Banliyö krizi yeniden?
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Ertelenen şehir politikası, burka yasağı yasası, güvenlik önceliği derken, Fransız banliyölerinde tehlike çanları yeniden çalıyor. 2005

Ertelenen şehir politikası, burka yasağı yasası, güvenlik önceliği derken, Fransız banliyölerinde tehlike çanları yeniden çalıyor. 2005 Kasım’ında Paris yakınlarındaki Clichy-sous-bois’da polisten kaçan biri Türk üç gençten ikisinin ölmesinin ardından, ülkenin dört bir yanındaki banliyöler haftalar boyunca alevlenmişti. Aynı beldenin Sosyalist Partili belediye başkanı Claude Dilain’in başını çektiği 46 “hassas kentsel bölge” belediye başkanı, 23 Mayıs Pazar günü, iktidara yakın Journal du Dimanche gazetesinde hükümete açık mektup ve bir imza kampanyası yayınladı. 46 başkandan beşi hariç, diğerleri Fransız solunun farklı renklerini temsil eden Sosyalist Parti, Fransız Komünist Parti, Avrupa Ekoloji ve Yeşiller’den seçilen yerel yöneticiler.
“Banliyöleri tanımayanlara açık mektup” tam anlamıyla Sarkozy ve iktidara uyarı niteliğinde. Hükümet temsilcilerinin sorunlu hassas kentlerle ilgilenmemesinin yeniden banliyölerde şiddet olaylarına neden olabileceğini vurgulayan belediye başkanları, medyaların da olumsuz neşriyatı sayesinde giderek artan güvenlik sorununun ötesinde, hassas bölgelerin çıkmazlarına işaret ediyorlar. İşsizlik, okulda başarısızlık, kötü barınma gibi sorunlara birçok kamu hizmetinden mahrum bırakılmak da eklenince, bu bölgelerde yaşayanlar derin bir terk edilme duygusu içinde yaşamak zorunda kalıyor. “Aynı dünyada yaşamama” hissi ise bu “gettolarda” yaşayanlarla, onların semtlerini bu sıfatla niteleyen toplumun diğer bireylerinin paylaştıkları tek ortak payda gibi görünüyor. Fransız toplumunun simgesi özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkeleri buralarda yerini giderek eşitsizlik ve “herkes kendi çöplüğünde kalsın” ilkelerine bırakıyor. Öfkelerini açıkça ifade eden başkanlar, bu çağrı ile Başbakan François Fillon ile Kentsel Politikadan sorumlu Devlet Sekreteri Fadela Amara’nın 25 Mayıs’ta toplanan Ulusal Kentsel Danışma Kurulu’ndan beklentilerini de dile getiriyordu.
Birçok hassas bölge belediye başkanının davet edildiği Danışma Kurulu toplantısı beklenileni veremedi. “Acil” ihtiyaç bir sene sonrasına kaldı. Halbuki hemen öncesinde, Başbakan’dan somut önlemler, ve önümüzdeki aylarda başlayacak bir eylem takvimi bekleniyordu. Ancak önerilen banliyö reformunun en erken bir yıl sonra başlayacağı açıklandıktan sonra, bu bölgelerde derin bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Şubat 2008’de büyük ümitlerle açıklanan “Banliyö Umut Planı”nda sorumlu Amara’nın göreve geldiğinden beri somut hiçbir gelişmeye imza atamadığı iktidarın kendi kulislerinde bile fısıldanıyor. Ancak tüm başarısızlıklarına ve topladığı eleştirilere rağmen, burka yasağını şiddetle savunan Amara nedense kabine değişikliklerinden hasarsız çıkmayı başarıyor.
Peki banliyölerde yeniden yaşanacak olası şiddet olayları kime yaracak? İrdelenmesi gereken esas nokta burada yatıyor. Hassas bölgeleri öncelikler listesinden silen iktidar, ilk alevlenmede faturayı çoğu sol partilerden seçilen başkanlara ödetmekle kalmayacak, Sarkozy’nin giderek zorlaşan yeniden seçilmesine de hazırlık yapmış olacak. Öyle ki, son bölgesel seçimlerde Le Pen’in Ulusal Cephe’sinin ülke çapında gerçekleştirdiği yüksek oy oranı iktidardaki UMP’lileri düşündürüyor. Bu yüzden de yönetimdekiler, söylemlerini giderek sağın aşırısına, güvenliğin önemine, ötekileri damgalamaya kaydırmaya başladı bile. Zaten incecik bir ipliğe bağlı kentsel dengelerin bozulmasını isteyerek kışkırtarak, 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ellerinde patlaması muhtemel tehlikeli bir zemin hazırlıyorlar.