Aydoğan: Devlet okullarını yeniden ayağa kaldıracağız
11.06.2017 08:09 EĞİTİM
Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan: Ensar'ı ve Aladağ'ı sistem yarattı. Evrim ile felsefe, bilim ile sanat, sporla oyunun iç içe geçtiği, öğrencilerimizin ve tüm eğitim emekçilerinin, velilerin eğitim süreçlerinde söz ve karar sahibi oldukları yeni kamusal eğitimi ayağa kaldıracağız

SERBAY MANSUROĞLU / [email protected]
@serbaymansur

Bursa Karacabey Sultaniye Köyü'nde, 1979’da doğdu. Köyde aldığı eğitimin ardından İzmir Karşıyaka Lisesi ve devamında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde tamamladı eğitimini...Üniversite yıllarında ‘özerk, demokratik ve bilimsel eğitim’ mücadelesinde politikleşti.

Eğitim Sen Genel Başkanlığına yeni seçilen Feray Aytekin Aydoğan eğitim muhabirlerinin yakından tanıdığı bir isim. Sadece biz tanımıyoruz onu. İstanbul'un mahallelerinin öğrencileri, velileri tanır. 4+4+4 garabeti Meclis’e gelince elinde megafonla eylemde, bir imza standında ya da panelde konuşmacı olarak rastlamışsınızdır ona. Yasa çıkınca geri çekilmez. Öğrenci Veli Derneği'nin (Veli-Der) kuruluşunda yer alır arkadaşları ile. Okulların imam hatipleştirilmesine, özelleştirilmesine, dönüşümlerine engel olmaya çalışırken görmüşsünüzdür. Öğrencilerin cemaatlere teslim edilmesine, velilerin mağdur edilmesine karşı çıkarken, laik eğitim mücadelesinde de hep en öndeydi.

Gezi eylemlerinde yanı başınızdan girdiğiniz koldan tanırsınız. Ankara, İstanbul mitinglerinde adaletsizliğe karşı sesinden, taciz, tecavüz ve kadın cinayetlerine karşı mor fuları ve önlüğü ile sokaklardan tanırsınız. Feray Aytekin Aydoğan mücadelesine Eğitim Sen Genel Başkanı olarak devam edecek.

Aytekin Aydoğan Eğitim Sen Genel Başkanı seçildiği gün sosyal medya hesabından, “Ne geçmiş tükendi ne de yarınlar....” sözü ile yola koyuldu. Yanıt da buldu. Kimi çeşitli nedenlerle ayrıldığı sendikaya geri dönme kararını duyurdu, kimi emekliliğini askıya alıp yeniden mücadeleye koyulma inancını…

Feray Aytekin Aydoğan’la sendikanın yeni dönemini konuşmak için buluştuk. Eğitimin sorunlarından, memleketin sorunlarına uzanan sorunlar yumağını, bu sorunlara karşı çözümleri ve umudu, mücadeleyi nasıl büyüteceklerini anlattı:

Özlediğimiz ülkenin mücadelesini vereceğiz

Bugün başta iş yerlerimiz olmak üzere tüm yaşam alanlarımızda tablo her zamankinden karanlık olabilir. Ama bizlere Encümen-i Muallim'den, TÖS'ten, Töb-Der'den aldığımız miras ve mücadele kültürü öğretmiştir ki,'Karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu zamandır. Eğitim Sen, eğitimin içinden tüm sorunlara sahip çıkarak; KHK'lere, ihraçlara ve OHAL'e karşı mücadele başta olmak üzere, bu karanlık tabloyu dağıtma kararlılığındadır.

Bütün baskılara rağmen sendikamız dimdik ayakta durmuştur.Yüz bin üyemizle, özlediğimiz ülkenin mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Şimdi arkadaşlarımızla, iş yerlerinden başlayarak, tüm öğretmenlerimizin söz,yetki ve karar süreçlerinde kendini ifade edebildiği bir mücadele sürecinin, hattını oluşturacağız. Fiili-meşru mücadele hattımızla yeniden Eğitim-Sen'i inşa etme azim ve kararlılığımızla; hem eğitimdeki sorunları birlikte çözeceğiz hem de ülkemizi kazanacağız.

KHK'ler gidecek

15 Temmuz sonrası eğitim altüst oldu. FETÖ’cüler ve darbe girişimi bahane edilerek Eğitim Sen üyeleri de ihraç edildi, açığa alındı. 1542’si Eğitim Sen’li olmak üzere binlerce KESK üyesi ihraç edildi. Bu süre içerisinde ihraç edilen kamu emekçilerinin sayısı 100 bini buldu. Maalesef 37 kamu emekçisi intihar etti.

Önümüzdeki dönem; en temel mücadele hattımız KHK'lere, ihraçlara, OHAL'e karşı mücadeleyi güçlendirmek olacaktır. Haksızlığın, hukuksuzluğun diz boyu olduğu dönemde eşit, özgür ve demokratik bir cumhuriyet mücadelesinin kaçınılmaz olduğunun farkındayız.

aydogan-devlet-okullarini-yeniden-ayaga-kaldiracagiz-301199-1.Laiklik, eşitlik ve adalettir

2012’de ortaya çıkan 4+4+4 sistemi ülkenin eğitim sistemini çökertti. İş yerlerimiz, okullarımız cemaat yapılanmalarına teslim edildi. Okullar imam hatiplere dönüştürüldü. Laboratuvar, kütüphane, resim-müzi atölyeleri, spor salonları yerine mescitler açıldı. Öğrencilerimizin yasal olarak 9 yaşından itibaren, fiilen okul öncesinden başlayarak başlarının ve bedenlerinin kapatılması, müfredat düzenlemesi ile bilimsel eğitimin tamamen terk edilmesi ve daha onlarca uygulama hayata geçirildi. Ders saatleri namaz saatlerine göre düzenleniyor.

Öğrencilerimizin cinsiyetlerine, kimliklerine, inançlarına, ailelerinin sosyo-ekonomik durumlarına göre ayrıştırılmasına sessiz kalmadık, kalmayacağız.

'İçinden geçtiğimiz karanlığa teslim olmayacağız, mücadele edeceğiz' diyen tek eğitim sendikası olarak buradayız. Laiklik mücadelesi bir eğitim sendikası olarak bizim vazgeçilmez mücadele alanımızdır. Laiklik; eşitliktir, özgürlüktür, adalettir.

Türkiye'yi temsil eden tek sendikayız

Eğitim Sen Türkiye'nin bütününü temsil eden, inadına bir arada yaşamı haykıran tek sendikadır. Türkiye'yi tüm çoğulculuğuyla, tüm kimlikleri ile inançları ile temsil eden bir sendikayız. Emekçi kimliği, sınıf ve kitle sendikacılığı ilkesi üzerinden birleştiren, hem Edirne’de hem Şırnak’ta, hem Diyarbakır'da hem İzmir’de aynı anda sokağa çıkabilen, Türkiye'nin her yerinde güçlü örgütlülüklere sahip sendikayız. Bu topraklarda yüzyıllardır birlikte yaşadık. Bizleri ayrıştırmak, bölmek isteyen her saldırıya karşı inadına yan yana olmaya, bir arada yaşamı, barışı, anadilde eğitimi savunmaya devam edeceğiz.

Meslektaşlarımızın hakkını savunurken emekçilerin, bütün yurttaşlarımızın bir arada barış içinde yaşayacağı eşit,özgür ve demokratik bir cumhuriyet hedefini ve tahayyülünün iradesini ortaya koyuyoruz.

Yeni kamusal eğitim

Biz Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak; önümüzdeki dönem yeni kamusal eğitim tartışmasını ve pratiğini ortaya koymak zorundayız. Türkiye'de eğitim sorunlarına ilişkin çözüm önerilerine dair akademinin, akademisyenlerin ciddi bir birikimi, emeği var. Yeni kamusal eğitim tartışması ve pratiğini akademinin birikimleri, emeği üzerinden hep birlikte inşa etmek önümüzdeki sürecin en temel başlıklarından olmalıdır. 10. Olağan Kongremizle birlikte 'Yükseköğretim ve Eğitim Sekreterliği' de artık yeni sekreterliklerimizden biri oldu. Yükseköğretimdeki arkadaşlarımızın, akademinin varlığı, sendikamıza, örgütlenmemize katkısı her zaman için çok önemli ve değerli oldu. Önümüzdeki dönem de yükseköğretimin her sorununa ilişkin ve yeni kamusal eğitime ilişkin tartışmalarımızda tüm süreçleri arkadaşlarımızla birlikte sürdüreceğiz.

Tüm öğrencilerimizin kendi hikayesinin kahramanı olduğu, mutlulukla öğrenme arasında çok güçlü bir bağ kurduğu eğitim anyalışını savunuyoruz. Evrim ile felsefe, bilim ile sanat, sporla oyunun iç içe geçtiği, öğrencilerimizin ve tüm eğitim emekçilerinin, velilerin eğitim süreçlerinde söz ve karar sahibi oldukları yeni kamusal eğitimi ayağa kaldırmak için yoğun çabaya gireceğiz.

Güvencesizliğe karşı mücadele

Son dönemde kamuoyunda sözleşmeli ve güvencesiz çalışma çok konuşuldu. Yeni atanan öğretmenler artık kadrolu değil, sözleşmeli atanıyor. Güvencesizlik AKP hükümeti süresince sürekli kamu emekçilerinin gündeminde yer aldı. 16 Nisan referandumu öncesinde de, AKP tarafından defalarca referandum sonrası kamuda iş güvencesinin kaldırılacağı vurgusu yapıldı. Kimse mücadele etmeden hak almamıştır. Şuan sahip olduğumuz hakların neredeyse tamamı TÖS, Töb-Der, Eğit-Sen ve Eğitim Sen mücadelesinin sonucu kazanılmıştır. İktidar güvencesizliğin önünü açıyor. İş güvencesinin kaldırılması son kırıntıları kalan sosyal devlet anlayışının tamamen bitirilmesidir. Tüm yurttaşları ilgilendiren bir sorun bu. İş güvencesi olmayan öğretmen bu kaygı ile hareket ederken aynı anlayış, öğrencilere paran kadar iyi bir okulda eğitim alabilirsin demektedir. Sendika olmanın koşulu iş güvencesini korumaktır, iş güvencesine sahip çıkmak için mücadele etmektir.

Kadınlar hayatın kendisi

Kadın mücadelesini, kadın emekçilerin mücadelesini geçmişten bugüne sürdüren, büyüten bir eğitim sendikasıyız. Kadın arkadaşlarımızın mücadelesiyle, yüzde 40 kota, pozitif ayrımcılık uygulamalarıyla, yürütme organlarında, kurullarda diğer tüm eğitim sendikalarında ‘görünmez' olan kadın temsiliyetinin görünür olduğu tek eğitim sendikasıyız. Güvencesizlik dayatmalarına karşı, gerici, cinsiyetçi AKP politikalarına karşı kadınlar olarak iş yerlerimizde de sokaklarda da mücadelenin hep en ön saflarında yer aldık.

Ensar'ı ve Aladağ'ı sistem yarattı

Köy okulları kapatıldı, okullar dönüştürüldü. Bunun bedelini Ensar Vakfı’nda cinsel istismara uğrayan, Adana Aladağ’da tarikat yurdunda yanarak hayatını kaybeden çocuklarımızla ödedik. Köylerdeki okulları kapatarak, sosyal devleti bitiren politikalarla, ‘Burada kimse yok, 20-30 öğrenci ilçedeki okula gitsin’ demekle olmaz. Her yer için şunu diyoruz: Temel eğitimde en iyi okul eve en yakın okuldur. Okula erişimin kolaylaşması, okul terklerinin önlenmesi noktasında bir adımdır. Yoksul ailelere servis gibi faturalar çıkarılmamasıdır. Köylerdeki okullar yeniden açılmak zorundadır. Mahallesinde okul olmayan öğrencilere okul yapılmak, buralara öğretmen atanmak zorundadır. Bakın bu Ensar'ı, Aladağ'ı sistem yarattı. Önlem alınmazsa devam eder.

Özlük mesleki hak mücadelesi

Özlük ve mesleki haklar mücadelesi geçmişte olduğu gibi bugün daha da yüksek sesle sahip çıkacağımız temel mücadele alanımız olacaktır.Okul öncesi öğretmen arkadaşlarımızın da,rehber öğretmen arkadaşlarımızın da, ders saatlerinin azaltılmasıyla zorunlu sürgünler yaşayan felsefe, bilişim ve teknoloji, resim (görsel sanatlar), müzik, beden eğitimi öğretmeni arkadaşlarımızın da ataması yapılmayan öğretmen arkadaşlarımızın da sorunu Eğitim Sen'in sorunudur.

Birleşik emek mücadelesi

Son yıllarda birçok hakkımız budandı. Artık haklarımızı ileri taşımaktan çok var olanı korumaya çalıştık. Eğitim emekçilerinin başlıca taleplerinden biri emeğin hakkını almasıdır. Bu topraklarda kazandığımız haklarımızı teslim etmeyeceğiz. Birleşik emek mücadelesi vererek bu talebi dillendireceğiz. İş yerlerinde ve sokaklarda çoğalarak emek eksenli bir mücadele hattı kuracağız.

Öğretmen açıkları

Bizim mezun olduğumuz dönemde eğitim fakültesinden çıkan herkes atanırdı. Bugün ise plansızlık ve sosyal devletin bitirilmesine dönük politikalarla ataması yapılmayan arkadaşlarımızın sayısı arttı. AKP hükümeti eğitimi gericileştirirken, cemaat yapılanmalarına kamu kaynaklarını aktarırken, bütçe yetersizliği gerekçesiyle hem öğretmen ataması yapmadı hem de devlet okullarının içini boşalttı. Bütçe yok derken eğitimi özelleştirme adımları çerçevesinde özel okullara gitmek isteyen öğrencilere yüz binlerce, milyonlarca lira teşvik ödemeleri getirildi. Bu sözde teşviklerle binlerce öğretmen arkadaşımızın ataması yapılabilirdi.

***

Öğretmen Strateji Belgesi

Milli Eğitim Bakanlığı’nın önerdiği model, eğitim emekçilerini sürekli çeşitli sınav ve testlere tabi tutarak, onları angarya çalışmaya yönlendirmek olarak karşımıza çıkacaktır. Eğitim sistemi tamamen sınav odaklı hale gelmişken, öğretmenlerin de benzer bir sınav yarışından geçirilmek istenmensi doğru değildir. Sınav odaklı eğitim sistemi üzerinden öğretmenlerin ‘sınav teknisyeni’, mekanik birer ‘bilgi aktarıcısı’ ya da Bakanlığın tartışmalı uygulamalarını hayata geçiren birer ‘robot’ olması istenmektedir. Bu doğru değildir. Türkiye’nin 169 yıllık öğretmen yetiştirme deneyimi ve toplumsal öncelikleri dikkate alan özgül bir öğretmen yetiştirme sistemini kurmak için gerekli çalışmaların ivedilikle yapılmasını savunuyoruz.