Batırılmaya çalışılan gemi!..
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Ülkemiz için bir ayıplı gün daha yaşadık!..

Gezi olayları sırasında ekmek almaya giden 14 yaşındaki Berkin Elvan’ı bir kez daha andık!..

Aradan 4 yıl geçti. O’nu katledenler hâlâ bulunmadı!.. Daha doğrusu bulunmak istenmedi!..

Oysa; faili belli, saklayanı belli ve de koruyanı da belliydi!..

• • •

Bugünle birlikte Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, 499 gündür Silivri Cezaevi’nde!..
Davaya bakan yargıç; “kaptanlar en son gemiyi terk eder” diyerek diğer arkadaşlarıyla birlikte özgürlüğüne kavuşmasını engellemiş…

Yargıda “kararların ne denli keyfi düzenlendiğinin itirafı” bir yana, murat edilen batan gemi kimin?.. Laik Cumhuriyetin mi? Yoksa yargının mı?

Cumhuriyet gazetesinin olmadığı açık!..

• • •

Anayasal hakkının ötesinde, insan olarak en önemli değeri olan düşünce ve ifadesini açıkladığı, gazetecilik yaptığı gerekçesiyle sinsice yakıştırılan suçlarla kaptan olarak tutulan 140’ı aşkın gazetecinin hâlâ hapishanede yaşadıklarını bilerek, bir kez daha sormak gerekiyor ülkede hangi gemiler daha batırılmak isteniyor?

Basın mı? Devlet mi? Yoksa demokrasi mi?..

• • •

Pervasızca yapılan baskılara rağmen BirGün gazetesi de, Sözcü de, Evrensel de, Yurt da, Yeni Çağ da hatta Aydınlık da Türkiye’deki iktidarın yanlışlarını, hak gasplarını, yandaş kayırmalarını, algı yönetmelerini, emek sömürüsünü, barışa karşı duruşlarını, yolsuzlukları, hırsızlıkları ve halkın sesini duyurmaktan korkmuyor!.

Barışı istemekten yılmıyor!..

Burada adını sayamadığım, düşünce ve ifade özgürlüğünden yana, kamu görevi yapan, saygın, dürüst, meslek etiğini sahiplenen, ‘havuz medyası’ dışındaki tüm medya ve çalışanları korkmuyor, batmadan ayakta duruyor!..

İktidar üstlerine çullansa da gemilerinden ayrılmıyor!..

• • •

Mehmet Altan ve Şahin Alpay’la ilgili Anayasa Mahkemesi kararına uymayanların, sanatçı Atilla Taş gibi on binlerce yurttaşımıza sosyal medyada duygu ve düşüncelerini açıkladı diye ceza verenlerin, iktidarın borazanını çalanların gemilerini ilk terk edenler olduğunu, geçtiğimiz dönemde yakından gördük!..

Devran dönüyor!..

Vergilerimizi kendi çıkarları için harcayan, devletin tüm olanaklarını acımasızca kullanan ve de gerçek muhalefete hayasızca saldıran siyasi iktidar debelendikçe, güç kaybettiği görüldükçe gemiden kaçanların sayısı artıyor!..

• • •

Nasıl artmasın? Mangalda kül bırakmayanlar şimdi canhıraş vaziyette il il dolaşıyor, yalan üstüne yalanlar atıyorlar!..

Yurttaşın tüm kutsallarını kullanmaktan geri durmuyorlar. Şehit cenazelerinde bile siyaset yapıyorlar!..

Hatta tarafsız olması gereken ama AKP Genel Başkanı olarak ülkenin büyük çoğunluğuna karşı olan Cumhurbaşkanı, parti nutukları için gittiği yerlerde oy uğruna ‘bozkurt işareti’ yapmaktan geri durmuyor!..

• • •
Bir yandan ülke savaşta, diğer yandan ekonomi çöküşte; bu kadar hayati sorun varken iktidar, adından başka hareketi kalmamış bir yapıyı, sırf koltuğundan olmasın diye yanına almak için ittifak kuruyor. Umudunu bağladığı bu birlik için demokrasiyi askıya alma pahasına seçim yasasını değiştiriyor.

Elindeki kalemi kendi için oynatan bu vahşi çıkar zihniyetine teslim edilen siyaset, geleceğimizi ve ülkemizi yeni ve tehlikeli sorunlarla baş başa bırakıyor… Kısaca talihsiz bir süreç yaşıyoruz!..

• • •
Meclis’e getirilen ‘ittifak yasasının’ demokrasiyi tamamen yok edeceği açık…

Nedenlerini kısaca sıralayalım;

»Seçmen listelerinde adrese uyulma zorunluluğu yok. Aynı apartmanda kalanların aynı sandıkta birleştirilmesi ortadan kalkıyor. Askıya çıkarılan seçmen listelerini kontrol etmek zorlaşacak. Sahte seçmen yazımı ve hayatını kaybeden seçmenlerin yerine oy kullandırmak mümkün olacak!..

»Mülki idare amirlerine sandık çevresi yerini değiştirecek yeni yetkiler veriliyor. Sandıkları taşıma yetkisi, iktidarın emrindeki bürokratların seçmen iradesine baskı yapmasını kolaylaştıracak!..

»Seçim günü öncesinde oy pusulalarına müdahaleyi mümkün kılan düzenlemeler yapılıyor. Sandık kurulunun belirlenmesinde iktidar öne çıkarılıyor. Seçimlerin asli unsuru olan siyasi partilerin denetim mekanizmalarını azaltılıyor!..

»Oy pusulası ve zarflarının mühürsüz hale getirilmesi yasallaşıyor.

Bu vahim durum, 16 Nisan Referandumu’nun meşruiyetinin olmadığının da itirafı oluyor!..

• • •

»Sandık kurulu başkanı ve üyelerine tanınan kolluk kuvveti çağırma yetkisi, tüm seçmenlere tanınıyor. Sandıklar, bazı kişilerce ‘ihbar’ adı altında suiistimal edilerek güvenlik güçlerine bırakılabilecek. Böylece, parti müşahitti ve gözlemcilerinin seçime itiraz etme hakkı kısıtlanacak ve silah gölgesinde seçim yapılması riskini ortaya çıkacak!..

»Seçim barajının olduğu gibi bırakılması, ittifak partilerinin aldıkları oya karşın diğer partilerin kurumsal olarak aldıkları oyların haksızca değerlendirilmesine neden olacak!..

• • •

Getirilen ittifak teklifinde YSK’ce oy pusularının filigranlı kağıda basılması isteniyor.

Yapılması gereken bir uygulama. Ancak gerektiği gibi olmalı!..

Yani şimdiden sahtekârlıkların önüne geçilmeli…

Bu nedenle oy pusulalarının basımında birkaç noktaya dikkat edilmeli:

Filigranlı kâğıdın tedarikinden bu kâğıtların matbaalara ulaşmasına, oy pusulası basımından sandık kurullarına teslimine kadar geçecek sürecin titizlikle izlenmesi gerekmektedir. Bu dönemde güvenlik önlemleri en üst seviye de tutulmalı!..

Banknot basımı ve ÖSYM sınav sorularına gösterilen ihtimam burada da gösterilmeli.

• • •

Oy pusulalarına mutlaka sandık numarası da basılmalı.

Her sandığa kaç zarf ve oy pusulası gönderildiği bilinmeli ve seçim günü ilgili sandık kurullarınca seçmenlere bu sayı duyurulmalıdır…

Böylece o sandıkta başka yerden gelen bir pusulanın kullanılıp kullanılmadığı ortaya çıkacaktır.

Bugünkü dijital teknoloji ile böyle bir basım yapmak mümkündür.

Kaldı ki ÖSYM ve KPSS için adaylara, sınav odasına varıncaya kadar ayrı ayrı numaralar verilmektedir...

Sandık kurulunca sayısı belli olan oy pusulaları, sayım sonrasında eşleştirilecek, bu şekilde seçim güvenliği tam olarak sağlanmış olacaktır.

• • •

Ancak Meclis’e gelen düzenlemeler, yurttaşların özgür iradeleriyle oy vermeleri yerine ‘ittifak partilerini’ zorunlu olarak belirleme sürecini getiriyor!…

Bu durum seçim güvenliğinden çok öte, bir parti ve bir kişinin seçilmesini güvence altına almayı hedefliyor!..

• • •

Bir yılı aşkın süredir Bahçeli ile başlayan ‘Cumhuriyeti yıkım’ süreci bu yasa ile vücut bulmaya çalışıyor!..

Meşruiyeti yok sayılan bir referanduma dayanarak yapılanların amacı belli!

Hukuk devleti olmaktan çıkarılan, laik demokratik Cumhuriyetin yerine ‘teokratik oligarşiyi’ kurmak!..

• • •

Batırmaktan bahsedilen gemi Cumhuriyetimizdir!..

O gemi batarsa sadece kaptan değil, 80 milyon da batar!..