Başkanlık Divanı’nı bekleme gereği yok
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

“İvecenlik”, Sayın Erdoğan’ın en belirgin özelliği. En muhalifinden, kendisine tapma derecesinde yandaş olanların birleşebileceği belki de tek özelliği: Hızlı karar vermek ve onu uygulamaya koymak. Hatta, Başkanlık rejimi için kullandığı başlıca gerekçe, hızlı karar almak ve onu uygulamaya koymak değil miydi? Haliyle, “hantallık ve yavaş işleyiş”, parlamenter rejime yönelttiği eleştirilerin başında gelmekte idi.

Ne var ki, 7 Haziran’dan bu yana izlediği politika, önceki söylemlerinin tam tersi oldu: Öncesinde, “beklemeye aldım” dediği parlamenter rejimi işletmeme yönünde 7 Haziran sonrası. Bu bakımdan, kendi içinde “tutarlı” sayılır. Bu durum, “ivecen” olma özelliğinin “ikiyüzü”nü de sergiliyor.

Yürütme: Bekletme yetkisi yok
Başbakan, Cumhurbaşkanı (CB) tarafından, Anayasa md. 109 gereğince atanır.

Başkanlık Divanı ise 45 günlük sürenin başlangıcı. Hangi sürenin? Seçimleri yenileme kararının.

CB’nin anayasal yetkileri açık: Başbakanı atamak ve TBMM seçimlerini yenilemek.

>İlki, yürütmeyle ilgili yetkisi: “Başbakan, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır” (md. 109/2). CB’nin görevi, Başbakan tarafından önerilen Bakanları atamakla sona erer; yani Bakanlar Kurulunun kurulması ile.

>Sonra, yasamaya ilişkin yetkisi gündeme gelir: TBMM’de, Başkanlık Divanı seçiminden sonra “kırkbeş gün içinde Bakanlar Kurulu’nun kurulamaması” halinde, Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verebilir (md.116/2).

Göreve başlama ve güvenoyu
Kabineyi kurmak üzere görevlendirilen kişi, Hükümeti kurma çalışmalarına başlar. Bakanlar Kurulu oluşunca, Hükümet programı, kuruluşundan en geç bir hafta içinde TBMM’de okunur. Güvenoyu görüşmeleri, iki tam gün geçtikten sonra başlar ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçtikten sonra oylama yapılır (md. 110).

Görüldüğü üzere, tek parti çoğunluğunun bulunduğu bir Meclis’te bile Hükümeti kurmak ve güvenoyu için makul süre, 10-15 gün.

Oysa, tek partinin bu olanağa sahip olmaması durumunda Hükümeti kurmak için partilerarası görüşme ve mutabakat, zaman alır ve bunun azami süresi, -program hazırlığı için öngörülen bir haftalık sürenin aksine- belirtilmiş değil.

Öte yandan, Hükümeti kurma çalışması ile yasama çalışması arasında organik bağ yok. Madde 110, bunu açıkça ortaya koyar: TBMM tatilde ise toplantıya çağrılır. Ne için? Hükümet programının okunması ve güvenoyu için. (Güncel durumda bu işlemler, TBMM üyelerinin yeminini izleyen günlerde yapılabilirdi...)

,Bu nedenle, Başbakanı görevlendirmek için Başkanlık Divanı’nı bekleme gereği bulunmadığı gibi, tam tersine, md.116’daki “süre kaydı”, olası bir koalisyon Hükümeti yolunda partilerarası görüşmeleri baskı altına alacağından, serinkanlı tartışmaları engelleyebilir.

Yasama: Takdir yetkisi ve sınırları
1) Bu süre, Hükümet kurma çalışmasının ilk aşamasına ilişkin: Bakanlar Kurulu’nun oluşumu. Mesela, 45. gün Bakanlar Kurulu’nun kurulması, md. 116’nın işletilmesine engel. Çünkü, bundan sonraki aşama güven oylaması.

2) Kırkbeş günün dolması, “seçimleri yenileme gereği”ni yaratmaz; sadece bir olanak yaratır CB için.

3) CB bu olanağı yalnız başına kullanamaz; TBMM Başkanı’na danışarak karar vermek durumunda. (Burada, Başkan’ın görüşünün niteliği tartışılabilir; ama sırf formaliteye dayalı bir görüş bildirme yetkisi olmadığı açık).

Makul bekleme süresi ne?
Kırkbeş günün dolmasından sonra “makul bekleme süresi” nedir? Kuşkusuz, bu soruya verilecek yanıt, nicelikten çok nitelik sorunuyla ilişkili. Şöyle ki; CB, Yüksek Seçim Kurulu seçim sonuçlarını açıklayınca hemen Başbakanı görevlendirebilirdi. Zira, yasamanın çalışmaya başlamasına ilişkin süreler belli. Buna rağmen, en az üç haftalık gecikme ile Başbakan atadığına göre, 45 günün dolmasından itibaren üç hafta daha beklenebileceği görüşü öne sürülebilir.

Ancak burada önemli olan Hükümet kurma seçeneklerinin tüketilmesi. Mesela, Davutoğlu Hükümeti kuramayınca, Kılıçdaroğlu’nu atadı; ama o da kuramadı ve 45 gün doldu. Duruma göre, diğer liderlerin Hükümeti kurma ihtimali değerlendirildikten sonra, Davutoğlu’nu yeniden, -AK Parti azınlık Hükümeti seçeneği için- görevlendirebilir...

Sonuç olarak; Başbakanı görevlendirmede makul olmayan bir gecikme ile seçimleri yenilemede ivecenlik, anayasal yetkilerin zorlanması ve hatta istismarı anlamına gelir.