Batılı gazeteciler için Gazze’den haber verme rehberi
03.04.2018 08:10 DÜNYA

Vijay Prashad

Eğer Batılı bir gazeteciyseniz ve Gazze’den haber vermeniz gerekiyorsa, en iyisi Filistinlilere tehdit muamelesi yapın. Bedenleri onların silahları, varlıkları ise tehlikeli. Eğer bir Filistinli, İsrailli bir asker tarafından öldürüldüyse, bu durumu tanımlamak için en uygun düşen ifade ‘çatışma’ olacaktır. Çatışma silahlı iki taraf karşı karşıya geldiğinde meydana gelir. Oysa siz silahsız Filistinliler, var oluşları dolayısıyla silahlıymış gibi davranın… Eğer İsrailli askerler 16 Filistinliyi vurup öldürdüyse, haberi vermenin en iyi yolu Gazze’de ‘Ölümcül çatışmalar’ın çıktığını söylemek olacaktır.

Eğer Batılı bir gazeteciyseniz ve Gazze’den haber vermeniz gerekiyorsa, hiçbir Filistinli yetkiliyle konuşmayın. Sadece İsrail ordusuyla ve hükümetiyle görüşün. İsrail ordusu size, Filistinlilerin taşlarla ve ‘yanan lastiklerle’ ‘çatışmaya’ başladığını söylediğinde, haberinizi doğrudan bu ifadelerle yazın. Sorgulamaya zahmet etmeyin. Filistinlilerin barış içinde yürürken, İsrail ordusunun onlara silah ve biber gazıyla saldırdığını belirtmeye zahmet etmeyin. Haberinizde kendi gözlerinizle gördüklerinizi anlatmaya zahmet etmeyin. Sınırın iki tarafından da çekilen YouTube videolarını izlemeye zahmet etmeyin. Silahsız adamların namaz kılarken İsrailli kesin nişancılar tarafından teker teker vurulduğunu görmeye gerek yok. Sınırdan koşarak uzaklaşan bir genç adamın İsrailli keskin nişancı tarafından sırtından vurulduğunu görmeye gerek yok. İsrail ordusunun kâtibi olmak, gerçeklerin peşinde koşan bir gazeteci olmaktan daha iyi.

Eğer Batılı bir gazeteciyseniz ve Gazze’den haber vermeniz gerekiyorsa, asla vazgeçmeyeceklerini, ‘kaybedecek hiçbir şeyleri olmadığını’ söyleyen birkaç Filistinliyle konuşun. Bu açıklamaları bağlamından ve anlamından kopararak verin. Kara ve deniz sınırları İsrail tarafından kapatılmış olan Gazze’deki kalıcı kuşatma hakkında yazmayın. Filistin İnsan Hakları Merkezi’nden gelen belgelerle uğraşmayın. Çünkü eğer haftalık raporlarını okursanız, İsrail ordusunun son birkaç hafta içinde Gazze kıyılarını tekrar tekrar vurduğunu öğrenirsiniz; bunlara al-Sudaniya açıklarındaki Filistinli balıkçı teknelerine düzenli saldırılar dahil. O raporlarda, İsrailli savaş uçaklarının Kuzey Gazze’deki Beyt Hanun stadyumu saldırılarıyla ilgili haberler bulursunuz. İsrail askerlerinin Gazze Vadisi’nin doğusundaki çobanlara doğru tekrar ateş açtığına dair kanıtlar bulursunuz. İsrail Gazze’ye uluslararası insan hakları ajanslarının girmesine izin vermiyor. İsrail konunun bu bağlamda ele alınmasını istemiyor. Siz de öyle.

Eğer Batılı bir gazeteciyseniz ve Gazze’den haber vermeniz gerekiyorsa, Filistinli siyasi gruplara, planlanan altı haftalık silahsız protesto gösterilerini sormayın. Bunun Batılı liberallerin Filistinlilerden sık sık talep ettiği gibi barışçıl bir protesto olduğunu haber yapmaya zahmet etmeyin. Filistin liderliğinin halka neden barışçıl olma çağrısı yaptığını ve neden sınırda toplanmalarını istediklerini sormaya zahmet etmeyin. Filistinliler kuzey İsrail’de yaşamlarını savunmak için savaşırken, 30 Mart’ın Celile’de Toprak Günü’nde yaşanan olayların yıl dönümü olduğundan neden bahsedesiniz ki? Bunların sadece kafese konmuş halkın içgüdüsü olmadığını burada bir politikanın geçerli oldunu neden anlatasınız ki?
Eğer Batılı bir gazeteciyseniz ve Gazze’den haber vermeniz gerekiyorsa, İsrail ordusu tarafından öldürülen Filistinlilerin isimlerini sıralamayın. Naci Ebu Hicir, Muhammed Kemal Neccar, Vahid Nasrallah Ebu Samur, Amin Mensur Ebu Muammer, Muhammed Naim Aşur Odeh, Cihad Ahmed Freyna, Mahmud Sadi Rahmi, Abdulfettah Abdulnabi, İbrahim Salah Ebu Şar, Abdülkadir Marhi el-Havajri, Sari Velid Ebu Odeh, Hamdan İsmail Ebu Amşa, Cihad Zuhayir Ebu Camus, Bader el-Sabbah ve Ömer Samur’dan behsetmeyin. Bırakın onlar da tıpkı Filistin gibi, suskunluğun akışında sürüklensinler.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif