‘Barışın sana ihtiyacı var’
MURAT YAYKIN MURAT YAYKIN

Fotoğrafın propagandist kullanımından önce, afiş o amaca dönük olarak kullanılıyordu. Ilk fotoğraf için 1839 tarihini verebilecekken, MÖ 4000 yıllarında Asur ticaret kolonilerinin Anadolu’daki alışverişlerinde mallarını daha iyi tanıtmak ve satmak amacıyla, kil tabletler üzerine yazdıkları çivi yazılarını ilk afiş çalışmaları olarak söyleyebiliriz. Bugünkü anlamda bilinen en eski afiş ise Fransa’nın başkenti Paris’teki Notre Dame de Saint’e bağlı kiliselerin kapılarından yardım toplama ile ilgili olduğu söyleniyor. Fransa’da kültürel hareketlerle gelişme gösteren afiş sanatı, sanayi devrimi ile birlikte yeni bir anlayış kazanmış, çok sayıda üretilen mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasında etkili bir tanıtım aracı olmuş. Afiş sanatının ilk çağdaş temsilcisi Fransız Jules Cheret (1836-1933).

Afişin propaganda amaçlı kullanımından başlamıştım. İşte birkaç örnek;

barisin-sana-ihtiyaci-var-67940-1.Alfred Leete’nin ‘Ülkenin Sana İhtiyacı Var’ adlı asker toplamak için yaptığı afiş tasarımı Savaş Bakanı Lord Kitchener’i İngiliz kamuoyunun meşhur bir ikonuna dönüştürmüş. Bu afiş askere yazılma ve milliyetçilik ile ilgili bakış açılarında önemli bir değişiklik yansıtmış. 1914 yılına kadar İngilizlerde orduya katılma küçük bir azınlık tarafından seçenekken “Ülkenin sana ihtiyacı var” sloganı halkın çoğu için çarpıcı ve alışılmadık şekilde hayat bulmuş. Afişteki kompozisyon; Kitchener’in görünmeyen bir yüze doğru seslenmesi ve izleyiciye yönelen işaret parmağı birey-devlet arasında güçlenen bağı işaret ederken, devletin otoritesini de yansıtıyor. Bu formatı birçok ülke kullanmış.

1917’de ABD ordusu için James Montgomery Flagg tarafından yapılan versiyonunda Sam Amca figürü kullanılmış. Ayrıca VI. Savaş Harcı’nın desteklenmesi için kartpostallar yapılmış, Fritz Erler’in yaptığı “Zafer İçin Yardım Et! Savaş Harcına Bağış Yap” adlı Alman afişinde benzer bir baskı izlenmiş.

barisin-sana-ihtiyaci-var-67941-1.

Bu tip afişlerle orduya kaydolmanın toplumu ahlaken arındıracağı ve güçlendireceği inanışı resmi teşviklerle de beslenirken ve

alkolizmi, toplumsal suçları ve tembelliği yok edeceği inanışı yayılırken, aynı zamanda otoriteye itaatin de gelişmesinin önü açılmış.

Bizde ise askerlik zorunluluktur, o yüzden de asker toplama diye bir durum söz konusu değil. Hatta öylesine işlenmiştir ki askere gitmeyeni adamdan bile saymazlar. Şehit haberleri geldiğinde asker yakınlarının “vatan sağ olsun,” söylemleri bize mahsustur.

1940 ve 50’lerde ise radyonun ve televizyonun giderek etkisini artırması ve fotoğrafçılığın reklam dünyasına girmesiyle afiş sanatının parlak dönemi sona eriyor. Ancak, 1960’ların sonunda, dünyadaki siyasal gelişmeler, gençliğin eskimiş düzenleri barisin-sana-ihtiyaci-var-67942-1.sorgulaması ve rock müzikle başkaldırması afişin yeni bir ilgi odağı olmasını sağlıyor. Afişlerin etkili olduğu dönemlerden, medyanın (televizyon, gazete) etkin olduğu dönemlere geçişten sonra propaganda biçimleri de değişiyor. Fotoğraflar ve hareketli görüntüler baskın hale geliyor. Ulusal kanalların neredeyse tamamını kendi hegemonyasına kilitleyen iktidar, istediği haberi yayınlatıyor. Bunları biliyoruz, seçim sonuçlarını hazmedemeyen AKP’nin tüm yurtta devreye soktuğu savaş politikaları sonucu ölümler ve katliamlardan kamuoyu yeterince haberdar edilmiyor.

Çare yok; Leete’nin ‘Ülkenin Sana İhtiyacı Var’ afişinin hayat bulması yerine, ‘Barışın Sana İhtiyacı Var’ afişlerini çoğaltmak ve hayata geçirmek gerek.