Balkon, seçim ve geçim
SERKAN ÖNGEL SERKAN ÖNGEL

Yeni bir balkon konuşmasına ne dersiniz? Özlemişsinizdir belki. Son balkon konuşması biraz eksikti. Milletçe gözlerimiz onu aradı. İstenilen sonuç alınsaydı büyük olasılıkla balkonu kimseye kaptırmazdı. Ama yoktu işte.

Başkan olamamıştı. 400 milletvekilinden eser yoktu.

Yoktu işte. Şimdi bir kez daha şansını deniyor.

Kendi ihtiraslarının günahını bütün bir halkın üzerine yıkma gayretinde.

O yüzden ortak bir düşman arıyor. Sivil siyaset sussun, silahlar konuşsun istiyor.

Silahlar konuşursa ölümler konuşulur. Yolsuzluklar unutulur. Geçim derdi, işsizlik unutulur. “Ülkeyi fiili olarak yönetmeye devam ederim” diyor.

Ülkede parlamento işlevsizleştirilmiş. Başkanlık fiili olarak yürürlükte. Savaş kararı alan, madenciler için yeni ölümlere kapı aralayan, kamu emekçilerinin yaşam koşulları ile ilgili toplusözleşme süreçlerine müdahale eden yok hükmünde bir Bakanlar Kurulu, yok hükmünde bir hükümet. Yürütmenin başı yok hükmünde bir Başbakan. Hepsi geçici.

Hem balkon konuşması yoksa bir süreliğine muhtarlarla konuşulsa da olur.

Oysa balkonlar güzeldir.

Balkona çıktın mı, tamamdır bu iş.

Herkes balkon çıksa mesela. Herkes sarksa. İktidar her balkonda açsa. Ne güzel olur.

Her seçim döneminde gazetelerin en popüler manşeti halkın derdi seçim değil geçim şeklindedir. Gerçekten halkın derdi geçimdir. O yüzden balkon falan hikayedir.

Önce eve ekmek götürecek bir iş gelir. Sonra geçim sağlayacak bir gelir. Sonra yaşamak için biraz zaman.

•••

İŞKUR’un geçtiğimiz günlerde açıkladığı rapora göre 2015 yılı Şubat döneminde Türkiye genelinde 132 bin 838 kişilik açık iş tespit edilmiş, açık iş sayısı bir önceki döneme kıyasla yüzde 30 azalmış.

Bu 132 bin açık iş ‘Türkiye’de işsizlik diye bir sorun yok. Memlekette iş çok da insanlar iş beğenmiyor’ diyenlerin bahsettiği işler. Kayıtlı işsiz sayısı ise Temmuz 2015’te 3 milyon 142 bin. E hani memlekette iş çoktu. 3 milyonu aşkın kayıtlı işsiz. TÜİK’in verilerinin bile üzerinde. Kayıtlı işsizlerin yarısından fazlası bir yıldan uzun süredir işsiz.

DİSK-AR verilerine göre ise işsiz sayısı 6 milyona yaklaşıyor.

Kayıtlı işsizlerin 494 tanesi doktora mezunu. İnşaat ve Makine mühendisi 12 bini aşkın kayıtlı işsiz var.

Bir yanda istidam olanakları daralıyor, işsizlik 2009 kriz dönemlerindeki rakamlarla yarışıyor. Diğer yanda ekonomik göstergeler giderek bozuluyor.

Halkın derdi geçim ama Cumhurbaşkanı’nın derdi seçimler.

Bunun muhakkak bir bedeli olacaktır. HDP’nin seçim kampanyasında kullandığı ‘seni başkan yaptırmayacağız’ sloganı yeni bir seçimde herhalde en çok işsizlerin dudaklarında tekrarlanacaktır.

Ancak bu kötü günlerde iktidar, itibar ve saltanat ihtirasının bedelini hepimiz ödeyeceğiz. Kimimiz işsiz, kimimiz ölü olarak. Ve sarkacağız belki. Edip Cansever’in dediği gibi bir yerlerden. Balkonlardan değil belki ama hayatımızdan.

“Herkes nerelerden olsa biraz sarkardı/Bir şeyden, bir olaydan, korkunun ilk yerinden/İşkenceler biraz olsun sarkardı/Ve duvar kâğıtları sarkardı ve sinek pislikleri, ampuller/İntihar zabıtları sarkardı/Evraklar, çekmeceler/Telefonlar biraz olsun sarkardı/Ve sesler örtmek için sesleri, sarkardı/Ve eller/Çürükler, sinir uçları/Bir korkunçluk gününün durmadan kutlandığı/Sert duvarlar beyaz beyaz kanardı/Ve polis müdürleri sarkardı kuşkunun ilk yerinden/Belki de bir cümleden: bütün işkencelere rağmen konuşmaz!/Diye harfler öyle öyle sarkardı/Ve cezaevleri sarkardı ve ıslak tabutlukar/Ve kurallar sarkardı, yasalar sonra sarkardı/Bir şeyden, bir olaydan, acının ilk yerinden/Herkes nerelerden olsa biraz sarkardı.”