine de Graz’ın konut sorununu “ana konu” ederek girdi. Daha önce bölgede ciddi bir varlık gösteremeyen parti, sansasyonel bir sonuç elde ederek % 20,8 oranında oy aldı. Ernest Kaltenegger, şehir yönetiminde tekrar “Konut İdaresi Başkanlığına” seçildi. Bundan sonra da, komünistlerin savunduğu, değiştirmeye başladığı her şeyin bir bir bitirilmesi başladı. Evler yenilendi, ısınma sorunu çözüldü, kira artışı durdu, yeni konutlar üretildi ve konutta özelleştirme olmadı.

Ernest Kaltenegger’dan sonra Graz parti yönetiminin başına bugün % 20,1 oranında oy alan Elke Kahr getirildi. Parti politikaları hiç değişmedi. Komünistlerin verdikleri sözleri tutması sonucu, Graz halkı, özellikle işçilerin ve yoksulların yaşadığı semtlerde Komünist Parti’ye üye olmaya başladı, parti çalışmalarına aktif katıldı. Örneğin yoksulların yaşadığı Gries semtinde iyi örgütlenen komünistler, geçen haftaki seçimlerde bu semtte % 26,2 oranında oy alarak birinci parti oldu. Semt muhtarı da komünistlerden seçildi. Komünistler sadece işçilerin yaşadığı bölgelerden ve yoksullardan oy almadı. Yoksullaşma tehditi altındaki kesimlerden de oy aldı. Örneğin
bu seçimde komünistlerin oy aldığı diğer bir kesim de küçük işletme sahipleri ve esnaf. Tekelleşme karşısında her geçen gün iş yerini kaybetme ve yoksullaşma tehlikesi altındaki esnaf % 31 oranında komünistlere oy atmış.

UZUN YILLARDAN SONRA MECLİS
Yine 2005 yılı seçimlerinde ise, Steiermark eyaletinde Avusturya Komünist Partisi uzun yıllardır ilk kez eyalet meclisine milletvekili göndermeyi başardı. Ernest Kaltenegger, şehir yönetiminden ayrılarak partisini seçimlere hazırladı ve Komünist Parti % 6,3 oranında oy alarak eyalet parlamentosuna girdi. Şehir yönetimindeki görevini de yine Elke Kahr üstlendi. Avusturya Komünist Partisi’nin eyalet Meclisi’ne girmesi eyaletteki diğer çalışmaları da olumlu etkiledi. Örneğin 2010 yılında Trofaiach kenti belediye başkan yardımcılığına Komünist Parti üyesi seçildi.

Avusturya Komünist Partisi’nin ülke genelinde ve diğer eyaletlerde herhangi bir başarısına rastlanmazken, Steiermark’ta eyalet meclisine girmesi ve bazı şehirlerde yönetime gelmesi ülke genelinde bir tartışma başlattı. Tartışmadan çıkan sonuçların başında, yerel sorunların çözümünde rol almanın önemi ve yerel halkı sorun çözümünün bir parçası haline getirmenin önemi yer alıyor.

Partinin gelecek perspektifinin veya ne savunduğunun halka anlatılması ancak geleceğin toplumunu ya da geleceği bugünden beraber kurmaya karar verdiğinde mümkün oluyor. İnsanlar, komünistlere, komünistler kendilerine ne yapacaklarını çok güzel anlattıklarında değil, birlikte bir şey yaptıklarında inanıyorlar. Bunların yanında, kapitalizmin kurallarının değişmezliğini ileri sürüp “değişmenin mümkün olmadığını” dile getiren sağ politikalara karşı insanlar bir şeyleri değiştirdiklerinde kapitalizmin sözlerinin tanrı kelamı olmadığını anlıyor. Başka bir dünya mümkün ve alçakgönüllü de olsa geleceği birlikte kurmanın adımlarını birlikte atan insanlar, geleceği birlikte kurmaya da niyetlenebiliyor.   Her neyse…

 İNSANLARIN GÜVENİNİ KAZANMIŞIZ
Avusturya Komünist Partisi Graz’da ikinci parti oldu. Parti adayı olarak %20’nin üstünde oy alan Elke Kahr’ın hem yaşantısı hem de sözleri alçakgönüllü olmanın,  ayakları yere basmanın ve inatla bir çalışma yürütmenin önemini bir kez daha gösteriyor. Genel teorik sosyalist doğruları savunmaktansa, yaşanılan alana ilişkin sorunu yaşayanlarla birlikte sorun çözemeye çalışmak Graz’da ödüllendirilmiş.
Yıllardır parti üyesi olan 51 yaşındaki Kahr, örneğin yaptığı işten parti kuralları gereği aldığı paranın 2200 Euro’sunu kendine ayırabileceği halde, kendisine 1800 Euro’nun yettiğini söyleyip yıllardır artan parayı partinin kurduğu “kiracı dayanışma fonu”na bağışlıyor.

Avusturya basınına seçim sonucunu değerlendirirken Kahr şöyle diyor:  “Demek ki, insanların güvenini kazanmışız. Hepsi bu…” Sonra ekliyor: “Bu başarıdan başımız dönmeyecek. Başımız dönemez, sarsılmayız çünkü halkın içindeyiz ve onlar her zaman bu başarının asıl sahibi. Evet, % 20 saygı duyulması gereken bir büyüklük ve Graz halkı olarak bunu hak ettiğimizi düşünüyorum…”

Basında Elke Kahr ve komünistlerle ile ilgili çıkan değerlendirmelerde yaşlı bir seçmen kadın aynen şunları söylüyor:  “Yıllardır çalışıyorlar. Ne istediklerini anlatıyorlar. Yok, aslında bize hiçbir anlatmıyorlar. Biz ne söylüyoruz, ne istiyoruz, ne sorunumuz var, onu anlamaya çalışıyorlar, anlattıklarımızı dinliyorlar. Ben artık şunu biliyorum ki, bir derdim olduğunda komünistlere gider anlatırım. Beni dinlemeleri yeter…”


İYİ ŞEYLER YAPMANIN HUZURU
Peki Avusturya Komünist Partisi’ni 1970’den beri ilk kez tekrar eyalet parlamentosuna sokmayı başaran, Graz’daki başarının da mimarı Ernest Kaltenegger  şimdi ne yapıyor? Partide kendi deyimiyle „ikinci sırada“ oturmaya başladı. İki nedeni var: Hep önde olunca insan kendini profesyonel politikacı gibi görmeye başlıyor, biraz arka sırada oturunca herşey daha iyi görülüyor. İkinci neden de „yaşlılık ve sağlık srounları…“ Kaltenegger, 1998 yılından beri gelirinin yarısını dayanışma fonuna bağışlıyor. Her yıl banka hesabınını nereye ne harcama yaptığını da gösterir bir biçimde kamuoyuna açıklıyor ve poltikacıların hepsinin bunu yapması gerektiğini savunuyor.Bir anlamda, iyi işler yapmış olmanın iç huzuruyla emekliliğini yaşıyor.
Evet,  yazının sonunda benim de aklıma Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven geldi.  Bence de Osman Özgüven, sırf belli miktarda suyu halka bedava veren bir belediye başkanı olduğu için huzur içinde bir emekliliği hak ediyordu.  Asla görevden alınmayı ya da hapis cezası almayı değil.   Ama biliyorum, burası Türkiye!

***
 En eski komünist partilerden biri…
Avusturya Komünist Partisi (Die Kommunistische Partei Österreichs – KPÖ) dünyanın en eski komünist partilerinden biri.  Parti kendini 3 Kasım 1918’de kurulan Alman – Avusturya Komünist Partisi’nin (Kommunistische Partei Deutsch-Österreich –KPDÖ) devamı olarak görüyor. Avusturya Komünist Partisi, özellikle 2. Dünya savaşı sırasında önemli rol oynadı. 1970 yılına kadar Avusturya siyasetinde etkili olan KPÖ, bu tarihten itibaren sürekli „güç ve anlam“ kaybına uğradı. Bugün Avrupa Sol Parti platformuna da (European Left) üye olan KPÖ, özellikle Steiermark eyaletinde etkin.
KPÖ, birinci dünya savaşı sırasında sosyal demokrat partiden atılan savaş karşıtı gençlerin, radikal sosyalistlerin ve sol sosyal demokratların birleşmesiyle kuruldu. Partinin komünistlerle sosyal demokratların koalisyonuyla kurulduğunu söylemek mümkün. Kurulur kurulmaz KPÖ, ilk eylemini Avusturya’nın sosyalist bir cumhuriyet olarak kurulması talebiyle halkı sokağa dökerek yaptı.


KPÖ, birinci Avusturya Cumhuriyeti dönemini, yani 1918 – 1933 arası yılları daha çok parti içi sorunlarla ve partileşme çabasıyla geçirdi. Bazı eyaletlerde meclislere girmeyi başarsa da bu dönemde genel olarak, parlamento dışı muhalefette kaldı. Gücünü antifaşist bir işçi ve işsizler cephesi örgütlemeye harcadı.
KPÖ, 1933 yılında Hitler yanlısı rejim tarafından yasaklanınca, zaten parlamento dışı çalışmalarla yetinmek zorunda kaldı ve yeraltında örgütlenmeye başladı. Zaten komünistlerin önemli bir kısmı,  bu yasal partiye üye olsa da, 1920lerden beri yeraltı çalışması yürütüyordu. Komünist Parti’nin yasaklanmasının ardından Avusturya Sosyal Demokrat İşçi Partisi de yasaklandı. Bu partinin devrimci kadroları da illegal komünistlere katıldı.


FAŞİZME KARŞI DİRENİŞ

Avusturya’da 12 Şubat 1934 tarihinde meydana gelen antifaşist işçi ayaklanmasına, başka grupların yanında komünistler önderlik etmeye çalıştı ancak ayaklanma bastırıldı. Komünistlerin legal alanda hiçbir etkinliği kalmadı, sesi iyice kısıldı. Şubat ayaklanması sonrasında KPÖ üye sayısının 4 binden 16 bine çıktığı belirtiliyor. 1938’de Avusturya faşist Almanya ile “birleşti”. Komintern’in halk cephesi anlayışı etrafında örgütlenmeye başlayan KPÖ, antifaşist herkesi cepheye katmaya çalıştı. Avusturya komünistlerinin temel hedefi Alman işgalinden kurtulmak ve bağımsız bir Avusturya oldu.
Avusturya’nın Almanya tarafından işgal edilmesinden sonra bağımsızlık için çatışan bütün güçler bir anlamda halk cephesi olarak birlikte hareket etti. Hitler karşıtları direnişin asıl gücünü komünistler oluşturuyordu. Bu sırada verilen mücadelede 2 bin komünist önder militanının hayatını kaybettiği belirtiliyor. Avusturya komünistlerinin İspanya iç savaşında faşistlere karşı savaşa katılması da ayrıca dikkat çekici bir ayrıntı.


KURUCU HÜKÜMETE KATILDI

İkinci dünya savaşı sonrasında Avusturya’nın Almanya’dan kurtulması ve Sovyet etkisinde tekrar bağımsız olmasıyla kurulan ilk hükümette 10 sosyal demokrat, 9 Hıristiyan demokrat ve 7 Komünist Partili bakan görev aldı. Hatta Komünist Parti Genel Başkanı Johann Koplenig başbakan vekili oldu. İlk hükümet döneminde komünistler, kapitalizmin Avusturya’da yeniden inşasını şiddetle reddettiler ve hatta ABD’nin Marshal planına karşı çıktılar.
İkinci dünya savaşı sonrası 25 Kasım 1945’te yapılan ilk seçimlerde KPÖ, % 5,42 oranında oy aldı ve 4 kişiyle Meclis’e girmeyi başardı. Parti işçi sınıfının yaşadığı bazı bölgelerde neredeyse %30’u bulan oy aldı. Yeni kurulan seçimle gelmiş “kurucu hükümet”te de komünistler bir bakanla temsil edilmeye başlandı. Komünist Partili Enerji Bakanı Karl Altmann, Marshal planına karşı çıktığı için 1947’de hükümetten ayrıldı. Bu tarihten itibaren Komünist Parti hep muhalefette kaldı. Partinin oy oranı yüzde 5’lerde bir devamlılık gösterdi.


BÜYÜK GREVLER ZAMANI

Avusturya’da özellikle tekstil işçilerinin başlattığı 26 Eylül – 6 Ekim 1950 tarihleri arasında süren büyük grevlerde Komünist Parti önemli bir rol oynadı. İşçiler ücretlerinin artması ve yaşam koşullarının düzelmesi için ayaklanmıştı. Komünistler işçilere önderlik etmeye başladı. Sosyal demokrat parti ve sosyal demokrat sendikalar grevi destekliyordu. Ancak, komünistler işin içine karışınca sendikalar ve sosyal demokratlar bu sefer işçileri engellemeye başladı.
Sosyal demokrat kadın işçiler, sosyal demokratları ve sendikaları dinlemeyip komünistleri dinlemeye başladı. 4 Ekim 1950 tarihinde ülke genelinde bir genel grev çağrısı yapıldı. Sendikanın ve sosyal demokratların yer yer sopalı timleriyle işçi kadınlar dağıtıldı, grev engellendi. Sosyal demokrat resmi tarih bunu, Rusya tipi komünist ayaklanma ve kışkırtmanın engellenmesi diye anlatıyor.
1965 yılına kadar Sovyetler Birliği çizgisinde bir çizgi izlediği görülen Avusturya Komünist Partisi, Avusturya’nın NATO’ya girmesine hep karşı çıktı ve soğuk savaş yılarında „tarafsız“ kalmasını savundu. Parti Avusturya’nın Avrupa Birliği’ne girmesine de karşıydı. 1965 kongresinden sonra parti daha çok Avrupa komünizmi çizgisini benimser bir eğilime girdi. 1968 yılında Sovyetlerin Prag’a girmesini parti önce kınadı sonra 1971’de bunu geri aldı. Yani 1971’den sonra tekrar Sovyetik çizgi hakimiyeti görülüyor.


SOVYETLERLE YIKILDI
Sovyetler Birliği’nin yıkılışından sonra KPÖ‘nün 150 bin olan üye sayısı 20 bine indi. Sovyetlerin yıkılmasından sonraki partinin eşbaşkanları Walter Silbermayr ve  Susanne Sohn partinin feshedilmesini savundu. Uzun süren tartışma sonrasında bu kabul edilmedi ve iki eşbaşkan da Mart 1991 tarihinde istifa etti. 1994’ten itibaren partide revizyonizm ve Marksizm tartışması başladı ve bu tartışma partinin sonunu getirdi. Partinin üye kaybetmesiyle gelirleri bir hayli azaldı ve parti ayakta kalmak için birçok mal varlığını sattı.


Parti, 2000li yıllardan itibaren geçmişten ders çıkarıp yeniden örgütlenme stratejisi izlemeye başladı. En son 2004 yılındaki 33.kongrede belli ölçüde barış sağlandı gibi. Ancak yine de parti içi çalkantılar ve tartışmalar bitmiş değil. Avusturya Komünist Partisi bugün globalizm karşıtı, anti neoliberal, feminist bir çizgi izliyor. 2004 yılında Avrupa parlamentosu seçimlerine Avrupa Sol Parti listesinden katıldı. 33. Kongre kararlarına göre, Avrupa Anayasasına karşı çıkan parti, kamusal ekonomik alanın güçlenmesini ve özelleştirmenin durdurulmasını savunuyor. Parti gençliği de kendi içinde bölünmüş durumda.
 Avusturya Komünist Partisi son kongresini 27 Şubat 2011 tarihinde topladı.  „KPÖ, nasıl bir toplumu savunuyor: Dayanışmacı bir toplum modeli“  başlığıyla yayınlanan sonuç bildirgesi partiyi yeniden tanımlamış gibi. Bildirge şöyle diyor: „Kapitalizme ve neo liberalizme karşı dayanışmacı bir toplumu savunmak…”