Ayvalık Badavut Plajı koruma statüsüne alınmalı
26.06.2018 13:48 ÇEVRE
Ayvalık Badavut Plajı’nın koruma statüsünün düşürülerek, konut inşasına izin çıkması çevre örgütlerinin tepkisini çekti. Çevre örgütleri, kentteki biyo-çeşitliliğin, kıyı-deniz alanlarının, ormanların, kent kimliğinin zarar görmemesi için Ayvalık Badavut Plajı’nın koruma statüsü tescilinin yeniden yapılandırılmasını istedi

BirGün/Balıkesir

Ayvalık Badavut Plajı’nın koruma statüsünün düşürülerek, konut inşasına izin çıkması ekoloji örgütlerinin tepkisine yol açtı. Ayvalık Kent Konseyi “kırmızı alarma” geçerek, Badavut Mevkiindeki sit Alanının derecesinin düşürülürek yapılaşmaya açık hale getirilmesiyle ilgili, Ayvalık Tabiat Platformu, Ayvalık Tabiat Derneği, Ayvalık TEMA, Balıkesir TEMA, Ayvalık Çevre Koruma ve Güzelleştirme Derneği, Ayvalık Araştırma, Geliştirme, Uygulama Derneği, TTB Balıkesir Şubesi temsilcilerinin katılımı ile bir toplantı düzenledi. Toplantıda, koruma statüsünün düşürülmesinin kentteki biyo-çeşitliliğe, kıyı-deniz alanlarına, ormanlara, kentin kimliğine ve tarihine zarar vereceği üzerinde duruldu. Toplantıya katılan çevre örgütleri itiraz dilekçelerini Balıkesir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne sundu.

“Kesin Korunacak Hassas Alan” tescili verilmeli

Ayvalık Tabiat Platformu Sözcüsü Nebahat Dinler, hazırladıkları itiraz dilekçesinde öne çıkan satır başlarını şöyle sıraladı:

>Yüklenici firma tarafından hazırlanan “Balıkesir İli Dört Mevsim Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu”, öneri paftalar ile ilgili görüşü sorulan Ayvalık Belediyesi ve diğer kurum ve kuruluşlara gönderilmemiştir. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na uygun biçimde talep edilmesine rağmen, rapor Ayvalık Tabiat Derneği’ne verilmemiştir. Sonuç olarak 60 numaralı paftada yapılan statü değişikliğinin bilimsel gerekçesi de ortaya konamamıştır.

>Bakanlık, yeni sit alanlarını ve statülerini belirleme işlemini, Ayvalık İlçesinin tamamı için değil, Badavut mevkiinde bir pafta ile sınırlı olarak, kısmi biçimde yapmıştır. Bu kısmi onama işlemi, coğrafi-doğal alanda tümüyle yapay bir bölümleme esas alınarak işlem yapıldığının, sit alanı tespit kararının, dikkate alması gereken doğal varlıkların varoluşunun gerektirdiği gibi dört mevsimde bütünlük içinde bir değerlendirme yapılmadığını somut olarak ortaya koymaktadır

>Geçen yıl 59. bölge sınırları içerisinde belirlenen mevcut 1. derece doğal sit alanında yer alan, Mağralıkaya Tepesi, 60. bölge içerisinde onaylanarak “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak belirlenmiştir. Bu alan, 21 Nisan 1995 tarih ve 22265 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ayvalık Adaları Tabiat Parkı sınırları içerisindedir. Tabiat varlıkların tespit ve tescili hakkında yönetmeliğinde tanımlanmış olmasına rağmen, Tabiat Parkı sınırları içerisinde kalan alanlarda bütünlüklü bir değerlendirme yapılmayarak, korunması gereken bu alan göz ardı edilmiş, ortak bir ekosistem olduğu dikkate alınmamıştır. Mağralıkara Tepesi ve kuzeyinde Tabiat Parkı'na devam eden alanın uydu görüntülerinden bile net bir şekilde görülen doğal bitki örtüsünün, “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak belirlenmesi halinde, “kullanıma” açılacağı ve bu durumun Tabiat Parkı'na ve alanın doğal özelliğine zarar vereceği gayet açıktır.

>Bakanlığınıza bağlı Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü’nün ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)’nin ortaklaşa yürüttüğü 3 yıl süren “Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda yapılan Denizel Biyolojik Çeşitlilik Çalışması sonucunda yayınlanan “Final Raporunda” kıyılarının güçlendirilmesi öngörülürken, alınan bu karar ile Badavut mevkii kıyısı turizm amacıyla yapılaşmaya açılarak tersi bir yaklaşım sergilenmiştir.

> Prof. Dr. Kerim Alpınar tarafından TÜBİTAK desteğinde hazırlanan Adaları Tabiat Parkı Uzun Devreli Gelişme Planında, Ayvalık Adaları Tabiat Parkının korunması için “insan ve yapılaşma baskısının engellenmesi” önerilirken, bakanlığın tam tersi bir yaklaşımla bu alanı yapılaşmaya açması kendisiyle ve yapılan bilimsel çalışmalarla çelişmesi demektir.

>Yine Orman Bakanlığının tüm ülkede yaptığı “Türkiye Biyoçeşitlilik Haritası” çalışmasının Balıkesir ayağı beklenmelidir. 2018 yılı içerisinde tamamlanacak bu kapsamlı çalışmanın sonuçları alınmadan böyle bir değerlendirme yapılması doğru ve bilimsel değildir.

>Tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde yer alan koruma kriterlerine uygun olarak Tabiat Parkı sınırlarının tamamı “Kesin Korunacak Hassas Alanlar” içerisinde yer almalıdır.

>Tüm bu değerlendirmeler ışığında, çevre hakları, ekosistem özellikleri ve diğer itiraz noktalarımız göz önüne alınarak, Ayvalık Adaları Tabiat Parkı içerisinde yer alan 60 numaralı alanın “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescilinin yeniden yapılmasını talep ediyoruz.

Biyo-çeşitlilik, deniz-kıyı alan zarar görür

Ayvalık Kent Konseyi Başkanı Filiz Karayelli de, Balıkesir Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüğü Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğüne yaptığı itirazda, Badavut mevkiindeki 60 numaralı alanın Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı olarak tescilinde, deniz biyo-çeşitliliği, endemik türleri, göçmen kuşların çeşitliliği, jeolojik yapı, çevresel gözlemler ve topoğrafik yapı hususlarında 4 mevsimlik bir inceleme yapılmaksızın karar alındığına dikkati çekti.
Karayelli, Genel Müdürlüğün, çevre hakları, ekosistem özellikleri ve diğer itiraz noktaları göz önüne alarak, Ayvalık Adaları Tabiat Parkı içerisinde yer alan 60 numaralı alanın “Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescilinin yeniden yapılmasını talep etti. Karayelli, aksi yönde yapılacak düzenlemelerin kentteki biyo-çeşitliliğe, kıyı-deniz alanlarına, ormanlara, kentin kimliğine ve tarihine zarar vereceğini belirtti.