-Reklam-
Anasayfa YAŞAM Başka nüshası yok!

Başka nüshası yok!

Vagon, Kadıköy’de Postane caddesinin en ucunda, dışarıdan bakılınca hiçbir özelliği olmayan, cam önlerini ihtiyarların tuttuğu bir kahvehane idi.

90’lı yıllarda Fazıl Hüsnü Dağlarca, birer gün arayla bu kahvehaneyi mekân tutardı.

Yıl 1995 ve Şeker Bayramı’nın birinci günü, günlerden de cuma…

Öneri, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın o zamanki başkanı Ataol Behramoğlu’ndan geldi.

Ataol Behramoğlu, Genel Sekreter Necati Güngör, şair Eray Canberk ve ben, o gün Dağlarca’yı günlerinin çoğunu geçirdiği bu kahvede ziyaret edip bayramını kutlamıştık. “Nerede o eski bayramlar” demeden, bir güzel geleneğin başlangıcı olması dileğiyle…

Dağlarca, kahvenin kapıya yakın bir yerinde, elinde bastonu oturuyordu.

Çaylar içilmiş, el sıkışılıp öpüşülmüştü.

Bayram da olsa şairler, şiirden başka ne konuşur?

“Şair tanrıdır” demişti Dağlarca, “ortalıkta görünmez.”

Ataol, Fransa’da kaldığı yıllarda yönettiği ve modern Türk şiiri bağlamında ağırlıklı olarak Dağlarca’dan söz eden ‘Anka’ dergisinin 24/25. sayısını getirmişti.

Dağlarca, dergiyi karıştırmış ve sesi bir hüzün yumağı halinde düşmüştü aramıza: “Şu dergi kalınlığında bir şiir kitabım çıksın isterdim Fransızcada.”

Söz dönüp dolaşıp yaşlılığa gelmişti.

“Arkadaşlarımı gördükçe ben de yaşlanıyorum” demişti Dağlarca, “çünkü insan arkadaşlarıyla yaşlanıyor.”

Artık, akşamın karanlığı iyice inmek üzereydi.

Çaylar bir daha tazelendi


Ataol “Vakt-i kerahat gelmedi mi?” diye sorunca, “Beni bağışlayın” demişti Dağlarca, “içkiyi bıraktım, artık içmiyorum. Doktor ‘içersen bacağın kesilir’ dedi.”

Geçen yıl Kadıköy’de Sular İdaresi’nin yanında bir ev almıştı kahveye ve çarşıya yakın olsun diye…

Ama altı daireli apartmanda bir kendisi ‘ev’ halinde, öteki daireler hep işyeri idi.

Bu yüzden de geceleri ve tatil günleri kaloriferler yanmıyordu.

“Birazdan” demişti, “eve gideceğim, soğuk da olsa kâğıtlar beni bekliyor, gidip vasiyet yazar gibi şiir yazacağım.”
Cebinden bir şiir çıkarmıştı.

Bir ‘Ayrılık’ şiiri, 18 Şubat’ta yazmış…

“Bana verir misin?” demiştim.

“Yüz lira verirsen! Ama kaybetme, başka nüshası yok.”

Şiiri katlayıp cebime koymuştum.

Bayram ziyaretini bitirmenin, ayrılığın zamanıydı artık…

Yeniden el sıkışıp akşamın serinliğine atarken kendimizi, Dağlarca, kahvenin cam kenarında öylece kalmıştı.

Ve işte Dağlarca’nın daktilosundan çıkmış o şiir:

- Reklam -

SON HABERLER

Erdoğan, AKP İstanbul İl Başkanlığı’nda

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP İstanbul İl Başkanlığına...

14 yaşındaki iki çocuk 9 kişiyi öldürmeyi planlamaktan gözaltında

ABD'nin Florida eyaletinde 14 yaşındaki iki kız çocuğu, dokuz kişiyi öldürmeyi planladıkları...

Cumartesi Anneleri 734 haftadır direniyor

Cumartesi Anneleri/İnsanları, 734. açıklamalarını da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nin bulunduğu...

Mazbata geldi, adağını yerine getirdi: İmamoğlu için komşularına pilav dağıttı

31 Mart Yerel Seçimlerinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilen Ekrem İmamoğlu,...

Meksika’da doğum günü kutlamasına saldırı: 13 ölü

Meksika'da silahlı bir grup saldırgan, bir restoranda düzenlenen doğum günü kutlaması sırasında...

Ankaralı grup Akis: “Ankara’da iyi bir rock dinleyicisi var”

2019’un başlarında yola çıktığımız Ankaralı Müzisyenler serimizde 15.haftaya geldik. Ankara müzik sahnesinin, alternatif üretimler...

CHP’li Torun: Belediye başkanları için 10 temel ilke belirledik

11'i büyükşehir, 10'u il olmak üzere 263 belediye başkanlığı kazanan CHP, 6...

İmamoğlu’ndan Maltepe’ye davet

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yarın 14.00'de Maltepe'de yapılacak başkanlık kutlamasına...

‘Sinemacıların bir edebiyatçıya ödül vermesi çok hoşuma gitti’

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı’nca düzenlenen 30. Ankara Uluslararası Film Festivali, Ankara...

Avrasya Tüneli yarın trafiğe kapatılacak

Asya ile Avrupa yakasını deniz tabanının altından karayolu ile birbirine bağlayan Avrasya...

Sonraki haber