Ayrılık sevdaya dahil…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Neredeyse her transfer sezonunda o takımdan bu takıma zıplayan topçulara fazlasıyla alıştığımız zamanlarda hatırlayalım nesli giderek tükenenleri, kariyerlerinin sonbaharında yeni maceralara yelken açmışları… Şairin mısralarındaki gibi, ayrılık sevdaya dahil diyerek birkaç satırda yâd edelim tek formanın yakıştığı, bazen istemeye istemeye takımından ayrılmak zorunda kalmışları…

Yakın geçmişte yazmıştım o futbol şehrinde dünyaya gelmiş, çocukluğunda sevdalandığı takımın kaptanlığına kadar yükselmiş 8 numaranın hikâyesini. Henüz 9 yaşında Liverpool’da başlayan serüveni, 18 sene sonra 2015’in yazında son bulurken, futbolun sirki olarak bilinen diyarların, Amerika’nın yolunu tutuyordu Steven Gerrard… “Neşeli sokağın çocuğu”, tek formanın yakıştığı adamların muhtemel en afilisi… Tevekkeli değil, 2013 senesinde Liverpool taraftarları arasında yapılan “100 Players Who Shook The Kop” (Kop’u Sallayan 100 futbolcu) anketinde ilk sırayı almış. Ondan geriye kalan kırmızılı takımda çıktığı 695 maç, o maçlarda attığı 180 gol. Işıltılı kariyerinde bir sezon Şampiyonlar Ligini, iki sezon Federasyon Kupasını, üç sezon Lig Kupasını, iki sezon UEFA Süper Kupasını kazandı ama hiç Premier Lig şampiyonluğu yaşayamadı. Sanırım hep bununla hatırlanacaktır. Muhtemel kariyerinin en unutulmazı o güzel İstanbul akşamında kazandığı Şampiyonlar Ligi kupasıdır ve o bilindik tezahürat anlatır o Liverpool akşamının hikâyesini: “Bir akşam İstanbul’da / Roma’dan 21 sene sonra / Göğsünde Liverpool arması / Kupayı şehrine getirdi…

20 Mayıs 1981’de Madrid’in kıyısına kurulmuş Mostoles şehrinde dünyaya gelmiş Iker Casillas, 25 senelik tek takımlı kariyerinde futbolun en görkemli kupalarını, Dünya Kupası’nı, Avrupa Şampiyonası’nı ve Şampiyonlar Ligi’ni kazanmış 1.85’lik kaleci. Onunla birlikte bu başarıyı yakalamış sadece iki kaptan var: Franz Beckenbauer ve Didier Deschamps…

eal Madrid’in altyapısı “La Fábrica”ya kabul edildiğinde henüz 9 yaşındaymış. A takım kadrosuna henüz 16 yaşında dahil olan Cassilas 2015 senesine kadar süren kariyerinde beş sezon üst üste Avrupa’nın en iyi kalecisi seçildi. 2000 senesinde Şampiyonlar Ligi finalinde Real Madrid’in kalesini korurken kupa tarihinin en genç kalecisi olarak tarihe geçmesi, kariyerinde beş sezonda yaşadığı La Liga şampiyonlukları onun hikâyesinden geriye kalanlar. Yeni sezonda onu Porto’da izleyeceğiz ama sanırım şairin dizelerindeki gibi ayrılanlar hâlâ sevgili…
Real Madrid’in adının geçtiği yerde Barça’yı da anmadan olmaz, haliyle takımın generalini de. Geçen sezonun sonunda, Katalan takımında geçirdiği 17 seneden sonra bu yaz ayrılacağını, Katar takımı Al Sadd ile üç senelik sözleşme imzaladığını duyuruyordu Xavi Hernández. 25 Ocak 1980’de Barcelona’nın 20 kilometre kuzeyinde yer alan, günümüzde 200 bin nüfusa sahip Terrassa şehrinde dünyaya gelmiş. Profesyonel futbolcu olan babası Joaquim sayesinde merak salmış futbola, henüz 11 yaşında Barça’nın futbol akademisi La Masia’ya kabul edilmiş. 18 Ağustos 1998 tarihinde RCD Mallorca karşısında çıktığı ilk maçından günümüze 700 maçta forma giymiş ve toplam 82 gol atmış. İspanya futbol tarihinin en fazla kupa görmüş futbolcusu olan Xavi 133 kez milli takım formasını giymiş. 25 kupa kazanmış kariyerinde. Beş sezonda Ballon d’Or ödülüne aday gösterilmiş, 2010 senesinde o görkemli ödülü kazanmış… Ama her güzel hikâye başladığı gibi biter, gelecek sezon o da takımında olmayacak. Yine de eski alışkanlıkla gözlerimiz sahada o müthiş 6 numarayı arayacak, kalabalık bir orta saha mücadelesinde keskin bir dönüş, bir ara pası…

Diğerlerine göre yaşça küçük 1 Ağustos 1984 doğumlu Bastian Schweinsteiger, Bayern Münih orta sahasının dinamosu. Takımda geçirdiği 13 sezondan sonra o da gelecek sezon farklı bir formayla izleyeceklerimizden. Çocukluk yıllarında çok iyi bir kayakçıymış, hatta futbol ve kayak arasında tercih yapmak durumunda bile kalmış. 1998 senesinin Temmuz ayında, genç takımda başlayan Bayern Münih kariyerinde sekiz Bundesliga şampiyonluğu, bir Şampiyonlar Ligi kupası mevcut… Kariyerine sol bek mevkiinde başlamış, ilerleyen zamanlarda orta sahada görev almaya başlamış. 2015-2016 sezonunda Kırmızı Şeytanlar’da forma giyen ilk Alman futbolcu olarak izleyeceğiz onu…

Konu vefa olunca Chelsea’nin vefalısını da hatırlayalım. 20 Haziran 1978 doğumlu Frank Lampard profesyonel futbol kariyerine 1995 senesinde, bir zamanlar babası Frank Lampard’ın da formasını giydiği West Ham United’da başladı. 2001 senesinde 11 milyonsterlin karşılığında Doğu Londra’dan Batı Londra’ya transfer olurken, henüz ilk sezonunda 8 gol atıyor, ofansif orta saha rolünde parlıyordu. İlk maçından sonra, takımıyla 164 maç arka arkaya sahaya çıkan Lampard, 2014 senesine kadar uzanan Chelsea kariyerinde üç Premier Lig şampiyonluğu yaşadı. 2011-2012 sezonunda Şampiyonlar Ligi’ni kazanırken o maçta kaptan olarak sahaya çıkan orta saha oyuncusu, aynı sezon Federasyon Kupası’nı da kazanıyordu. 2014 senesinde New York City’e transfer olduğunda, kulüp tarihinin en büyük futbolcusunun ayrılışına üzülmüştü Chelsea taraftarı…

Ne diyelim, ayrılık da sevdaya dahil…