Barış için Akademisyenler'in davası 12 Nisan'a ertelendi
05.12.2017 13:20 GÜNCEL

"Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisine imza attıkları gerekçesiyle "Terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla haklarında ayrı ayrı dava açılan 10 akademisyen bugün hakim karşısına çıktı. Mahkeme, akademisyenlerin haklarındaki davanın birleştirilmesi, Adalet Bakanlığı'ndan izin alınması ve derhal beraat verilmesi yönündeki taleplerini reddetti.

Barış istemek asla suç olamaz Barış istemek asla suç olamaz

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün tutuksuz yargılanan 10 akademisyen sırayla hakim karşısına çıktı. Savunma için sanık kürsüsüne ilk çıkan Galatasaray Üniversitesi'nden Osman Olcay Kunal'ın avukatı Hüseyin Ersöz, başka bir mahkemede yargılanan akademisyenler Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy'un hakkında TCK'nin 301. maddesinde düzenlenen “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, TBMM'yi, hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama" suçlamasıyla yargılama yapılması için Adalet Bakanlığı'ndan izin alındığını anımsatarak bu dava için de izin alınması için Adalet Bakanlığı'na yazı yazılmasını talep etti. Daha sonra Galatasaray Üniversitesi'nde görevli akademisyenler Tuba Akıncılar, Aslı Didem Danış Şenyüz, Hakan Yücel, Ildırım Başak Demir ve Ömer Orhan Aygün aynı taleplerle hakim karşısına çıktı.

"Havuz iddianameler"

Galatasaray Üniversitesi'nden akademisyenlerin yargılamasının bitmesinin ardından İstanbul Üniversitesi'nden Gizem Bilgin Aytaç sanık kürsüsüne geldi. Sanık Aytaç'ın avukatı Arın Gül Yeniaras, derhal beraat talebinde bulundu. Avukat Yeniaras, "İçine herşeyin dahil edildiği havuz iddianamelerdir. Bildiride devlete yapılan bir barış çağrısı vardır. Barış bildirisine konu olaylar savcının iddiasına göre hayal ürünüdür. Oysa orada yaşananlar gerçektir. İddianamede, gerçek dışı olarak kaydedilen mağduriyetlerde Anayasa Mahkemesi başvuruları vardır" dedi. İstinaf mahkemeleri hakkında ortak tutanak tutan 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tutanağını örnek gösteren avukat Yeniaras, "Yapılan hataları ve bunların ihlal niteliğinde olduğu söylemek suç değildir. Buna imza atmak suç değildir. Buna derhal son verin demek suç değildir. Bildiride muhatap devlettir. Meşru, ahlaki, hukuki ve yasaldır. Bölgedeki hak ihlallerini saymak terör örgüt propagandası değildir. Güneydoğu'da yaşayan her vatandaşı PKK üyesi saymak ayrımcılıktır" diye konuştu.

Bildirinin iddianamede yeralan İngilizce çevirisinde birden çok yanlış olduğunu da vurgulayan avukat Yeniaras, "Metinde 'Kurdish', Kürdistan olarak çevrilmiştir. Bu Kürdistan değil, Kürt demektir. Olmayan bir suç yaratılmıştır" dedi. Ardından İstanbul Üniversitesi'nden Pedriye Mutlu'nun yargılamasına geçildi. Raporlu olduğu için duruşmaya katılmayan Mutlu'nun avukatı Ali Deniz Ceylan, davaların birleştirilmesini, derhal beraat kararı verilmesini ve TCK 301. madde yönünden yargılama için Adalet Bakanlığı'ndan izin alınmasını talep etti.

Tüm taleplere ret

Mahkeme heyeti, sanıklar hakkında ayrı ayrı derhal beraat verilmesi, birleştirme ve TCK 301. maddesi yönünden izin alınması taleplerini reddetti. Duruşmalar 12 Nisan'a ertelendi