Barikatı kim kaldırdı!
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT


Yüz binlerin görkemli “Cumhuriyet Yürüyüşü”nü engellemek için Ulus’taki “İlk Meclis” binası önünde kurulan polis barikatını kimin kaldırdığı tartışılıyor.

 

 

Medyadaki ağırlıklı görüş, bunu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sağladığı yolunda.

 

 

Bu tür yorumları yapanların “hariçten gazel okuyanlar” olduğu besbelli.

 

Ankara’daki 29 Ekim kutlamaları üstüne kalem oynatanlar, o gün Ulus’ta olsalardı, barikatı kimin kaldırdığını kendi gözleriyle görecek ve adresi başka yerde arama çabasına girmeyeceklerdi.

 

Sözü hiç dolandırmadan söyleyeyim: “Fail”i uzaklarda aramaya gerek yok. Siyasal iktidarın 29 Ekim barikatını halk kaldırdı!

 

 

TOMA’ları, panzerleri, kalkanlı polisleriyle halkın önünü kesmeye yeltenenler o barikatın altında kaldılar! Biber gazına, basınçlı suya, copa, tekmeye, tokada direnen Cumhuriyet sevdalısı cesur yürekler kazandı!

 

 

Tayyip Erdoğan’ın ve Ankara Valisi Alâaddin Yüksel’in karizması çizildi! Ettikleri iri lafların, savurdukları tehditlerin, koydukları yasağın altında ezildiler. “İstihbarat aldık, provokasyon olacak” yalanları sökmedi! “Asarız, keseriz!” tehditleri işe yaramadı. “Ferman padişahın, Bayram bizimdir!” diyerek yollara düşen yüz binlerin yürüyüşünü engelleyemediler. İlk Meclis’in önünü kuşatan güvenlik güçleri, tüm çabalarına karşın Anıtkabir’e akan insan selini durduramayacaklarını anlayınca geri çekilmek zorunda kaldılar.

 

 

Evet, ne Cumhurbaşkanı, ne Ankara Valisi... Halk, kendi elleriyle kaldırdı barikatları…

 

 

* * *

 

 

Oysa insanları yıldırmak, yürüyüşten vazgeçirmek için neler yapmadılar!

 

Kent dışından gelen taşıtların yolunu kestiler, yolcuların kimliklerini toplayıp saatlerce GBT (Genel Bilgi Tarama) denetiminden geçirdiler.

Bazı otobüs şoförlerini tehditle geri çevirdiler. Yok otobüsün kâğıtları eksikmiş, yok farı kirliymiş diye olmadık bahaneler icat ettiler. “Arabada ceset torbası yok!” diyerek insanların seyahat özgürlüğünü çiğnediler. Bu polisler, yurttaşların Ankara’ya bayram kutlamaya değil, ölmeye gittiklerini düşünüyorlardı herhalde!

 

Biz bu engellemeleri 1 Mayıs’lardan çok iyi biliriz. Kaç kez, emekçilerin birlik ve dayanışma gününü kutlamak için İstanbul’a giderken yolumuzu kesmişti aynı polisler. Bir keresinde, “otobüsün camı çizik” diyerek aracımızı garaja çekmişlerdi!

 

 

* * *

 

 

29 Ekim’de polis çok acımasızca saldırdı halka.

 

Helikopterlerden bile gaz bombası attılar topluluğun üzerine.

O sırada Tayyip Erdoğan’a ve AKP’ye karşı yükselen “sevgi sözcükleri”ni duymalıydınız!

 

Gökyüzünde oluşan gaz bulutu üzerimize çökünce, önce genzimiz, sonra gözlerimiz yanmaya başladı. Hekim olan eşim, olacakları biliyormuş gibi, yanında maske getirmişti. Gazın etkisinden korunmak için bu maskeleri kullandık...

 

 

O sırada, gözlerine biber gazı sıkılmış seksen yaşındaki bir kadının çırpınışına tanık oldum.

 

 

73 yaşındaki Hasibe Özbay ise şimdi hastanede. 5 kaburgası, sağ el bileği ve sol kürek kemiği kırık. Gözünde de yırtık oluşmuş...

 

 

Bütün bunların sorumlusu kim?

 

 

Yürüyüş sonunda halkın Ankara Valisi’ne ortak tepkisi şöyleydi:

 

 

Biz sana vali olamazsın demedik, mani olamazsın dedik!

 

* * *

 

AKP iktidarı, siyasal baskının dozunu gün geçtikçe artırıyor.

 

Ulusal bayramlarda Atatürk anıtlarına çelenk koymayı bile yasaklayan bir yönetim anlayışı, “faşizm”den başka hangi sözcükle tanımlanabilir?

 

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da belli ki çok rahatsız bu uygulamalardan. Fakat tepkisini doğrudan Başbakan’a yöneltemiyor; topu taca atarak, “Valilerin genelgeyi iyi okumadıklarını” söylüyor.

 

Demek ki sorun, böyle saçma sapan “genelge”ler yayımlanmasında değil, bunların iyi okunmamasında! O zaman sormak gerekiyor: Okuduklarını bile anlayamayacak düzeydeki bu badem bıyıklı adamları neden vali yapıyorsunuz? Hepsi de tornadan çıkmış gibi birbirine benziyor maşallah!

 

 

* * *

 

Anayasa’nın açık hükmüne karşın, yandaş basın ısrarla “izinsiz yürüyüş” demeyi sürdürüyor. Bu kadarla kalınsa neyse! Başbakan’ın ve çevresinin 29 Ekim kutlamalarına yakıştırdığı şu yaftalara bakın:

 

İllegal”, “marjinal”, “terörist”, “provokatör”, “Ergenekoncu” ...

 

 

Hadi bunları ciddiye almıyoruz ama, olup bitenleri balkondan izleyip, “Ne heyrini gördük bu Cumhuriyetin? Alın tepe tepe kullanın!„ diyerek, Cumhuriyetin kazanımlarına sırt çeviren bir başka kesimin yaklaşımlarını çok yadırgıyoruz.

Yürüyüşte yığınsallık vardı, kararlılık vardı, coşku vardı. Ama özlediğimiz önderlik yoktu. Bunun kusuru, her türlü baskıya karşın tarihsel “Cumhuriyet Buluşması”nı gerçekleştiren insanlarda değildir. Halk kendi başına yürüdü, atılan sloganlara eşlik etti. Bir yandan “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağırdı, bir yandan Nâzım’ın şiirlerini seslendirdi. Yürüyüşe katılanlar, devrimci söylemlere açıktı. “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek!”, “Güneşli günler göreceğiz!”, “Tayyip şaşırma, sabrımızı taşırma!”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi!”, yürüyüş boyunca atılan sloganlardan bazılarıydı.

Ben inanıyorum ki, sosyalistler örgütlü olarak içinde yer alsaydı, niteliği çok daha farklı olabilirdi bu büyük halk direnişinin.

 

* * *

 

 

Ş U T


 

TRT, Tayip’in borazanı oldu” diyorlar.

 

 

Bence yanlış.

 

 

Borazanı değil, “vuvuzela”sı oldu!

 

 

AŞUT

* * *

 

Özensiz Tümceler

 

* 29 Eylül 2012 günlü BirGün gazetesinin başlık altındaki spotlarından biri şöyleydi:

 

Beşiktaş yönetiminin Ricardo Quaresma hakkındaki politika yazarımız Orhan Uluca tarafından geniş bir şekilde değerlendirdi.”

 

Bizim arkadaşlar tek bir tümceye bunca yanlışı nasıl sığdırıyorlar, şaşıyorum doğrusu! Bu tümceyi şöyle kurmak çok mu zor:

 

“Beşiktaş yönetiminin Ricardo Quaresma hakkındaki politikası, yazarımız Orhan Uluca tarafından geniş bir şekilde değerlendirildi.”

 

* Yine aynı tarihli BirGün’ün “Çalışma Yaşamı” sayfasında bir fotoğraf altı yazısı:

 

 

DİSK üyeleri tüm Türkiye’de çalışma bakanlıklarına yürüdü.”

Bu satırları okuyanlar da, Türkiye’nin 81 ilinde Çalışma Bakanlığı olduğunu sanır. Anlatılmak istenen herhalde Çalışma Bakanlığı’nın Bölge Çalışma Müdürlükleri’dir.