Aydın havası, aydın abası
SABRİ KUŞKONMAZ SABRİ KUŞKONMAZ
Eşkıya bahsini iki haftada bitiremedik. Fazla uzatmadan kesmekte yarar var...
Eşkıya bahsini iki haftada bitiremedik. Fazla uzatmadan kesmekte yarar var. Hani bir söz vardır “Kısa kes Aydın havası olsun.” Bu sözdeki “ hava” halk müziğindeki “ türkü” formu için kullanılan bir terimse, pek gerçeğe uyduğu söylenemez. Çünkü, zeybeğiyle, türküsüyle Aydın havaları pek kısa değildir. Eğer buradaki “hava” bir iklim terimi olarak kullanılıyorsa, yine ortada gerçekliğe denk düşmeyen bir durum var demektir.
Bu yıl, Çakırcalı Mehmet Efe’nin Karıncalıdağ’da öldürülüşünün yüzüncü yılı.  Efe, Aydın yöresindeki Akçay üzerine köprü yapması için Arpaz’lı Osman Bey’e salma salar. Salınan salmanın yerine getirilmemesi, yani köprünün yaptırılmaması üzerine, Çakırcalı Efe  Osman Bey’i Karıncalıdağ’a kaldırır. Yıl 1911, aylardan Kasım’dır. Bu, onun son adam kaldırmasıdır. Kuşatılır, öldürülür. Onunla birlikte rehinesi Osman Bey de yaşamını yitirir.
Efenin kızanları ölümü gizlemek ve kimlik tespitini önlemek için, başını göğsünden ayırırlar, ellerini de keserler. Uzak bir yere gömerler. Amaç, efsanenin sürmesidir.
Etem Oruç, Çakıcı (Çakırcalı) Mehmet Efe’nin yüzüncü ölüm yıldönümünde bir kitap yazmış; “Çakıcı Dağdan İnmiyor” ( Berfin Y.) Yazar kitapta, sadece Çakırcalı’yı değil, Aydın dağlarının efelik-zeybeklik kültürüne de değiniyor. Zeybek giysilerini anlatırken rastladığımız bir bölüm ilginç; “Şalvar diz kapaklarına gelir ama diz kapaklarını örtmez. Onun için de Aydın yöresinde bir deyiş vardır. ‘Kısa kes Aydın abası olsun’.
Buyrun bakalım. Bundan böyle “Aydın abası” mı diyeceğiz, yoksa “Aydın havası mı?”
Kısa kesilerek dikilen bu abaların bir çok  işlevi vardır; dağda bayırda,  zaptiyeden daha hızlı olmak,  ayrıca çalıya çaltıya takılmamak için kısa şalvar şarttır. Sadece şalvarda değil, efe-zeybek giysilerinin tamamında bu işlevsellik vardır.
Hobsbawm daha önce andığımız kitabında, sosyal haydutların farklı, abartılı giysilerinin bir gözdağı amacını da taşıdığını belirtir. Dünyanın her yerinde yerel özelliklere  göre farklılıklar  taşısa da, giysiler, silahlar ve diğer donanımlar abartılı, gösterişli ve en  önemlisi korkutucudurlar. Bizimkilerde püsküllü fes, sırmalı cepken, çapraz fişeklik, kalın bir kuşak. Kuşakta bir tabanca ve kama. Kuşak da sadece kama ve tabanca taşımak için değil, aynı zamanda uzun yürüyüşler için diyafram desteği sağlar (Sabri Yetkin, Ege’de Eşkıyalar)
Bizim efelerin çiçekli işli başlıklarını bir düşünün. Halikarnas Balıkçısı bu başlıklarla Antik Anadolu kültüründen figürler arasında kesin bir bağlantı kurar. Bu bağlantı tartışılır olsa da, gösterişli başlıkların aynı zamanda bir kamuflaj görevi gördüğü bile söylenebilir.
Evet, bu yazıyı “Aydın abası” gibi kısa kesmek gerek.   

Haftanın dizesi; “Güzel suçlar işledin bir tarih oldun artık” ( Ergin Günçe; Türkiye Kadar Bir Çiçek, Can Y.)