AYM kararları: Olumlu ama çok yetersiz
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK
AYM sendikal ve sosyal haklar konusunda minimal yorumla hareket etmeye ve uluslararası sözleşmeleri dar ve eksik yorumlamaya devam ediyor.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 22 Ekim 2014 tarihli kararıyla, CHP’nin başvurusu üzerine 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun sendikal hakları ihlal eden bazı maddelerini iptal etti. Mahkemenin sendikal tazminat, grev yasakları ve lokavta ilişkin vermiş olduğu kararlar sendikal hakları geliştirici ve yasakları daraltıcı nitelik taşıyor. Öte yandan yüksek mahkeme yasada yer alan çok sayıda sendikal hak ihlalinin iptal istemini reddederek çok sayıda yasak ve ihlali korumuş oldu.

Önce iptal edilen hükümlere ve genişletilen sendikal haklara bakalım. Mahkeme yasanın 25. maddesinde yer alan ayrımcılığa ve ayıba son verdi. Bilindiği gibi yasanın 25. maddesinde sendikal nedenle işten atılan işçilerden 30’dan az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışanlar ve 6 aydan az kıdemi olanların sendikal tazminat davası açma hakları ortadan kaldırılmıştı. Açık bir ayrımcılık içeren bu maddenin Anayasa’ya aykırı olduğunu defalarca vurgulamıştık.

AYM bu açık hak ihlaline ve ayrımcılığa son verdi. Böylece bütün işçiler sendikal nedenlerle işten atıldıklarında çalıştıkları işyeri ve kıdemlerine bakılmaksızın sendikal tazminat davası ve işe iade davası açabilecekler.

AYM’nin ikinci iptali ise bankacılık ve şehiriçi toplutaşıma hizmetlerinde grev yasağını iptal etmesi oldu. Dünyada eşi benzeri olmayan ve 1982 yılında askeri darbe yönetimi tarafından getirilen bankacılık sektöründe grev yasağı 31 yıl sonra yürürlükten kalkmış oldu. Bundan böyle bankacılık ve şehiriçi toplutaşıma hizmetlerinde çalışan işçiler grev yapabilecekler. 2012 yılında çıkarılan yasalarda iktidar tarafından korunan grev yasaklarının bir kısmı AYM tarafından kaldırılmış oldu.

Bankalarda grev yasağını kaldıran AYM’nin bir süre önce verdiği kararla borsada grev yasağına onay verdiğini hatırlatalım. Bu çelişkili durum AYM’nin sosyal haklar konusunda uluslararası normları eksik yorumladığını göstermekte.

AYM’nin iptal ettiği üçüncü hüküm lokavtla ilgili. Yasanın 60. Maddesinin 6 numaralı fıkrasına göre grup toplu iş sözleşmesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda sendika grev kararını işyerlerinin bir kısmı için alsa da işveren lokavt kararını başka işyerleri için de alabiliyordu. Böylece madde grup toplu sözleşmelerinde saldırı lokavtına imkan veriyordu. Bu fıkra da iptal edildi ve grup toplu sözleşmelerinde saldırı lokavtı ortadan kaldırılmış oldu.

AYM bu kararlarıyla 6356’nın sendikal hakları ihlal eden bazı hükümlerini iptal etmiş oldu. Ancak AYM başvuruda yer alan ve sendikal hakları ihlal eden çok sayıda maddenin iptali istemini ise reddetti.

Mahkeme işkolu sendikaları dışında sendika kurulmasını engelleyen yasa hükümlerini anayasaya aykırı bulmadı ve böylece tek tip sendikacılığı tescil etmiş oldu. AYM’nin bu kararı ILO normlarına açıkça aykırılık oluşturuyor. 6356 sayılı yasaya göre sendikalar bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere kurulabiliyor. Meslek ve işyeri sendikacılığına olanak tanınmıyor. Mahkeme sendika ve konfederasyon dışında (federasyon, bölgesel sendika birliği) sendikal örgüt kurulmasına da olanak tanımadı.

Mahkeme işkolu ve işyeri düzeyinde getirilen sendikal barajların iptal edilmesi talebini de reddetti. Oysa sendikal barajlar sendikal örgütlenmenin önündeki en önemli engellerden birini oluşturuyor ve ILO tarafından eleştiriliyor.

Mahkeme doğalgaz üretimi, petrol üretimi ve tasfiyesi ve dağıtımı işlerinde grev yasaklarını Anayasa’ya aykırı bulmayarak korudu. Mahkemenin iptal etmediği bir diğer düzenleme ise grev ertelemesini grev yasağına dönüştüren 63. madde oldu. Grev hakkını fiilen ortadan kaldıran bu maddenin iptal edilmemesi grev hakkının kullanılamaz hale getirilmesi anlamına geliyor. Bilindiği gibi bu madde hükümet tarafından en son cam ve maden grevlerini yasaklamak için kullanılmıştı.

AYM’nin son kararları sendikal hakları genişletici olmakla birlikte son derece yetersizdir. AYM sendikal ve sosyal haklar konusunda minimal yorumla hareket etmeye ve uluslararası sözleşmeleri dar ve eksik yorumlamaya devam ediyor. AYM son kararıyla Türkiye’de sendikal hakları uluslararası standartlara yükseltme fırsatını değerlendirmemiş ve büyük ölçüde sendikal statükoyu korumayı tercih etmiştir.