Basın Konseyi: Geldiğimiz noktada 10 Ocak 'Çalıştırılmayan Gazeteciler Günü'dür
10.01.2018 19:36 GÜNCEL
Basın Konseyi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Silivri'de bir basın toplantısı yaparak tutuklu gazetecilerin tahliye edilmesi çağrısında bunuldu

Basın Konseyi Yüksek Kurulu, yılın ilk toplantısını 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde Silivri Cezaevi ile diğer cezaevlerinde tutuklu gazetecilere destek vermek amacıyla Silivri’de yaptı.

TÜRENÇ: BUGÜN İÇİN ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLER GÜNÜ

Toplantının açılışında konuşan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, “Gazeteciler 57 yıl önce 10 Ocak’ta 212 sayılı yasanın hayata geçmesiyle yaşamsal ve sosyal haklarına kavuşmuşlardı. Yıllar içinde bu hakları kaybetmeye başladık. Ama geldiğimiz bu noktada 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bugün için Çalışamayan Gazeteciler günüdür. Çalıştırılmayan gazeteciler günüdür. Hapise konulan gazeteciler günüdür. Binlerce, on binlerce gazetecinin işsiz kaldığı gündür. Sendikalılaşmanın yok edildiği gündür. Ailelerin acı için evde beklediği gündür. Babalarını göremeyen çocukların hapisten çıkacağı özlemiyle yaşadığı gündür" dedi.

HAK ARAYIŞININ EN ÖNEMLİ NOKTASI KALEME SAHİP ÇIKMAMIZ

10 Ocak'ın özellikle son 10 yıldır anlamını tamamen yitirildiğini ifade eden Türenç, “Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de 145 civarında gazeteci hapishanede tutsak. 145 diyorum çünkü bu sayı her gün bu sayı artabiliyor, eksilebiliyor.Haklarında davalar açılan gazeteci sayısı her geçen gün ekleniyor. Gözdağı verilmeye devam ediyor. Bunun da ötesinde bizler için önemli olan gazetecilerin kendilerine uyguladığı otosansürlerdir. Bugün peşinde olduğumuz hak arayışının en önemli noktası kaleme sahip çıkmamızdır. Kaleme sahip çıktığımız zaman demokrasiye sahip çıkmış oluyoruz. Demokrasi demek en önemli unsurlarından bir tanesi fikir özgürlüğüne sahip çıkmak en yaşamsal hakkımızdır. Bunun peşindeyiz. 10 Ocak’ta Silivri’de buluşmanın önemi şuradan kaynaklanmakta hemen yanımızdaki o korkunç Silivri hapishanesinde çok sayıda gazeteci özgür kalacağı günü bekliyor.”

DURUŞMANIN İSTANBUL'DA GÖRÜLMESİNİ TALEP EDİYORUZ

Konuşmasında Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı davaya değinen Türenç, ”Davanın son duruşmasında yine tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına karar verildi.Türkiye’nin dünyadaki bu konudaki liderliği yine perçinlendi. Çünkü 155 ülke arasında Türkiye 134’üncü sırada tutuklu gazeteciler ve basın özgürlüğüne getirilen yasaklarla ilgili…Mahkeme son duruşmada anlaşılamaz bir kararla bir sonraki duruşmayı Silivri Yerleşkesindeki mahkemeye aldı. 9 Mart 2018’de görülecek duruşma, bunu da kabul etmiyoruz. Çünkü Adil Yargılanma Hakkı’nın vazgeçilmez unsuru olan yargılamanın aleniliği ilkesinin pratikte hayata geçmesi, ilgilenen herkesin duruşmayı takip edebilmesi ve bu imkana kavuşması asıldır. Duruşmanın ücra bir yerde değil İstanbul’da görülmesini talep ediyoruz. Cumhuriyet davası ile ilgili gazetecileri de ilgilendiren diğer tüm ceza davaların bir an önce bitirilmesini istiyoruz.” diye konuştu.

YOLUMUZ ÖZGÜR BASIN YOLUDUR

Silivri Cezaevinde çok sayıda gazetecinin özgür kalacağı günü beklediğini vurgulayan Türenç, “Demokrasinin vazgeçilmez değeri olan ifade ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak, bağımsız medyanın yaşaması ve yaşatılması için çalışmaya hep birlikte devam edeceğiz. Yaşanan bu süreçte evet üzgünüz. Ama gelecek için umutluyuz ve kararlıyız. Yolumuz özgür basın yoludur. Çalışan Gazetecilerin günü olması için 10 Ocakları yaşatmaya kararlıyız” dedi.

CİNDORUK: BUGÜN ARKADAŞLARIMIZA YAPILAN YARGISAL İŞKENCEDİR

TBMM Eski Başkanı ve Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Hüsamettin Cindoruk ise “Düşünce suçları dediğimiz fikir ve ifadeyi özgürce dile getirme hakkının ihlalinden söz açıyoruz. Bugün cezaevinde uzun süredir tutuklu bulunan arkadaşlarımızın uzun tutukluluk sürecinden ötürü şikayetleri var. O şikayetleri paylaşıyoruz ama durum sadece o değil. Bugün bu arkadaşlarımıza yapılan, bu düşünce adamlarına yapılan yargısal işkencedir. Buna alışmamız çok yanlıştır buna alışamayız. Buna alışırsak demokrasimizin içinde bulunduğu sıkıntıları arttırırız. Demokrasimize kimse güvenmez. Bugün Avrupa Birliği ile açılan makas Avrupa Konseyi ile açılan makas bizim bu alışkanlığımızın, alışmamızın bir sonucudur. Hep beraber, herkesin iktidar partisi Cumhurbaşkanı dahil hepimiz fikir ve ifade özgürlüğü ile uluslararası değerlerde anlaşmak zorundayız” dedi.

AİHM'DE HAK ARAR HALE GELDİK

Askeri idareler dahil ifade ve düşünce özgürlüğüne bu kadar açık bir saldırıya hiç rastlamadığını söyleyen Cindoruk, “İçinde bulunduğumuz durum yargısal işkence kadar yargının düşünce ve ifade özgürlüğüne bir saldırısıdır. Üzüntü ile bakıyoruz bu saldırıyı önlemek için başvurduğumuz makam yurdumuzun içindeki mahkemeler veya Anayasa Mahkemesi olmaktan çıkmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) hak arar hale geldik. “ diye konuştu.

ADALET ATALAY: HAKLI OLANLAR KAZANACAK

Cumhuriyet Gazetesi davasında tutuklu bulunan Akın Atalay’ın eşi Adalet Atalay, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü nedeniyle toplantıda olmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, “Pınar hanımın dediği gibi artık çalışan değil çalıştırılamayan gazeteciler günü diye anmaya başlayacağız. İstatistiki bilgeler Türkiye’nin medya özgürlüğü bakımından 154’üncü sıralara geldiğini gösteriyor sınır tanımayan gazetecilerin yaptığı açıklamaya göre.” dedi. Sözlerini eşinin duruşma sırasındaki sözleriyle bitiren Atalay, “Dünyaya 100 defa gelecek olsaydım. Her defasında bu davada savunma makamında olmayı tercih ederdim. Çünkü adalet, özgürlük ve demokrasi değerlerinin yanında saf tutmak onurdur. Vicdanım rahat ve huzurluyum. Hiç merak etmeyin, bugün güçlü gibi görünenler değil, haklı olanlar kazanacaktır. “ dedi. Adalet Atalay konuşması sırasında gözyaşlarına hakim olamadı. Atalay’ı yanında oturan aynı davada tahliye olan Musa Kart teselli etti.

Cumhuriyet Gazetesi davasında geçtiğimiz yıl Temmuz ayında tahliye olan çizer Musa Kart da tahliye olduktan sonra ilk kez Silivri’ye geldiğini ifade ederek, “Duygularımı tarif etmekte zorlanıyorum. Sevgili kardeşlerim Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın haksız, hukuksuz biçimde bir yılı aşkın süredir cezaevinde tutulmalarına itirazım var. Ama itirazım aynı zamanda sadece muhalif oldukları için siyasetçilerin, akademisyenlerin ve gazetecilerin zindanlara atılmasına..” dedi.

Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar da Basın Konseyi üyelerine, toplantıya katılan katılamayan ve özgürlüğünden mahrum bırakılan bütün basın mensuplarını selamladığını belirterek, “ Bugün Silivri’de olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Silivri maalesef böyle anılıyor. Ama ben inanıyorum. ‘Top yere vurmadan zıplamazmış’ derler. Topun yere vurduğu yer olarak ta anılacak Silivri.. Biz dokuz yıldır bu hüznü, bu kederi burada yaşıyoruz. Her seferinde yargılamaların başladığı günden bu yana haksızlıkların, adaletsizliğin bulunduğu yer olarak belki anıldı Silivri. Ama biz bu kavramla mücadele etmeye devam ediyoruz. Silivri aslında hiç böyle bir yer değilken o anlama eş tutulmaya çalışıyor. Bunu bir anlamda kullanacağız. Böyle olmadığı bir yer olarak anılacak.” dedi.

Toplantıda ayrıca, Cumhuriyet Gazetesi davasında yargılanırken tahliye edilen Önder Çelik ve Emre İper de söz alarak duygu ve düşüncelerini dile getirdi. Toplantı sonunda Belediye Başkanı Işıklar tüm gazetecileri temsilen Basın Konseyi Başkanı Türenç’e çiçek takdim etti.