Avusturya modeli değil, ILO normları!
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK

Hükümetin kıdem tazminatını fona devrederek tırpanlama manevraları bitmek bilmiyor. Şimdi de Avusturya modeli gündemde. Avusturya modeli bildiğimiz bireysel tasarruf hesabı. İşveren işçi adına açılmış bireysel tasarruf hesabına aylık prim ödüyor, işçi de iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erince bu hesaptan kıdem tazminatını çekiyor. Ancak bu model uygulanırsa kıdem tazminatı külliyen ortadan kalkar.

Fon sisteminde kıdem tazminatı artık doğrudan işveren tarafından ödenmeyecek. Bunun yerine işverenler fona prim ödeyecek ve kıdem tazminatı fonda biriken bu para olacak. Böylece kıdem tazminatı iş ilişkisinin doğrudan bir parçası olmaktan çıkacak ve iş güvencesi zayıflayacak.

Öngörülen Avusturya modeliyle artık kıdem tazminatı için 30 gün ve benzeri bir gün garantisi olmayacak. Bunun yerine hesapta biriken para çekilecek. Dolayısıyla kıdem tazminatının son ücretle bağı da kopacak.

Diğer bir sorun ise fon için yapılacak kesinti oranı. Avusturya modelinde işveren işçinin brüt ücretinin yüzde 1,54 oranında fona prim yatırıyor. Böylece 25 yıl çalışan işçi sadece 7 aylık kıdem tazminatı alabiliyor. Avusturya modelinin kesinti oranları Türkiye’de uygulanırsa Türkiye’de kıdem tazminatı 30 günden bir haftaya, en iyi ihtimalle 10 güne düşer.

Kıdem tazminatını fona devredip budama projesinin görünürdeki en önemli gerekçesi işçilerin önemli bir bölümünün kıdem tazminatına erişememesi. Hatta Çalışma Bakanlığı’nın bir araştırma yaptırdığı ve işçilerin yüzde 85’inin kıdem tazminatına erişemediği iddia ediliyor. İddiaya göre eğer fon olursa işçilerin mağduriyeti bitecekmiş.



Kıdem tazminatına erişimde mağduriyetler yaşandığı ve işçilerin önemli bir bölümünün kıdem tazminatı hakkını almakta zorlandığı sır değil. Ancak fon yoluyla işçilerin mağduriyetlerinin giderileceği iddiası hiç inandırıcı değil. Mesele kanun hâkimiyetinin sağlaması ve kıdem tazminatını hile yoluyla ödemekten kaçınan işverenler hakkında gereğinin yapılmasıdır. Bunu yapmayıp çözümü fonda aramak çelişkidir. Çünkü bugün kıdem tazminatını ve diğer yasal yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınan işverenler yarın fona prim ödemekten de kaçınacaktır.

Kıdem tazminatı mağduriyetinin çözümü var. Çözüm Avusturya modeli değil ILO normlarıdır. İşverenin iflas ve ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda işçilerin kıdem tazminatı alacağı İş Yasasının 33. maddesinde yer alan ücret garanti fonu kapsamına alınmalı ve bu yönde yasal değişiklik yapılmalı. Bu fonun kıdem tazminatı fonu ile alakası yok. Kıdem tazminatı halen olduğu gibi bir işveren yükümlülüğü olmaya devam eder.

Bu uygulama Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 173 sayılı İşverenin İflası Durumunda İşçi Alacaklarının Korunması Sözleşmesi ile de uyumlu olacaktır. Sözleşmeye göre işverenin iflası durumunda kıdem tazminatı öncelikle korunacak ve/veya bir garanti fonu ile güvence altına alınacak işçi alacakları arasında yer alıyor. Türkiye henüz 173 sayılı ILO sözleşmesini onaylamadı. Yapılması gereken iş Avusturya modeli gibi hak kaybı yaratacak fanteziler değil, ILO normlarına uygun bir biçimde kıdem tazminatını güvence altına almaktır.

Kıdem tazminatı erişimdeki mağduriyetleri azaltmak için kıdem tazminatında yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı ve işçinin istifası durumunda kıdem tazminatı ödenmesi sağlanmalıdır.

Kıdem tazminatında dert işçilerin mağduriyetinin giderilmesi ise çözüm basit: ILO standartlarında kıdem tazminatını güvence altına alacak bir sistem kurulur. Ancak sorun üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi, önce bunun netleşmesi lazım. Hükümetin ve işveren örgütlerinin maksadı kıdem tazminatının işverene olan maliyetini düşürmek ve fon yoluyla tasarruf oranlarını artırmaktır. Dert işçiyi korumak olsa çözüm kolay.

• • •

Yeni hükümet programında hedef iş güvencesi
65. Hükümet programı açıklandı. Program piyasa ve sermaye dostu. Programda çalışma hayatı yok mertebesinde. Örneğin taşeron işçilere kadro verilmesi programda yer almıyor. Özel Sözleşmeli Personel uygulamasından da söz edilmiyor. Sendikaların adı dahi yok. Ancak iki konu atlanmamış: İş güvencesi ve kıdem tazminatı. Programda şöyle deniyor: “İş güvencesi ve kıdem tazminatı koşulları tüm sosyal taraflarla görüşülerek çalışanın hak ve hukuku gözetilmek suretiyle birlikte ele alınacaktır.”

Bu cümle ne anlama geliyor? İş güvencesinin nesi ele alınacakmış? Hedef belli: Memurun iş güvencesine göz dikilmiş. Gizlemeden, saklamadan “İş güvencesini ele alacağız” diyorlar. İş güvencesini güçlendirmeyeceklerine göre, bu “ele almanın” anlamı memurların iş güvencesini ortadan kaldırmak. Kıdem tazminatıyla birlikte iş güvencesi de açık hedef durumunda.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız