Avusturya modelinin ‘kıdem’deki zayiatı
Atilla Özsever Atilla Özsever
Kıdem tazminatı ile ilgili olarak Avusturya modeli yine gündemde. Ön görülen bu model çok ciddi hak kayıplarına yol açacak. Ancak hem Çalışma Bakanlığı, hem de işverenler bu modeli topluma benimsetmeye çalışıyorlar

Kıdem tazminatı için öngörülen Avusturya Modeli, çok ciddi hak kayıplarına yol açacak. Türkiye’de bir yıl çalışıp işten çıkarılan tazminat alırken Avusturya’da bu süre 3 yıl. Tazminat miktarı da üçte bir oranında azalıyor

Kıdem tazminatı ile ilgili olarak Avusturya modeli yine gündemde. Hem Çalışma Bakanlığı, hem de işverenler bu modeli topluma benimsetmeye çalışıyorlar. En son olarak da Ankara Sanayi Odası bu modelin Türkiye için uygun olduğu görüşünü savundu.

Avusturya’da iki tane kıdem tazminatı hesabı var; birincisi eski model, ikincisi ise 2003 yılından sonra işe başlayanları ilgilendiren yeni model. Viyana İşçi Odası Çalışma Hukuku Danışmanı Kadim Ülker’in verdiği bilgiler ışığında yeni Avusturya modeli ile Türkiye’deki sistemin karşılaştırılması ve hak kayıpları şöyle:
avusturya-modelinin-kidem-deki-zayiati-144957-1.

Avusturya’daki modelde işçilerin kıdem tazminatı ödentisi bir fonda birikiyor. İşveren bu fona her ay işçi ücretinin yüzde 1.53’ü kadar bir prim yatırıyor. Türkiye’de ise, on iki aya bir aylık ücret dikkate alındığında bu oran yüzde 8.3’dür.

Çalışan, en az 3 yıl çalıştıktan sonra iş akdi işveren tarafından feshedilirse fonda biriken parasını alabiliyor. Türkiye’de ise 3 yıl değil, 1 yıl çalışıp işten çıkarılırsa kıdem tazminatı hakkına sahip.

Avusturya’daki eski sistemde 25 yıl çalışınca 12 aylık bir kıdem tazminatına hak kazanılırken yeni sistemde ancak 35 yıl çalışıldıktan sonra 12 aylık bir tazminata hak kazanılıyor. Türkiye de ise, 25 yıllık çalışmanın karşılığı 25 aylık kıdem tazminatı, 35 yıllık çalışmanın karşılığı da 35 aylık kıdem tazminatı.

Avusturya’da fonun idari masrafları, kıdem tazminatı hesabından kesiliyor. Türkiye’de ise kıdem tazminatından her hangi bir k esinti yok sadece binde 5’lik bir damga vergisi alınıyor.

Avusturya’daki işveren kıdem tazminatı ödeyinceye kadar fondaki parayı değerlendirebiliyor. Türkiye’de böyle bir uygulama yok.

Öte yandan Çalışma Bakanlığı, “işçilerin yüzde 86’sının kıdem tazminatını alamadığını belirterek işçi yararına bir düzenleme yapmak istediğini” önü sürüyor. Bu görüşe karşı DİSK’in yanıtı ise şöyle:

“Eğer amaç ‘kıdem tazminatı alamayan işçilerin alabilmesi’ ise modelin değiştirilmesi ve ‘fon’ ya da ’sandık’ kurulması gibi karmaşık bir yola girmeye gerek yoktur. Mevcut yasaya bir cümle eklenerek, bir yılın altında çalışanlara da kıdem tazminatı ödenmesi sağlanmalıdır.

Ayrıca iflas nedeniyle ödenmeyen kıdem tazminatını devletin ödemesi ve işverenden haciz yoluyla tahsili etmesi hükmü getirilmelidir. İşverenin iflas halinde bankaların ve devletin alacakları öncelikli olmamalı, tam aksine işçilerin alacaklarının ödenmesinin öncelikli ve imtiyazlı hale getirilmesi sağlanmalıdır. Kıdem tazminatı ödemeyen işverenlere de ağır yaptırımlar getirilmelidir.”

***

CHP, emek için hareketlendi

Sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarından sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, yeni yayımlanan CHP Emek Büroları Yönetmeliği ile ilgili bilgi verdi. Harb-İş Sendikası eski Genel Başkanı ve eski CHP milletvekili İzzet Çetin’in girişimiyle başlatılan emek büroları faaliyeti, Basın-İş eski Genel Başkanı ve CHP İstanbul milletvekili Yakup Akkaya ile sürdürüldü ve şimdi de Veli Ağbaba’nın başkanlığında kurumsallaşma sürecini tamamlıyor.

Emek büroları, kamu, özel dahil tüm emekçilerin, işsizlerin, güvencesiz çalışanların ve emeklilerin ekonomik ve sosyal sorunlarını saptayarak araştırmalar yapmak, parti politikaları doğrultusunda çözüm önerilerini ortaya koymak ve CHP’nin bu alanla ilgili politika geliştirmesine katkıda bulunmak amacını taşıyor.

Merkezi düzeydeki bir emek bürosunun yanı sıra il ve ilçelerde de emek büroları oluşturuluyor. Genel Merkez Emek Bürosu’nda sendikalardan sorumlu genel başkan yardımcısı’nın başkanlığında, konu ile ilgili milletvekilleri, Parti Meclisi üyeleri, akademisyenler, işçi ve memur konfederasyonları temsilcileri, güvencesiz çalışanların, işsizlerin ve emekli kesimin temsilcileri bulunacak. Aynı şekilde il ve ilçeler düzeyinde de örgütlenme sürdürülecek. Ayrıca sendikacılar ve akademisyenlerden oluşan bir Danışma Kurulu da faaliyet gösterecek.

Veli Ağbaba’nın verdiği bilgiye göre Danışma Kurulu’nda Prof. Dr. Oğuz Oyan, Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, Prof. Dr. Metin Özuğurlu, Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, DİSK eski Genel Başkanı ve eski CHP milletvekili Süleyman Çelebi, DİSK eski Genel Sekreter Yardımcısı Perihan Sarı, Petrol-İş eski Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın gibi isimler yer alıyor. Teklif götürülen başka bilim insanları da var, onayladıkları takdirde onlar da kurula dahil olacaklar. Türk-İş, DİSK, KESK ve Kamu-İş’ten de sendikacılar görev alacak. Büro ve kurullarda görev alacakların CHP üyeliği şartı yok.

Genel merkez dahil il ve ilçe emek bürolarının bir çalışma programı olacak. İlçe düzeyinden başlayan aylık emek raporları genel merkeze kadar iletilecek. Ülke düzeyinde yılda bir kez emek kurultayı, il ve ilçelerde de emek çalıştayları yapılacak. Her düzeydeki emek bürosu, meşru emek ve sendikal hak mücadelesine aktif olarak katılacak, çalışma yaşamıyla ilgili grev, eylem ve mitingler izlenecek, destek verilecek, paneller ve konferanslar düzenlenecek.

***

Kapital’i okuma kılavuzu
avusturya-modelinin-kidem-deki-zayiati-144958-1.

Bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx’la ilgili iki yeni kitap çıktı. Mehmet İnanç Turan’ın Ütopya Yayınları’ndan çıkan “Marx’ın Şifresi” isimli kitabı, Marx’ın ünlü eseri Kapital’i okuma kılavuzu olarak da değerlendirilebilir.

Bu kitabın hedefi, Marx’ın dört ciltlik Kapitali’nde ortaya koyduğu temel düşünceleri (şifreleri) ortaya çıkarmaktır. Bu şifreler bilinirse, Kapital’i okuyan bir okuyucu Marx’ı daha rahat anlayabilecektir.

Kuşkusuz esas olan Kapital’in kendisini okumaktır ancak bu kitap bir hazırlık amacını taşıyor. Kapital’de dile getirilen düşüncelere bir giriş kapısı mahiyetindedir. Kapital’deki ekonomik kavramlar, daha anlaşılabilir bir formülasyonla okuyucuya sunuluyor. Doğal olarak Kapital’i Kapital’den başka anlatabilecek bir kitap yoktur.

İkinci kitap ise, yine Mehmet İnanç Turan’ın Marx’ın Grundrisse’si’dir. Grundisse, ekonomi politiğin eleştirisinin bir tohumudur, tohum gelişip büyüyerek Kapital’i yaratmıştır. Karl Marx, 1857-1858’de Grundrisse’yi yazdı, 1867’de de Kapital’in ilk cildini yayımladı. İnanç’ın bu kitabı, Marksizm’in tohumunun hangi fikirleri geliştirerek ekonomi politiği aşmaya başladığını göstermeyi amaçlıyor.

Grundrisse’yi sınır kabul ederek, ondan önceki dönemin fikirleriyle ondan sonraki dönemin düşüncelerini kıyaslıyor. Grundrisse, zor soyut formüllerle doludur, dolayısıyla bu kitap Kapital’den de yararlanarak Grundrisse’nin daha rahat anlaşılmasını sağlıyor.